28 Şubat'la hesaplaşıldığını mı sanıyorsunuz?
Bütün patron “Kanka”sı, iş takipçisi, şantajcı, birkaç bürokratın, bazı siyasetçilerin, kimi generallerin emir eri yayın yönetmenlerinin, “Brifing”lerden ön sıralarda kombine bilet alanların canı cehenneme! Beyninin, vicdanının efendisi değil de “Sahibinin sesi” olmayı tercih edenlerin, mesleki kariyerini ona buna yalakalık etmeye bağlamış, talimatla yazan yazarları da kenara koyun! Bir telefonla sayfa, manşet değiştirenleri, bir yerlerden “Sinyal” bekleyenleri, fişlemecileri, kim güçlüyse ona tapınanları, zorbalık şakşakçılarını kendi utançlarıyla baş başa bırakın! Meslektaşlarını jurnalleyenleri, sırf taşıdığı fikirden dolayı onların işinden olmasına göz yumanları, sesini çıkarmayanları da kale almayın! Onlar kafalarını “Güç”le bozmuş, kendisini “Ülkeyi yönetiyor” vehmine kaptırmış, insanların kaderini iki dudakları arasında sanan, kafasında kırk tilki dolaştırıp kırkının da kuyruğunu birbirine değdirmeyen, üç günlük dünyada başımıza “Ne oldum budalası” kesilen pek “Maharetli” tiplerdir. 28 Şubat’ta da tıynetlerine uygun davranmışlardır. Bunları kim ya da ne adına yaptıkları zerre kadar önemli değildir. Bu durum 28 Şubat öncesinde de 28 Şubat ve sonrasında da geçerlidir. Şimdi sadece haki renkli apoletliler sahneden çekilmiş lakin 28 Şubat’ın bütün “Psikolojik savaş” yöntemleri aynı hararetiyle gündemdedir. Tek fark bugünküler daha ustalaşmışlardır. İşlerini daha “İnce” halletmektedirler! İşler dünkünden çok daha rafine ve çok daha pespaye bir şekilde yürümektedir. Aradaki tek fark bu kez yapılanlar “Sivillik” ve “Demokrasi” kutsalı adına yapılmaktadır. Biat edilen “Adres” değişmiş ama “Biat kafası” değişmemiştir. Üstelik buna “Rövanşist” kinler, taşkın egolar, çapsız sayıklamalar eklenmiştir. Şimdi gene satırlar bilenmiş, giyotinler parlatılmış ve darağaçları kurulmuştur. “28 Şubat’la hesaplaşıyoruz” görüntüsü altında kim bilir hangi hesaplarla yeni “Medya Operasyonları”na start verilmektedir? Artık “Temizlik” bahanesi, yeni kirlilikleri örten bir şaldır! Elbette ki hiçbir dönemin “Günahlar”ını, o günahlara gark olanları savunacak değiliz. Ancak işlenmiş günahları yeni günahlara basamak yapmak isteyenleri de yok sayamayız. “Cadı avları” tertipçiliğini bir “Medyatik safari”ye çevirmek isteyenler de görmezden gelinemez. Unutmadan; bana göre 28 Şubat’la asıl hesaplaşmak –haklı veya haksız- üç, beş gazeteciyi yeni vesayetin arenasında aslanlara parçalatmak değildir. 28 Şubat’la asıl hesaplaşma, onu yaptıran “İrade” ile “Uluslar arası proje” ile hesaplaşmaktır. Bunu yapabilmek ise ondan siyaseten nemalananların, uzantısı olanların, bugünkü siyasi varlıklarını 28 Şubat’a borçlu olanların altından kalkabilecekleri bir iş değildir. Bu yapılamadığı sürece olabilecek her şey, bir “Göz boyamaca”dan ibarettir. Sahi siz halen 28 Şubat’la “Hesaplaşma” yaşandığını mı zannediyorsunuz?