banner87

Lale Devri; Osmanlı’da halkın büyük bölümü yokluk ve sıkıntı çekerken, Saray ile çevresinin zevk ve sefa içinde yaşadığı dönemin adıydı.
Bugünlere denk düşen yanları pek çok…
Bu nedenle de Başbakan Binali Yıldırım’ın “2018 tasarruf yılı olacak… Şaşa ve debdebe bitiyor artık” itirafıyla; bu dönemi “Debdebe Devri” olarak anmak yerinde olacaktır.
Bugün milyonlarca insan yoksulluk sınırının altında yaşar ve toplumun üçte biri maddi yoksunluk çekerken, resmi açıklamalarla maliyeti ve giderleri 3 Milyar TL’ye ulaşan Beştepe’deki saray için 2018 yılında 845,3 Milyon TL daha harcanacak.
Çünkü yine saray çevresinin tanımlamasıyla “itibarda tasarruf olmaz”.
Lale Devri’nde kıyıları yalı, köşk ve kasırlarla doldurulan İstanbul, Antalya, Ankara gibi büyük- şehirler Debdebe Devri’nde de yandaş müteahhitlere tanınan ayrıcalıklı rezidans ve AVM projeleriyle “ihanete” uğradı.
Yandaş müteahhitler bunlarla yetinmedi; büyüklüğü 75 milyar dolara ulaşan köprü, otoyol, kamu hastaneleri ve havalimanlarını kapsayan “garantili kamu-özel işbirliği (KÖİ)” projeleri ile yol, cezaevi, okul gibi tüm kamu ihalelerini de aldı.
AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın “devletin cebinden para çıkmadan yapılıyor”‘!) dediği projelerin hazine garantisi kapsamındaki ödemeleri için sadece 2018 bütçesine 6,2 Milyar TL ödenek konuldu.
Demek ki, AKP Genel Başkanı Erdoğan, halka tam olarak gerçekleri söylememiş!
Demek ki, milletin cebinden; geçmediği köprü, gitmediği hastane için milyarlar ödeniyor, ödenecek.
Garanti millete değil, yandaş müteahhitlere…
Lale Devri’nin finansmanı için savaşlarda fethedilmiş kalelerin satıldığı rivayet edilirken, bugün de halkın onlarca yıllık emekleriyle oluşan ülkenin devasa kurumları; “denetimsiz ikinci hazine” olarak yapılandırılan Varlık Fonu eliyle yabancılara rehin verilerek, yandaş müteahhitlere para aranıyor.
Varlık Fonu’nun ilkelerinden biri “şeffaflık” olmasına karşın, ortada ne strateji var ne de şeffaflık.
Mesela Varlık Fonu; Çin Endüstri ve Ticaret Bankası’ndan (ICBC) 5 milyar dolar isterken, ne teminat gösterdi, neyi rehin verecek kimse bilmiyor.
Tıpkı Varlık Fonu Başkanı’nın hangi nedenle görevden alındığı ve yöneticilerinin lüks makam araçları için ne kadar harcama yapıldığının bilinmediğigibi…
***
AKP hükümetlerinin iş başında olduğu 15 yıllık dönemde devletin borcu 240 Milyar TL’den 820 Milyar TL’ye, Türkiye’nin dış borcu 130 milyar dolardan 432 milyar dolara çıkmıştır.
Bu arada kamunun 70 milyar dolarlık varlığı da özelleştirme adı altında satılmasın rağmen,
Türkiye, bugün ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmiş, halkı refahı yakalamış huzur ve güven içinde bir ülke mi?
Görünen köy kılavuz istemez.
Debdebe ve şaşaadan vazgeçilemediği, itibarda tasarruf edilmediği için; sadece yabancı “faiz lobisine” 144,9 milyar dolar faiz ödenmiştir.
Millet değil ama AKP ve bir avuç yandaş sermaye, borçla, faizle döndürülen “şaşa ve debdebe”yi yaşamıştır.
“Şaşa, debdebe bitti” itirafı, hesabı verilmesi gereken bir durumdur.
Hele de 9 milyon insan açlık sınırı, yaklaşık 17 milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşarken…
Milyonlarca insan asgari ücretle taşeron olarak canı pahasına çalışırken…
Esnaf işyerini, üretici tarlasını rehin vermişken...
Hele de milyonlarca üniversite mezunu, işsiz umutsuz perişan haldeyken…
Bugün değilse de yarın! 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.