Araştırmacı gazeteci yazar Uğur Mumcu arabasına konan bombayla 24 Ocak 1993 günü öldürülüşünün 23. yılında özlemle sevgiyle anıldı. Evinin önünde aracını park ettiği noktada adına yapılan anıt önünde ki anma programı ile birlikte 23. Adalet ve Demokrasi Haftası etkinlikleri de başladı. Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik Vakfı’nın çatısı altında düzenlenen etkinlikler 31 Ocak 1990 günü evinin girişinde öldürülen Atatürkçü Düşünce Derneği kurucusu Prof. Muammer Aksoy’un Cebeci Asri mezarlığın da mezarı başında anılması ve anısına Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde ‘Uğur’suz Yıllarda Hukuk’ adlı açık oturum ve müzik dinletisi ile sona erecek.

 

Farklı yıllarda Ocak ayında bir çok değerli insanımızı kaybettik.24 Ocak 2007 yılında yitirdiğimiz Dışişleri Bakanlığı ve TRT Genel Müdürlüğü görevlerini başarı ile yapmış İsmail Cem İpekçi ve 24 Ocak 2001 yılında Diyarbakır Emniyet Müdürü iken katledilen Gaffar Okan’ı da saygı ve minnetle bir kez daha anıyorum. Uğur Mumcu, Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak adına, ölümü göze alarak titizlikle araştırdıklarını belgeleriyle okuyucuları ile paylaşan Türklük düşmanı şeriatcı örgütlerin bağlantılarını ve niyetlerini açıklayan bir gazeteci idi. Uğur Mumcu ‘rabitat ul alem ul İslam’ örgütünü 2 Ekim 1984 tarihli yazısında bakın nasıl anlatmış anlatmış. ...

 

”Rabıta tul alem ul İslam’ şeriat düzeni üzerine İslam devletleri birliği kurmak isteyen bir kuruluştur. Bu kuruluşun maddi destekçisi ‘Aramco’ adlı bir amerikan petrol şirketidir. Kuruluşu Hicri Recep 1383 (Rumi 1967) tarihindedir. Mekke’de yayınladığı tüzükte, “Müslüman ülkelerinde İslamcı yönetimlerin kurulmasına çalışmak’ amacı yer almaktadır. Tüzükte yer alan bir maddeye göre de bu zengin kuruluş İslamcı yayın organlarını destekleyecektir...

 

“...Rabıtat ul alem ul İslam örgütünün İslam kültür dairesi adıyla bilinen bir kolu bulunmaktadır. Bu dairenin başlıca amaçlarından biri İslam ülkeleri üzerinde yürürlükte olan yasaların ‘islam ülkelerine getirdiği eziyet ve ayrılığı izah etmek’ ve bu laik yasalar yerine şeriat kanunlarının benimsenmesine çalışmaktır. Daire, ayrıca İslam ülkeleri arasında toplantılar düzenlemeyi ve ‘milliyetçilik, ırkçılık’ ile savaşmayı amaçlarının arasına almıştır.

 

41 kişilik kurucu meclis ile yönetilen ‘raitat ul alem ul İslam’ örgütünün İslam ülkelerinde temsilcileri ve üyeleri de bulunmaktadır. ‘İslam Enternasyonalizmi’ni amaç edinmiş bu örgütün, etki alanı içine almaya çalıştığı ülkelerin başında Atatürk devrimleri ile batılı laik bir düzen seçmiş Türkiye gelmektedir.

 

Türkiye laik bir ülkedir. Ülkemizde, Cumhuriyet kurulduğundan beri hiç kimse dinsel inançlarından ötürü baskı görmüş değildir. Tersine, laiklik ilkesi din ve vicdan özgürlüğünü korumuş, her din ve inançtaki insanlara ibadet özgürlüğü tanımıştır. Laiklik ilkesi din duygularının siyasal amaçlarla sömürülmesine engel olmuştur. Laiklik ilkesi, bu nitelik ve özü ile din duyguları- nın dine yabancı amaçlarla kötüye kullanılmasını engellemeye çalışmıştır…”

 

...“Suudi Arabistan sermayesine dayalı bir ‘Suudileşme –Araplaşma’ süreci içerisinde yaşıyoruz. Atatürk’ün ‘ Milliyetçilik ilkesi’ İslam ümmetçiliği ile yer değiştirmekte; egemen ideoloji ‘Milli Devlet’ kavramı yerine İslam enternasyonalizmini amaçlayan ‘necip millet’ kuruntularına dayalı bir çeşit arap ırkçılığını yerleştirmeye çalışmaktadır...” Uğur Mumcu’nun 1984 yılın da kaleme aldığı yazısından bazı bölümleri sizlere hatırlatmak istedim. Evinin önünde öldürülüşünün üzerinden geçen 24 yılda katilleri hala bulunmadı.. Bulunamadı!..

 

24 Ocak 1993 günü patlama o denli şiddetliydi ki, Ankara’nın bir çok yerinden duyuldu. Patlamadan kısa bir süre sonra Uğur Mumcu’nun evinin önüne gittiğimde gördüklerim dehşet verici idi. Patlama sonucu parçalanan vücudu çevredeki binalara, yapılara yapışmış halde idi. O gün yaşadığım bir başka şok ise patlamadan kısa süre sonra itfaiyenin su tutarak çevreyi temizlemeye çalışmasıydı. Çevrenin emniyet şeridi içerisine alınıp delillerin toplanması çabucak dakikalar içerisinde yapılabilmişmiydi? Ne amaçla yapılırsa yapılsın emniyetin bulabileceği deliller kaybolmamış mıydı? Uğur Mumcu yazıları, kitapları, söyleşileri ile hala günümüze ışık tutmaya devam ediyor. Onun “Bilgi sahibi olunmadan, fikir sahibi olunmaz” özdeyişinde olduğu gibi okuyarak gerçekleri öğrenmeli, Laik Demokratik Cumhuriyetimiz’e sahip çıkabilmeliyiz. İyi Pazarlar 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.