banner87
1950'de 'milli iradenin tecellisiyle' Menderes iktidar oldu.
ABD ve NATO üsleri ülkenin her tarafına yayıldı.
Türkiye; NATO ve Bağdat Paktına girdi, Kore'ye asker gönderdi, ABD istiyor diye Suriye sınırına bir  milyon mayın döşedi, İsrail ile gizli anlaşmalar imzaladı ve bölgedeki anti-emperyalist ülke ve güçlere karşı her türlü pis oyunun içinde oldu.
İçerde 'ülke ve toplumun İslamlaştırılması yolunda gerekli adımlar atıldı ve demokrasinin ortadan kaldırılması içim gerekli olan her şey yapıldı'.
Sonrası malum:
Menderes devrildi ve idam edildi.
Türkiye'nin dış politikasını o hale getiren ABD Menderes'in idamını önlemedi.
O sıralar İran'da Şah vardı.
O da ABD'nin istediği herşeyi yapıyordu.
1979'a gelindiğinde ülke kaynıyordu.
Kısa bir süre sonra Şah devrildi ve yerine Humeyni geldi.
Son anda ülkeden kaçan Şah'a ABD vize bile vermedi. Mısır Cumhurbaşkanı Sedat olmasaydı Şah sokaklarda ölecekti. 30 yıl süreyle hizmetinde olduğu ABD ve Batılı ülkeler yüzüne bile bakmadı.
Tam o sırada Saddam Hüseyin Cumhurbaşkanı El-Bekir'i devirerek ülkenin tek hâkimi oldu.
Önce güçlü olan Komünistlere yönelik katliamlara girişti.
Peşinden Baas içinde muhaliflerini temizledi.
Baas'çı Hafız Esad'ı sıkıştırmak için ayaklanan Müslüman Kardeşlere her türlü yardımda bulundu.
Adam  tek kelime ile dört dörtlük diktatör olmak istiyordu.
Yapısı, tipi ve karakteri buna uygundu.
Bunu bilen ABD ona yardımcı oldu.
Düzmece görüntü ve bilgilerle onu İran'a saldırttı.
Tam o sırada ABD Ankara'da Evren ve ekibini iktidar yaptı.
Saddam'ın İran'a karşı savaşı 8 yıl sürdü.
Parasını Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ödedi.
Dışarda hızını alamayan Saddam içerde Şii ve Kürtlere  karşı inanılmaz katliamlar gerçekleştirdi.
Kimyasal silah bile kullandı ama müttefik batı sesini çıkarmadı.
8 yıl sonra savaş bitti.
Her iki taraftan bir milyon insan öldü.
Hızını alamayan Saddam 1990'da Kuveyt'i işgal etti.
Bölgede yeni bir dönem başladı.
İran savaşında kendisine destek veren Körfez ülkeleri artık düşman.
Saddam'ın Bağdat'ta ambargo altında yaşamasına izin verildi ama kuzeydeki Kürt bölgesine 'sakın yaklaşma' denildi ve bu amaçla Çekiç Güç'ün Türkiye'ye gelmesi sağlandı.
Sonuç ortada.
Irak'ta Şii-Sünni iç savaşı ve kuzeyinde Kürt gerçeği.
2003'te Irak'ı işgal eden ABD 'Sıranın er ya da geç Suriye'ye geleceğini' söylemişti.
O sıra 2011'de geldi.
Ama Menderes, Şah ve Saddam yoktu.
Birileri 'Arap Baharı' dalgasıyla  'demokrasi ve özgürlük'ten söz etmeye başladı.
5 yıl sonra 'demokrasi ve özgürlüğün' ne demek olduğu anlaşıldı.
Menderes, Şah, Saddam, Mübarek, Bin Ali ve son yıllarıyla Kaddafi...
Ne yaptıysalar 'demokrasi ve özgürlük' adına yaptılar.
Yanı 'milli irade'!
Biraz da hamaset ekledik mi iş tamam.
Sonuç da ortada.
Biraz tarih yeter.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.