17 Aralık 2010’da Tunuslu genç Bu Azizi
kendini yaktı.
Dünya buna ‘Arap Baharı’ dedi.
Biz ne dedik?
Müslüman Kardeşler Tunus'tan başlayarak
Libya, Mısır, Yemen, Cezayir, Fas, Yemen ve
Suriye’de iktidar olacak Osmanlı Sultanlığı yeniden
kurulacak ve hilafet ilan edilecek.
Medyamız buna inandı inanmayan da zorla
inandırıldı.
Suriye’de olaylar başladığında “Bu ülkede
Alevi diktatörlük var” denildi ve dünya Sünniler’i
cihada çağırıldı.
“Diktatör ve katil olduğuna göre Esad en
çok üç ay dayanır” denildi.
Suriye’de satın alınan birçok insan buna
inandırıldı ve Esad’a karşı ayaklandırıldılar.
Suudi Arabistan ve Katar gibi karanlık ülkelerin
yönetimleri var güçleriyle bu yalana
destek verdiler.
Yalanların üretilmesi, yayılması ve inanılmasında
çok büyük katkısı olan klasik emperyalist
ülkeler “Bizim de bu yalan çorbasında
tuzumuz olsun” diyerek sağda-solda ne kadar
ruh hastası varsa hepsini toplayıp Türkiye üzerinden
Suriye’ye taşıdılar.
Suriye’de savaşan tüm terör örgütlerinin işi
Türkiye üzerinden yürütüldü.
Lider ve komutanlarının tüm toplantıları
Türkiye'de gerçekleşti.
Petrol ve tarihi eser kaçakçılığı Türkiye sınırları
boyunca yapıldı.
Tampon bölge, uçuşa yasak bölge ve son
olarak güvenli bölge oldu olacak.
Mısır’da Mursi devrilince, ülkeden kaçabilen
Müslüman Kardeşler İstanbul’a geldi.
Onlar gelince Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı
Tarık Haşimi ülkesinden kaçıp İstanbul'a
yerleşti.
O yerleşince Irak ve Suriye’nin Sünni aşiretlerinin
binlerce lider ve yöneticileri aralıklı
olarak İstanbul’da misafir edildi.
IŞİD-YPG çatışmaları kızışınca Süleyman
Şah Türbesi zarar görmesin diye çok daha
manzaralı yere taşındı.
O arada Kobani düşmesin diye Iraklı Peşmerge’nin
geçişine izin verildi.
Bu arada her konuda Türkiye’ye yardım
eden Katar’a Türkiye’nin her yerinde ve alanında
istediği herşey verildi.
Suudiler ya da Kuveytliler kıskanır diye onlar
için de bir şeyler yapıldı.
Musul Başika’ya asker gönderildi ama askerler
yeri beğenmeyince “Geri dönün” denildi.
Askerler “Az ileride Telafer var orada
Türkmen kardeşlerimiz yasıyormuş, biz oraya
gidelim” deyince “Olmaz onlar Şii” denilmiş.
Bunu duyan Bayır Bucak Türkmenleri
“Aramızda Aleviler de var dikkatli olalım” demişler.
Kızılay, MHP ve Sedat Peker’in gönderdiği
insani yardım paketleri Yayladağı sınır bölgesinde
Bayır Bucak Türkmenleri’ni bekliyor.
Rus uçağı düşürüldü ve Ruslar’ın bu konuda
söylediği herşey yalan.
Obama arayıp “Sınıra 3 metre yüksekliğinde
duvar çekin” demeseydi, belki de son bir
hamle ile Esad devrilirdi.
Belki herşeyi Şii İran bozmuştur. Adamlar
Moskof Rusya ile bir olup Alevi Esad’a destek
vermeseydi, belki de bugün AKP bayrağı her
yerde dalgalanıyor olacaktı.
Neyse ki Barzani bize kazık atmıyor. Adam
arada bir “Bağımsızlık ilan ederim” diyor ama
göbekten bize bağlı.
Suriye konusunda bizimle iş tutan Batılı ülkeler
bile şimdi yan çizer gibi. Dünya beşten
büyük ama bu beş de Güvenlik Konseyi’nde
“Esad kalabilir” dedi.
Bu yetmedi en güvendiğimiz kral, emir ve
şeyhler bile bize kazık attı. Hadi atar gibi oldular
diyelim. Arap Ülkeleri Dışişleri Bakanları
“Irak’tan tamamen çekil, yoksa fena yaparız”
dediler.
Türkiye’yi fena yapacakların arasında 24
ayar dostumuz Katar, Suudi Arabistan ve Ürdün
var.
Şimdi bu ülkeler ABD ve Rusya ile oturup
Suriye'de savaşan grupları tasnif ediyorlar.
Hangisi terörist hangisi değil. Şimdiye kadar
163 örgüt terör listesine alınmış. Bunların kaçı
Türkiye bağlantılı açıklanır.
Belki de bunca karışık denklemle baş etmenin
en iyi yolu hakiki bir dost bulmaktır.
Örneğin İsrail.
Belki de başından beri yanlış yapıldı. İsrail’e
iki boru döşenmeliydi. Biri suyumuzu Yahudi
kardeşlerimize taşıyacak diğeriyle kardeşlerimizin
gazını depolarımıza dolduracaktık.
Yahudi lobilerinin becerilerini de unutmamak
gerekirdi.
Külliyen yalan demek çok kolay.
En iyisi ayıklayarak hangisinin doğru olduğuna
siz karar verin.
Bulduğunuzda daha nelerin yalan olduğunu
çok kolay bulacaksınız.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.