Aytun Çıray Demokrat Parti-Doğruyol Partisi
ekseninden gelen İzmir CHP milletvekili. Kendisini
Cumhuriyetçi-Demokrat olarak tanımlıyor.
CHP içinde kökleşmeye başlayan bu misyonun da
temsilcisi. CHP’den 3 dönemdir milletvekili.
CHP’nin siyasete ‘merkezden sola’ başka bir değiş
ile ‘soldan merkeze’ bakmasından yana. CHP içindeki
duruşunu da ‘CHP’nin merkezinde hatta sağında’
olarak tarif ediyor.
Cumhuriyet ilkelerine ve Atatürk’e son derece
bağlı. Bu sebeple TBMM’deki odasında Atatürk
Posterini indiren ‘saygısız ve nankör’ sözde CHP’li
Milletvekilinin ya da milletvekillerinin kim olduğunu
ortaya çıkarmaya kararlı. Kulağından tutup
CHP’den attırmaya da.
Çıray, Tansu Çiller döneminde Sağlık Bakanlığı
Müsteşarlığı yaptı. Kemal Kılıçdaroğlu ile güvene
dayalı ‘açık, samimi’ bir hukuku var. Hem birinci sınıf,
iyi bir siyasetçi ama o kadar da iyi bir teknokrat,
teknik analizleri kuvvetli bir insan. Son PM
toplantısında aday olmayacağını açıkladı. CHP Genel
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kendisini bizzat aradı.
Neden başvurmadığını sordu. Daha sonra kamuoyu
ile açık açık paylaştığı gerekçesini de, ‘ Bugün
itibarı ile Türkiye 1. Meclis koşullarını yaşıyor.
Parti Meclisi’ndeki görevimi işte bu nedenle gençlere
bırakmak istedim.” Diye özetledi.
Bu sözler hemen CHP içinde bir tavır olarak
yorumlanmasın. Tam tersi. Çıray, Atatürk değerlerine
sadık bu cumhuriyetçi-demokrat bakışı
CHP’de sadece seçmen veya seçilen olarak değil,
rol dağıtan asli unsur olarak görüyor. Bu tavrını
da, ‘Görevlerimi içinden geldiğim geleneğin
CHP’den doğduğu bilinciyle yaptım’ diye net bir
şekilde ortaya koyuyor.
Milletvekili kimliğini öne çıkarıyor. CHP içindeki
farklılığını da, resmi görev kabul etmemesini de
yine CHP lehine kullanıyor. Çünkü farklı olmak insanı
özgürleştirir. CHP sağcılaştı gibi ‘bel altı vuruşlara’
da, ‘kimlik siyasetini kimse sol diye yutturmasın’
diyecek kadar da cesur ve açık yürekli.
Bence de doğru. CHP’de kendisine ‘sol’ diyen
bazı guruplar inanç, etnik ve bölgesel ayrımcılık yapıyor.
Peki, bu örneği niye verdim?
CHP 35.Kurultay ı da yaşadı. Öncelikle şunu
söyleyeyim. 15 yaşından beri CHP’liyim. Kemal
Kılıçdaroğlu’nu Başbakan, CHP’yi de iktidar görmek
istiyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da
‘kirvem’ olan İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat’ın
da sonuna kadar yanındayım. Saygısızlık etmem.
Ama eleştiri sınırlarını aşmadan sözümü de sakınmam.
YURT Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Veysi Şahin’in imkân verdiği sürece hep halk için,
hak için doğru bildiklerimi yazacağım. Yanlışlarımı
da ‘özür dileyerek’ yayınlayacağım.
CHP Kurultayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘güçlü
genel başkan’ yaptı. PM seçimlerini kendisi her ne
kadar ‘parti içi demokrasi’ olarak adlandırsa da
kantarın topuzunun kaçtığının kendisi de farkında.
YURT’un bu çelişkiyi ‘matruşka listesi’ diye nitelemesi
çok isabetli. Cumhuriyet Gazetesi’nin ‘Kemal
bey kendi listesini deldi’ başlığı da kantarın topuzunun
kaçtığının en güzel tarifi.
İl başkanları suçlu mu?
PM toplantısından sonra aralarında ‘yapışık
üçüzler’ haline gelen İstanbul İl Başkanı Cemal
Canpolat, Ankara İl Başkanı Adnan Keskin, İzmir
İl Başkanı Alaaddin Yüksel ile Kayseri İl Başkanı
Feyzullah Keskin, Balıkesir İl Başkanı Ender Biçki,
Mardin İl Başkanı Mahmut Duyan ve Kütahya İl
Başkanı Zeliha Şahbaz dâhil o anda olan il başkanları
ile tek tek görüştü. Örgütteki sıkıntıları anlattı.
Ve şu mesajı verdi:
‘İki yıl kurultay yok. Örgütlenme ile de bizzat ilgileneceğim’
İl Başkanlarına özellikle İstanbul İl Başkanı Cemal
Canpolat’a kırgınlık ve serzenişle, ‘Listeye niye
sahip çıkmadınız? ‘diye sordu.
İl başkanları delegeye sahip olamadıklarını anlatmaya
çalıştı.
Doğru. CHP bir kovboy kasabası gibi herkes bir
birine yumruk atıyor. Tanımadığı insanlara niye
yumruk attığını bilmiyor. Akşam da aynı masada
yemek. Bu kırgınlıkları ve güveni yok eder. Yalanın
peşine kim gider ki? Sevgi nerede? Bun durumu
parti içi demokrasi diye adlandıramayız. Sözün
önemi yok mu?
Ne demek mi istiyorum?
Kurultay oyunlarından bahsediyorum. Özellikle
İstanbul delegasyonunda. İl ve İlçe Başkanlarını günah
keçisi yapmayalım. Birçoğu ‘söze inandı’ Tecrübesizler
de vardı. Ya belediye başkanları? Sol adına
‘istenmeyenler listesi’ yayınlandı. Sözde bir genel
başkan yardımcısı kendisini de listeye yazdırdı.
CHP’de belediyelerin parti siyasetinden el çekmesi
lazım. Eğer liste torpillenmişse bunun mimarı Veli
Ağbaba, Aykut Erdoğdu, İlhan Cihaner Haluk Koç
ve Bülent Kerimoğlu gibi isimlerdir.
Sayın Kılıçdaroğlu sadece il başkanlarını değil
‘istemezük’ listesi dağıtan belediye başkanlarını da
toplayın. Belediye imkanlarıyla haksız rekabetle siyaset
devşiren Veli Ağbaba’ya da sorun. Elindeki
yetkiyi niye kurultay için kullandın? O kadar yetenekliysen
Malatya’dan ikinci bir milletvekili çıkarmaya
kullansaydın ya. İnanmıyorsanız. Araştırın.
Cevaplar için sütunumuz da açık.
Şimdi ne olacak? Türkiye ne yapacak bilemem
ama CHP Başkanlık sistemine geçti bile. Niye PM
diye bu mücadele. Bir sonraki seçimde belediye
başkan ve milletvekili adayı olmak için. Tek taraflı
liste ile PM parti içi siyasetin tek hâkimi değildir.
Hem seçilen hem seçen olamaz. Kemal Bey de danışmanlar
kanalıyla CHP’yi yönetir. Haklı da…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.