Maalesef Cumhurbaşkanı Erdoğan hala siyasetin belirleyicisi konumunda…

Tarafsızlık yemini etti. Karışmaması ve konuşmaması lazım. Siyaseti geriyor. Diktatörlüğe gidiyor. Komşularla sıfır sorundan, sıfır ilişkiye kaydık. Ekonomi çok kötü… TSK’ya, yargıya, hükümete karışıyor.

Kendisine göre yeni bir medya düzeni kuruyor. Türkiye’yi ‘kaosa’ sürüklüyor. Hepsinin doğruluk payı büyük. Peki, biz ne yapıyoruz? Asıl soru ve sorun bu.

Bugün bir seçim olsa CHP tek başına iktidar olacak mı? Ya da, koalisyon dahi olsa iktidara ortak olacak mı? Buna inanan, bu umutla siyaset yapan kaç  MYK üyesi var? Kaç milletvekili, belediye başkanı var? Varsa, iktidar olmak için ne yapıyor?

Sadece medyanın önünde iki cümle etmekle CHP’yi iktidar yapmak mümkün değildir. Bir ‘oy’a dahi ihtiyaç duyulan bu dönemde bırak Türkiye’yi, yurt dışındaki üç milyon seçmene yönelik hangi çalışmayı yapıyorsunuz?

Sorunları ve sıkıntıları yok hükmünde sayarak, vakit geçirmek CHP’ye hiçbir şey katmaz. Bir partiyi tek başına genel başkan iktidar yapamaz. Yetişmiş, becerikli kadrolara hala ihtiyaç var. Kendi ailesine dahi etki edemeyecek yöneticilerle parti yönetilemez. Genel başkanın bunu anlaması lazım.

Genel başkan bir insanı çok sevebilir ya da beğenebilir. Onunla iyi dostluklar kurabilir. O’nun özel değerlendirmesidir. Ama partiyi yönetmek için illa da genel başkanın özel dostları, özel tanıdıkları olmak bu işe yetmez.

Seçim kaybederek  bunlardan ders çıkartılabileceği düşünülebilirdi. Maalesef bunlardan bir ders çıkarılamadı. 6  seçim kaybeden genel başkan hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. Demek ki, bir seçim daha iktidar olamadan 100-150 arkadaşımız kartvizitine milletvekilliği rozetini takacak. O kadar.

MHP’de kayyum 15 Mayıs’ta kongre kararını aldı. Sonuç ne olursa olsun MHP’nin toparlanıp bir umuda dönüşmesi mümkün görünmüyor. Diyelim ki Meral Akşener disiplin dâhil bütün badireleri atlattı genel başkan oldu. TBMM’de Grup Başkanı bile olamayacak. Belki de üyeliğini ve milletvekilliğini kabullenemeyenlerin önemli bir kısmı MHP’den ayrılacak veya başka bir parti kuracak.

Bu da MHP’yi kurtarmaya yetmeyecek. HDP, 7 Haziran’da yakalamış olduğu olumlu tabloyu değerlendiremedi. 1 Kasım’da kıl payı barajı aşarak parlamentoya girdi. 7 Haziran’daki olumlu tabloyu bir tarafa bırakın şu anda HDP ne yazık ki kendisine oy veren bazı seçmenlerin bile rahatsız olduğu bir siyasal çatışmanın içerisinde bocalayıp duruyor. Radikal unsurların, PKK’nın ‘hendek ve özgür yönetim’ ısrarı herkesi bıktırdı.

Halk, çatışmaların olduğu yerleşkeleri  boşalttı. Evinden, yurdundan, ekmeğinden, işinden olan vatandaşlar bu olumsuz durumdan sadece AKP’yi değil,  HDP’yi de sorumlu tutuyor. Ve böyle giderse HDP de, baraj sorunu yaşamaya devam edecek.

Selahattin Demirtaş, yumuşatmaya çalışsa da Başbakan Davutoğlu ortamı ‘gererek’ dokunulmazlıklar konusunda HDP’yi cezalandırmak istiyor. Ama bu cezalandırma olursa, Kürtleri kaybetmenin ötesinde HDP’yi mağdur duruma sokarak belki de kurtarabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarı boyunca CHP’nin alamadığı Kürt seçmenin oyunu her dönemde almıştır. Bana göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürtlerden hiçbir şikâyetinin  olmaması lazım. PKK  her seçim döneminde karşılıksız ateşkes ilan ederek AKP’nin ekmeğine yağ sürmüştür. Dolayısı ile Erdoğan’ın.

Oslo, Kandil, İmralı görüşmeleri Erdoğan’ın talimatlarıyla yapılmıştır.  Hatta Öcalan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, ‘komplo kurulduğunu’ İmralı’dan bildirerek, siyasi yaşamını adeta kurtarmıştır.

Şimdi ne oldu da bu noktaya gelindi?  Erdoğan’ı Cemaat ve Arap Baharı politikasında aldattılar diyelim. O zaman şimdi de Kürt Politikası konusunda da mı kendisini aldatıyorlar? Duyurulur.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.