banner87
  TBMM Başkanı’nın “Yeni anayasada laiklik olmamalı” beyanı toplumun geniş kesimlerinde büyük rahatsızlık uyandırmış, ‘laiklik’ talebi, 2016 1 Mayıs kutlamalarına da damgasını vurmuştur.    Anayasa tartışmalarının sürdüğü ve hükümetin başkanlık sistemi adı altında ‘tek adam rejimi’ni kurumsallaştırmak için hazırlıklar yaptığı bir dönemde, buna paralel olarak laikliğin de altını tamamen boşaltmaya yönelik TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın açıklamaları, büyük tepki uyandırmıştır.    Kendisi bu devletin protokol bakımından ikinci sıradaki kişisidir; Cumhurbaşkanı’na yokluğunda vekâlet eden kişidir ve bu beyanın kişisel bir ‘fikir jimnastiği’ olarak algılanamayacağı açıktır.    Laikliğin adım adım altının oyulmasını, işlevsizleştirilmesini yasallaştırmak isteyen iktidarın çeşitli arayışlar içinde olduğu ortadadır.    Laikliğin tamamen ortadan kaldırılması da dâhil olmak üzere, gündeme getirilen birçok Anayasal değişiklik, AKP iktidarının dayattığı rejim değişikliği sürecinin bir parçasıdır.    Laikliğin tamamen yok edilmesiyle kurumsallaştırılmak istenen rejime damgasını vuran, sınırsız bir emek düşmanlığıdır. Bu açıdan laikliğe sahip çıkmak büyük oranda emekçi halkın omuzlarındaki bir görevdir.    Laiklik yok edildiğinde Irak olmak demektir. Kısacası laiklik yok olduğunda coğrafyamız Lübnan, Suriye olmak demektir.     Laiklik yok edildiğinde iş cinayetleri ‘kader/fıtrat’ denilerek aklanır.    Laiklik yok edildiğinde küçük, hak arayışı yapması ‘günah’ diyerek bastırılır.    Sermaye ve sermaye iktidarı, halkı daha kolay köle haline getirmek için laikliğin altını boşaltmaktadır.    Emeğe dönük saldırıların hiç olmadığı kadar arttığı günümüzde, inançların laikliğe aykırı bir biçimde sermaye ve sermaye iktidarını korumak için kullanılması, halkın haklarının gasp edilmesi dolayısıyla iktidar için stratejik bir rol oynamaktadır.    ‘Laiklik’, inancı ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit olması demektir, kardeş olması demektir, bir olması demektir.    Laikliğin ortadan kaldırılması ise halkın inançlarına göre ayrılması, bölünmesi, ötekileştirilmesi, böylece birbirine düşürülmesine yol açmaktır.    İnsanların inançlarının bu şekilde, sermaye birikimini ve iktidarı güçlendirmek için kullanılması, emekçi halkın çalışma ve yaşam koşullarını tehdit etmektedir.    İşte bu nedenle laiklik halkın önemli bir mücadelesidir.   Açıkça belirtmek isteriz ki; halkın evrensel ve tarihsel laiklik mücadelesi, dine ve dindarlığa karşı değil; emperyalist sermayenin halka dönük kapsamlı saldırılarına dinsel kılıf geçirilmesine, insanların inançlarının, sermaye ve iktidar güdümüne girmesine karşı olmaktır.
                                                                                                                ***   Dün mühür kimdeyse Süleyman O’dur demiştik.   Ahmet Davutoğlu, müdürü bırakarak Süleyman Olmaktan vazgeçti.. Dün de anlattım. AKP’de görünen şu. Davutoğlu sadece AKP içindeki ‘huzursuzluktan’ gitmedi. Suriye, Rusya, ABD ilişkilerinde ‘ön ve inisiyatif alma’ hevesinden gitti.    TSK ve Güvenlik güçleri PKK ile dişe diş mücadele ederken, ‘açılım’ hevesi yüzünden gitti.    Peki ne olur?    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, peşin peşin hakkını helal etti ama…    Görünen şu, AKP’nin koskoca MKYK’sında sadece üç kişi ‘yarım ağız’ kendisinin yanında durdu. TBMM Grubunda da durumu aynı..    Davutoğlu, köşesine çekildi. Erdoğan Gülen Cemaati gibi iç ve dış aksaklıkları kendisine yükledi. Güle güle Sayın Başbakan Davutoğlu..    Peki AKP bölünür mü? Karışıklık devam eder.    Ama bölünmesi zaman alır. Bu süreç Davutoğlu’nun gidişi değil, akıllı hamlesi ile Erdoğan’ın siyasete Cumhurbaşbakanı olarak dönüşüdür.    Türk Siyasi tarihinde ilk defa bir partiyi, AKP’yi iktidarda iken bir cumhurbaşkanı kongreye götürmüştür.    Peki bu doğru mu?    Bizce de hayır, doğru değil. Ancak sonuç budur. 1 Kasım’dan sonra seçim sonuçlarını bile analiz edemeyen, kurultay ile kan değişikliği yapamayan, tüzük kurultayı bile yapamayan CHP’ye ders olsun. MHP ve Bahçeli’ye de.. Demirtaş’a da..    Erdoğan, Özal ve Demirel gibi partisini başbakanına kaptırmamıştır. Her ne kadar ‘arkama bakmam’ dese de rahmetli Demirel de Özal da cumhurbaşkanı olduktan sonra partilerini kaptırmışlardı.    ABD ve Rusya ile ilişkiler yeniden gözden geçirilecek. Suriye politikası yeniden revize edilecek.    Dokunulmazlık mı?   Buzdolabında…   Sırada, hükümet var. 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.