banner87
7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidara olanak vermeyen dört parçalı tabloyu hepimiz gördük. Gerçek anlamda demokrasinin geçerli olduğu her ülkede, bu tablodan mutlaka bir koalisyon hükümeti çıkardı…

Ama ister Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarı kaybetme korkusundan deyin, ister üzeri kapatılan ancak zaman aşımından düşmesi için bir hayli vakit olan 17/25 Aralık yolsuzluklarının korkusundan deyin, istikşafi görüşmelerle demokrasi süreci kesilerek koalisyon hükümetlerinin önü tıkandı.

Neticede AKP ve Erdoğan’ın siyaset oyunlarıyla, Türkiye yeniden bir seçime sürüklendi. YSK’nın emir telakki edip onayladığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isteği doğrultusunda 1 Kasım tarihi Türkiye’nin önüne sanki bir tercihmiş gibi konuldu. Vatandaş 5 ay içinde ikinci kez sandık başına gitmek zorunda bırakıldı.
Hatırlayın lütfen; Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran’a kadar “Silahlar susacak, fikirler konuşacak, analar ağlamayacak, çocuklar babasız kalmayacak, barış gelecek, ekonomi büyüyecek” diyordu.  Sonra da ekliyordu: “Bedeli ne olursa olsun bunu başaracağız. Gerekirse baldıran zehiri içeriz” dediği çözüm süreci 7 Haziran’dan sonra yeniden çözümsüzlük sürecine dönüştü…

Kim elini düğmeden çekti
7 Haziran’a kadar hiçbir olay yokken, 8 Haziran’dan kimler, neden tekrar düğmeye bastı? Ya da 7 Haziran’a kadar düğme kimin elindeydi de 8 Haziran’dan sonra elini düğmeden çekti?
Peki, bu neye mal oldu?

7 Haziran’dan bu yana geçen 120 günlük süreçte; 127 asker, polis ve korucu şehit oldu, 291 kişi yaralandı…
Doğu ve Güneydoğu’da çoğunluğu tırlardan oluşan 249 araç ateşe verildi. Çıkan çatışmalarda 20’yi aşkın çocuk ve genç hayatını kaybetti.
TSK'dan gelen açıklamalara göre bu süreçte 944 PKK’lı öldürüldüğü 880’i ise yaralandı.

Dolar 2 TL seviyelerinden 3 TL’ye yükselerek bu rakama demir attı.
Türkiye’nin ihracatı yüzde 20 azaldı, ekonomi yere çakıldı.
Türkiye’nin Suriye politikası iflas etti.

Rusya ve ABD bizim sınırımızda savaşırken, Obama’dan randevu alamayan, Putin’in de ince ince dalga geçtiği Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya lideri olmak isterken, Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ile birlikte Suriye konusunda yanlış ata oynayıp yalnızlığa mahkûm kalan iki kişiden biri oldu.

Neticede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarı kimseye bırakmama hatta paylaşmama hırsı yüzünden Türkiye uçurumun eşiğine geldi.

1 Kasım uçurumun eşiği
İşte 1 Kasım bu uçurumun eşiğinden geri dönme noktasıdır ki bu da AKP’nin tek başına iktidarı yakalayamaması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yasal sınırları içine çekilmesidir.

Bunun yolu da koalisyondur ki yapılan bütün kamuoyu araştırmaları, 1 Kasım’ın sonucunu 7 Haziran ile hemen hemen aynı gösteriyor.
Bunu gören siyasi parti liderleri de seçim beyannamelerini açıklarken hepsi de koalisyondan dem vurdu. CHP Lideri Kılıçdaroğlu ve HDP Lideri Demirtaş’tan sonra MHP Lideri Bahçeli de seçmenlerin büyük bir ihtimalle 2 Kasım sabahı önlerine koyacağı koalisyon gerçeğinin altını çizdiler. Kılıçdaroğlu ile Demirtaş’ın açık koalisyon tavrı biliniyor. Kılıçdaroğlu istikşafi görüşmeler sürecinde bu konudaki niyetini ve tavrını en net biçimde ortaya koydu. Aynı şeyi MHP Lideri Bahçeli yapmalı ve tavrını net biçimde ortaya koymalı.

Bahçeli’nin partisinin seçim bildirgesini açıklarken yaptığı konuşmayı analiz edersek; iyi hazırlanmıştı. MHP’nin sunduğu seçim stratejisini AKP’ye alternatif ve politika olarak görmek yanlış olmaz…

Kimilerinin dediği gibi MHP, AKP’ye yaklaşmadı. Aksine özellikle milliyetçilik ve terör konularında AKP, MHP’ye yaklaştı.  Bu yüzden de MHP sağ seçmeni çekmek için, AKP’ye alternatif bir strateji çiziyor.

Bahçeli tarifini yapmalı
1 Kasım için 11 Ekim 2015 günü İzmir'de, 18 Ekim 2015 günü İstanbul'da, 25 Ekim 2015 günü de Ankara'da çevre illerin katılımıyla 3 büyük miting düzenleyecek olan Bahçeli, koalisyona “evet” diyor ama tarifini yapmıyor. Çünkü CHP ile HDP seçim bildirgesi ve programında ortak noktalarda buluşabileceklerinin vurgusunu yaparken, MHP’nin handikapları var.

AKP ile koalisyon, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP ile kritik konularda yaşanan eşgüdümlü (ortak) hareket tavrı “Savaş Kabinesi” algısını tehlikesini doğuracak.

CHP ile koalisyonda ise HDP’nin CHP’ye muhtemel desteği nedeniyle geri dönülemez bir noktada duran HDP’ye ilişkin söylenmiş sözler var.
MHP bu iki handikap nedeniyle adeta Sırat Köprüsü’nde olacaktır. Bu MHP açısından iyi de olabilir, Bahçeli açısından sıkıntıya da yol açabilir.
Bu nedenle 1 Kasım akşama yapılacak balkon, merdiven üstü, kapı önü açıklamaları önemlidir!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.