Ceylan derisi koltuklarda mı oturmak ilgi çekiyor, dokunulmazlık zırhı mı bilemiyorum, adı duyulmuş duyulmamış binlerce kişi milletvekili olmak için Ankara yollarını aşındırıyor. Hepsi de hedeflerinin “Millete hizmet etmek” olduğunu söylüyor… Bürokrasinin önemli koltuklarında oturan ve bir milletvekilinden çok daha fazla “hizmet” etme olanağına sahip bürokratların bu gerekçe arkasına sığınmaları da ilginç…
Neyse ki bürokrasideki rüzgar duruldu, ancak iş dünyasındaki hala devam ediyor. Şimdi gözler AKP’nin arka bahçesi haline gelen Türk Hava Yolları yöneticilerinde…
THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu ile Genel Müdür Temel Kotil'in siyasete atılacağı söylentileri artık ayyuka çıktı. Her ikisi de bu konuda tek kelime etmiyor ama birinden birinin Ankara’ya taşınacağına herkes kesin gözüyle bakıyor. Bu iddiaları güçlendiren bir gelişme yaşandı kısa bir süre önce. Türk Hava Yolları’nın genel kurulunun 6 Nisan tarihinde yapılacağı açıklandı. Bu tarihin önemi şu:
Milletvekili listeleri 7 Nisan’da YSK’ya teslim edilecek. Kısaca 6 Nisan’da Topçu mu Kotil mi gidecek hep birlikte öğreneceğiz.

*
Davası görülmeden Birdal koltuğu kaybetti

TÜSİAD’ın geçen yılın son aylarında açıkladığı yolsuzluk araştırması, Türkiye’de yolsuzluk ve rüşvetin en fazla inşaat sektöründe olduğu ancak ulaştırmanın da artan ratingiyle ikinci sıraya yükseldiğini ortaya koymuştu. Bu iki sektör, hükümetin en çok üzerinde durduğu en fazla yatırım yaptığı, özel sektörü en çok teşvik ettiği alanlar arasında yer alıyor. Bu anımsatmanın ardından haftanın son gününün “şaşırtıcı” haberini inceleyelim. Devlet Hava Meydanları Genel Müdürü Orhan Birdal görevinden alınarak, Ulaştırma Bakanlığı müşavirliğine atandı. Bu tenzili rütbenin nedenleri hakkında çok fazla iddia var, kimileri yeni bakan Lütfi Elvan’ın Binali Yıldırım’dan kalan kadroları temizlediğini, kimi cemaat operasyonunu kimi de artık ayyuka çıkan rüşvet iddialarını gösteriyor.
Nedeni ne olursa olsun, Birdal için zor bir dönem, atacağı en doğru adım bir an önce emekli olup milletvekilliğine aday olmak, tabii ‘tek yetkili merciyi’ ikna edebilirse…
Birdal hakkında o kadar çok iddia var ki, ekşi sözlük bile onun yaptıklarıyla dolu… Eski bakan Binali Yıldırım’ın hemşehrisi olan ve 2007 yılında DHMİ Genel Müdürlüğü görevine getirilen Orhan Birdal, bu süre içinde birçok kez tartışmalı olayların içinde yer aldı. Birdal’ın en çok eleştirildiği konu yaptığı liyakata aykırı atamalar. Birdal, basın müşavirlerini ve özel kalem müdürünü hava limanı yöneticisi yapmıştı. Özel Kalem Müdürü Binnur Şahin ile yaptığı yurtiçi, yurtdışı seyahatlerle sık sık gündeme gelen Birdal, özel kaleminin şube müdürü olabilmesi için Trabzon Havalimanı Başmüdür Yardımcılığı görevine getirilmesiyle de çok konuşulmuştu. Şahin, Trabzon'da bir gün bile görev yapmadan Ankara’ya dönmüştü.

9 ihalede yolsuzluk

Önemli ihaleler öncesi denetim yapılmasını engellemek için boş koltuklara atama yapılmaması, ihalelerin incelenmesinin engellenmesi gibi çok sayıda iddiaya konu olan Birdal hakkında, geçen yıl yolsuzluk nedeniyle soruşturma da açılmıştı.
Aralarında Birdal’ın da olduğu 24 DHMİ çalışanı hakkında 9 ihalede “devleti zarara uğratmak, usulsüz açılan ihalelere onay vermek, evrakta sahtecilik ve ihaleye fesat karıştırmak” suçlarından hapis cezası istenmişti. Davanın savcısının iddiaları arasında davaya konu olan personelin bir kısmının kredi kartı borcunun ödendiği ve banka hesabına yüklü miktarda para yatırıldığı da saptandı. Birdal, hakim karşısına çıkmadan koltuğunu kaybetti.
Birdal’ın başarısız olduğu projeler arasında en önemlisi ‘Smart oda’ oldu. 2009 yılında tamamlanması planlanan proje, üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen bir türlü bitirilemedi.


*
Nuh Köklü’nün ardından…

Gecenin bir yarısı bir arkadaşımın telefonuyla irkildim, “Esin, Nuh ölmüş diyorlar” dedi. Kalakaldım ama doğruydu… Nuh Köklü, 1990’lı yıllarda tanıştığım aynı yayın gruplarında birlikte çalıştığımız, gazetecilerin sıkça takıldığı Mis Sokak’ta akşamları buluştuğum, evinde misafir olduğum bir basın emekçisiydi. Gazeteciler Meclisi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda gazetecilerin örgütlenmesi, mesleki hakları, özgür basın için birlikte kafa yorduğumuz bir dostumdu. Bugüne kadar kimseyle tartıştığına, sesini yükselttiğine tanık olmadım. Latin Amerika maceralarını heyecanla dinleyip üzerine spekülasyonlar yaptığımızda bile sesini çıkarmaz gülmekle yetinirdi. Çok sayıda röportajın, araştırmanın, hatasız çıkan gazete ve dergi sayfalarının arkasında Nuh’un imzası vardı. NTV’de editörlüğünü yaptığı programlar beğeni toplardı, Gezi olaylarının ardından “performans yetersizliği” nedeniyle işten çıkarıldığı günden bu yana işsizti. Ve bir hiç yüzünden artık Nuh yok… Hoşgörüsüzlüğün, nefretin tohumlarının boy vermeye başladığı Türkiye’de artık herkesin hayatı tehlikede… Nuh, Ankara’da babasının yanında yatıyor. Ne bu ülkenin iyi yürekli insanları ne de biz gazeteci dostları onu unutmayacağız. Güle güle Nuh…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.