Bazı kavramlar vardır, totaliter uygulamalar için tadından
yenmez! Bunlar öylesine sakızdırlar ki, demagogların
ağzından düşmez. ‘Küfür’ böyle bir silahtır
bunların elinde... ‘Kutsalıma hakaret’ tekerlemesi ise
bitmez tükenmez bir manipülasyon kaynağı... Her kim
ki, biraz sıkıştı mı ‘kutsal’ını kullanmaya kalkıyorsa bilin
ki, sizin ‘değerlerinizi' yok etmek için fırsat kollamaktadır.
Bakınız; Türkiye’deki cari iktidarı tümüyle işgal etmiş
sözde ‘ılımlı siyasal İslam’!
Bugüne kadar gizli tutmaya çalıştıkları zehirli ideolojilerini,
totaliter anlayışlarını şu aralar ardı ardına kusmaya
başladılar. Zaten ateistlere yönelik ‘terörist’, ‘satanist’
göndermeleri yapmayı pek seviyorlardı. Sekülerleri
ise ‘din düşmanlığı’yla suçlamaları papağanca
tekrarladıkları bir saçma argümandı. Şimdi işi büyütüyorlar,
küresel çapta Şii düşmanlığını alevlendirmekte
Suudi Arabistan’a stepne olurken, öte yandan da Aleviler’e
yönelik bilinçaltına ittikleri kin artık kulaklarından
fışkırıyor. Alevisi’nden sekülerine, ateistinden gayrimüslimine
tüm vatandaşların vergisiyle semirtilmiş bir
kurumun başındaki kişi, hangi ahlaki temele dayanarak
bilinmez ama, iki kırmızı çizgiden söz etme cesaretini
gösterebiliyor. Anayasasında hâlâ ‘laik’ ibaresi olan
bir ülkede bu densizliği yapabiliyor. Neymiş bu çizgiler;
Aleviliğin İsalm dışında bir yol olarak tarif edilmesi..
Demek istediği şu, “Bizim çizdiğimiz Sünni mezhepçi
hat dışında bir tarif kabul etmeyiz”. Yani “Alevilik ise
bana uygun bir Alevilik olacak” demeye getiriyor. Buna
mezhepçi totalitarizm de diyebilirsiniz. İkinci kırmızı
çizgi neymiş? Aslında birincisiyle aynı şey, ‘camilere alternatif
başka bir inancın mabedi gibi gösterilmesi’...
Ne demekse... Peki bu nasıl kutsala saygı?
Bunlar, baskıcı ve tekçi iktidarlarını pekiştirmek
için şöyle bir taktik izliyor. Öncelikle, ‘meczup’ seviyesinde
birkaç kişi çıkıp “Çocukla da evlenilebilir”, “Tecavüze
ceza verilmez”, “Çocuklar tesettüre girmeli”,
“Alevi’yle evlenmek haramdır” diye açıklamalar yapıyor.
Aklı olan, biraz insanlık mirasından nasiplenmiş
insanlar da, bunları ciddiye almayıp dalga geçiyor ya
da bir-iki hakaret edip unutuyor. Unutmayın, bugün
minnacık kız çocukları, sübyan mektebi denen şer yuvalarında
bu fikirlerle zehirlenirken, tesettür içinde
okula gidip geliyor. Unutmayın, bu ülkede başka bir
mezhebe her türlü hakareti yapan beş para etmez ‘kanaat
önderleri’, TV kanallarında o iğrenç ağızlarını
açıp kin kusuyor. Bırakın onu, bu ülkede fikir sahibi diye
tanıtılan gerici kadınlar, kadınların dövülmesi, kadınların
çalışmaması gerektiği fikrine sahip çıkıyor.
Ve unutmayın bu ülke hâlâ laik bir anayasaya sahip.
Bu kindar gericiler hâlâ çok azınlıkta ve şımarıkça,
edepsizce kara ideolojilerini pazarlalmakla kalmıyor,
bu gericiliği hayatın içine sokuyorlar. Dur demenin zamanı
geldi de geçiyor bile... Diyanet İşleri Başkanı’ndan
hesap sormak bir yurttaşlık görevi, bunu da
unutmayın. Unutursanız, insanlığınızı unutursunuz!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.