banner87

Filmseverler için vizyondakiler ve haftanın filmleri...

Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta 5'i yerli 11 film vizyona girdi. Emir Celaleddin Karatay’ın hayatından bir kesitin özgün bir senaryo ile beyazperdeye uyarlandığı "Direniş Karatay", Charlize Theron'un başrolde olduğu "Gringo", animasyonseverler için ise "Küçük Kahramanlar" öne çıkıyor.

Filmseverler için vizyondakiler ve haftanın filmleri...

Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta 5'i yerli 11 film vizyona girdi. Emir Celaleddin Karatay’ın hayatından bir kesitin özgün bir senaryo ile beyazperdeye uyarlandığı "Direniş Karatay", Charlize Theron'un başrolde olduğu "Gringo", animasyonseverler için ise "Küçük Kahramanlar" öne çıkıyor.

10 Mart 2018 Cumartesi 13:48
Filmseverler için vizyondakiler ve haftanın filmleri...

"Direniş Karatay"

Orta okul ve lise dönemimde isimleri aklımdan çıkmayan Alaeddin Keykubat ve Gıyaseddin Keyhüsrev isimleri bu kez sinemada karşıma çıkıyor. Moğollara karşı girişilen tom yekün direnişin anlatıldığı filmde Anadolu Selçuklu Devleti'nin emiri Celaleddin Karatay'ı Mehmet Aslantuğ canlandırıyor. Bence, savaş filmi türleri arasında başarılı sahneleriyle öne çıkabilir "Direniş Karatay". Üstelik Fikret Kuşkan ve Yurdaer Okur gibi isimler de kadroda. Filmin yönetmeni Kurtlar Vadisi'nden hatırlayacağınız Selahattin Sancaklı.

"Gringo"

Charlize Theron yaşlanmış olsa da çok güzel. Filme dair ilk izlenimim bu oldu. Gerisi deli işi."Weed Pill" adlı uyuşturucu bir hap, onun gizli formülünü Meksika'ya götüren bir gariban ve tabi ki Meksikalı mafyalar! Charlize Theron ve Joel Edgerton'un burnu havada girişimcileri canlandırdığı filmde zavallı kurye rolünde David Oyelowo var. Amanda Seyfried'in de kadroda yer aldığı film Nash Edgerton imzalı.

"Mahalle"

Buğra Gülsoy ve Serhat Teoman iyi arkadaşlar. Günlerini paylaşan ikili ilk kez yönetmen koltuğunu da paylaştı. Sevimli adamlar, mahallelerini koruyan esnaf rolünde çok iyiler. Bizim ülkenin çocukları, bir oyuncunun yapması gereken en önemli şeyi, gözlemleme işini hakkıyla yapmışlar. Film ilk kez İstanbul Film Festivali'nde gösterileceği zaman ikiliyle röportaj yapmıştım. "Vallahi sizin esnaf olduğunuz mahallede yaşamayı isterdim" deyince Gülsoy, "Hiç öyle deme, çok değiştik" diye cevap vermişti. Kapalı bir mahallenin içinde yaşayan karanlık ruhların çamura bata bata yürümeye çalıştığı hikayenin senaryosunda ise Gülsoy ve Teoman'ın dışında Emre Erkan'ın da parmağı var. Erkan'ın performansıyla sıyrıldığı filmde Hazar Ergüçlü'nün de yer aldığını belirtelim.

"Pervane"

Angelina Jolie'nin yapımcısı olduğu, Deborah Ellis'in kitabından uyarlanan animasyon, babası tutuklanan Afganistanlı Pervane'nin erkek kılığına girerek verdiği mücadeleyi anlatıyor. Erkeklerin her sokakta rahatça dolaşabildiğinin, kadınların evlerinde bile ürkekçe yaşadığının farkında olan Pervane'nin serpilen, büyüyen ve güçlenen hikayesi animasyonla birleşiyor. Bu minimal çizgiler, sarı sıcak renkler, hikayenin acısını biraz daha hafifletiyor. Tam bir kadın işi olan animasyonun yönetmeni ise Nora Twomey. Film, Oscar'ı Coco'ya kaptırsa da gönüllerin Oscar'ını aldı diyelim.

"Ziyaretçiler: Gece Avı"

2008 yapımı "Ziyaretçiler"den etkilenmiştim. Yönetmen Bryan Bertino'nun, çocukluğunda yaşadığı ve etkisinden çıkamadığı bir olayı anlattığı filmde ev mi daha güvenli, dışarısı mı? Sorusuna "hiçbir yer" cevabını veriyordu. Gerginlik hissinin bir an bile azalmadığı filmin sonu da iyiydi. Yeni hikayede, maskeler ve içindeki sadistler aynı. Yeni bir aileyi ziyadesiyle rahatsız etmek için kolları sıvıyorlar. İlk filme dair birçok göndermenin yer aldığı yapımı Johannes Roberts yönetiyor. Bailee Madison, Christina Hendricks, Martin Henderson gibi isimler oyuncu kadrosunda.

"Vicdan Ağacı"

Çok sevdiğim usta Turgay Tanülkü'nün yine harikalar yarattığı film, içimizdeki vicdan ağacına sesleniyor. Yatağa mahkum bir adamın, yeşile bakan penceresinden, o yeşile değemeden öldürdüğü günleri, kardeşinin araziyi satıp, abisini huzurevine yatırıp yatırmama konusunda verdiği vicdani mücadelenin, izlerini bir gün hepimiz taşıyacağız. Bırakılan ya da bırakılmak zorunda olan... Bence ikisini de yaşayacağız. Ağır yükler barındıran film, Kuşadası'nın Kirazlı köyünde geçiyor. Olgun Özdemir imzalı filmin diğer başrolü Şerafettin Kaya.

"Lojman"

Ey gidi lojmanlar. Benim çocukluğumun geçtiği 90'larda, en yakın arkadaşım askeri lojmanda kalırdı. Bir statü atlama, ait olma göstergesiydi. Bu filmde, 12 Eylül dönemi yaklaşırken makinist olarak demir yollarında çalışan ve terfi edince ailesiyle birlikte lojmanlara yerleşen Uğur'un hikayesi anlatılıyor. Biraz Yeşilçam tadında çekilen filmin yönetmeni Şükrü Alaçam. Alican Yücesoy ise her zamanki gibi hayranlık uyandırıyor. Nisa Sofiya Aksongur ise dünyanın en güzel çocuk oyuncusu olabilir.

"Phantom Thread"

Paul Thomas Anderson "Aşk en büyük saplantıdır" dediği filminde bazen kara bir büyüye bazen de bir peri masalına benzeyen bir hikayeyi sinema perdesine taşıyor. 1950'lilerin Londra'sında ülkenin tüm ünlü ve zengin kadınlarına elbiseler diken, yani onlarla temas eden Reynolds Woodcock'ın kısa süreli ilişki anlayışı alt üst oluyor. Aşk bedene ve ruha girince korkularıyla yüzleşen Reynolds, güzeller güzeli Alma'ya gerçekten sahip olabilecek midir? Sadece elbiselere bile baksanız iyi gelir bu film. Yönetmenin tüm ihtişamı melankolik bir çerçeveyle anlattığı filmde Daniel Day Lewis muazzam bir performans sergiliyor. 

"Küçük Kahramanlar"

ABD'ye özgü bahçe cinleri bana her zaman biraz ürkütücü gelmiştir. Amerika-Kanada ortak yapımı animasyonda eski ve korkutucu bir eve taşınan Chole'nin 6 bahçe ciniyle yaşadığı dünyayı kurtarma macerası anlatılıyor. Peter Lepeniotis ve Shelly Shenoy'un yönetmen koltuğunu paylaştığı film, keşke dünyayı kurtarmak bu kadar eğlenceli olsa dedirtiyor!

"Mekanlar Yüzler"

90 yaşındaki ünlü yönetmen Agnes Varda, fotoğraf sanatçısı JR ile dünyanın en orijinal minibüsüne biniyor ve yolda değdikleri her yüzü fotoğraflıyor. İş bununla da kalmıyor. Büyük boylarda basılan fotoğrafları trenlere, duvarlara, gemilere yapıştırıyorlar. Aralarında uzun yıllar olan iki sanatçı hem birbirleri arasındaki, hem de insanlarla aralarındaki mesafeyi kısaltıyorlar. İnsanların gülebildiğini, paylaşmaktan çekinmediklerini, iyilik yapmaya üşenmediklerini görmek ve bu muazzam belgeseli Agnes Varda'nın yönettiğini bilmek büyük bir keyif verdi bana. Mutlaka izleyin!

"Yalnız Hayaller Kaldı"

Perihan Savaş ve Mahmur Cevher aynı filmde. Duyunca mutlu oluyor insan. En azından birileri onları hatırlıyor diye umutlanıyorsunuz. Eşini kaybeden 4 çocuklu bir babanın aşkı yeniden bulmasıyla ilgili naif bir hikaye. Ailenin diğer üyelerinin de hayalleri, aşkları ve yanlışlarının da anlatıldığı film insana dair çok şey anlatabilir. Ancak, filmin bir üniversite projesiymişcesine acemice çekilmesi onu gerçeklikten uzaklaştırıyor. Yine de 60'lı, 70'li yaşlarını süren aşka küsmüş amcalarım ve teyzelerim için reçete niyetine verilebilir bu film.

Önerilen Haberler
Son Güncelleme: 10.03.2018 13:56
Anahtar Kelimeler:
SinemaFilmTürkiye
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.