Suç işlemeden istihbarat mümkün değil mi?
Yeni bir “Klişe” lafımız daha oldu. Neymiş efendim, “Suç işlemeden istihbarat faaliyeti yürütmek mümkün değil”miş. Bu laf da tıpkı daha önce “Terörle sonuç almak mümkün değildir” gibi zekâ kıvılcımları saçan “Şablon "vecize”lerden biri gibi duruyor. Nitekim Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ilk günden beri çıkıp bu mealde laflar ediyor. Hatta medyada kimi kalemler ve “Uzman” konuşmacılar benzer lafları tekrar edip duruyorlar. Fakat konuya bu kadar vurgu yapmaları ister istemez kuşkular doğuruyor. Acaba “KCK içindeki MİT’çiler neler yaptılar?” diye. Ayrıca ne tür bir “Suç”tan bahsedildiği de muğlak. Muhakkak ki “Terörü önleyici istihbarat” zor bir süreçtir. Belki de yüzlerce insan hayatlarını tehlikeye atarak cansiperane çalışmaktadır. Ayrıca bataklığa girip de üzerinize çamur sıçramaması mümkün değildir. Söz konusu alanda çalışan kişilerin yasalar gözünde korunmasını normal karşılamak gerekir. İtiraz tümüyle “Haksız” sayılamaz. Aynı sebeple sahada çalışan elemanları “Terörle işbirliği yapmak” la suçlamak da abestir. Madalyonun bir yüzü bu… Lakin bir de öteki yüzü var. Burada “Suç”un kıstasları ne olacak? Atıyorum, içlerinde MİT’çilerin de olduğu PKK/KCK’lılar bir otobüse molotof kokteyl atıp yolcuların cayır cayır yanmasına yol açarsa ne olacaktır? Ya da bir yere bomba koyup patlattıklarında? Daha vahimi var. MİT’çiler bizzat bu işlerin organizasyonunda mı olacaktır? O zaman ona “Haber alma ajanı” mı, “Ajan Provokatör” mü diyeceğiz? Elbette zor, sıcak şartlarda hazır cevaplar vermek kolay değil. Aklıma nedense Hollywood filmleri klişesi geldi. FBI ajanı mafyaya sızar. Mafya onun polis olmadığını test etmek için eline bir silah verir ve birini öldürmesini ister. Ajan tetiği çekmez hatta silahı mafya üyelerine doğrultur. Oysa silah dolu değildir. Bu hata ajanın hayatına mal olur. Lakin hayat filmlerdeki gibi değil. O yüzden böyle “Kahramanlıklar” beklemiyoruz. Zaten MİT’in “Görev tanımı”nda da yok. O nedenle muhtemel suçlamalar daha ağır ve daha siyasi olmalı. İş bu kadarla kalsaydı MİT’çilerin köşe bucak saklanmasına gerek kalmazdı. (Hükümete bir de “Yardım ve yataklık” tan suçlama yapılır mı acep?) “Engelleyemedik”, “Ajanımız yetersiz kaldı”, vb deyip geçerlerdi. “Kişiye özel” yasa çıkartmaya da gerek kalmazdı. Bilemiyorum, ortada KCK’nın ileride kurmayı planladığı “Kürdistan”ın siyasi altyapısının MİT’in inisiyatifinde geliştirilmesi, Türkiye adına taahhütlere girilmesi, eylem talimatlarına “Kuryelik”, vb gibi çok daha ağır isnatlar olabilir. Bu ise sadece mevcut MİT Yasası’nı revize etmekle hallolabilecek bir sorun gibi durmuyor. O zaman ulus-devlet modelini ve teşkilat-ı esasiye kanununu değiştirmeniz gerekir ki, henüz yapılamadığına göre, suçlanma riski halen sürmektedir. Bana henüz tartışmanın başlarındaymışız gibi geliyor…