Bizim de izlediğimiz Çanakkale’deki Adalet Kurultayı dün sona erdi. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet yürüyüşünün ardından 30 bin kişinin katıldığı bu kurultayda, ‘adalet arayışlarına’ reçete yazıldı. İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu en merkezi yere asılı duran sempatik dev resmi ile kurultaya katılanları adeta teker teker selamladı.

Sıra bu adalet  reçetesini 80 milyona anlatacak, ikna edecek kurmayların ve örgütün çalışmasında. Çetin Osman Budak, Bülent Tezcan, Erdal Aksünger, Engin Altay, Özgür Özel, Erdoğan Toprak, Gürsel Tekin, Muharrem İnce, Tuncay Özkan, Akif Hamzaçebi, Zekeriya Temizel, İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, Haluk Peşken gibi kurmaylara çok büyük görevler düşüyor.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu özellikle panel ve konuşmalardaki konuların en ince detaylarına kadar okunması ve gündeme alınan konuların 80 milyona ulaşmasını istiyor. Sokak sokak, cadde cadde, mahalle mahalle dolaşılarak anlatılmasını da. Peki, bu kurultayda olumsuzluklar yaşanmadı mı?

Tabii ki yaşandı…

Kolay değil, 30 bin kişiyi ağırlamak.

Çanakkale çok iyi bir ev sahipliği yaptı.

Başta Çanakkale Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan olmak üzere belediye başkanları da, eski yeni milletvekilleri de, örgüt de, Çanakkale halkı da muhteşemdi.

Şehit mekânlarında içki içecek kadar, ‘akılsızlaşan’ ve ihraç için alandan çıkarılan üç beş densiz bile bu mükemmel ortamı bozamadı.

Sadece içki ile sarhoş olunmaz. Popüler ve daha tanınır olma hırsı da insanı sarhoş eder. Etti de. İsminin başına milletvekili hatta MYK üyesi yazan bir ‘densiz ve şaşkın’ kişinin, CHP’nin ikinci kurucu genel başkanı Deniz Baykal’a yönelik kaba tutumu bile görülmedi.

Bu hoşgörülerin temel sebebi CHP’de kurulan birlik ve bütünlüktür. Bunu sağlayan da CHP ile birlikte Türkiye’de tek başına muhalefet eden, direnen, sevecen ve demokrat tavrı ile Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Kimse O’nu üzmek, motivasyonunu bozmak istemiyor. İspiyonu meslek haline getirenlerin bir araba gölge hikâyesidir bu. Yoksa siyaset yapmayı MYK üyeliği ve belediye başkanlarına ‘sipariş verme sayanların’ de hatırına değil bu.

MHP’de yumruklar niye konuştu?

Gelelim siyasete. Merkez sağ mahalleye… Meral Akşener hareketine ve MHP’de olanlara..

MHP seçmeni Batı Anadolu, Marmara ve Trakya’da muhafazakârlığından çok  milliyetçi-cumhuriyetçi özelliği ile  ön plandadır. Orta ve Doğu Anadolu’da ise muhafazakârlığı daha ağır basar. Bu sebeple mevcut politikadan umudunu kesen MHP’liler Edirne, İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli, Balıkesir, Manisa, İzmir, Uşak, Afyon, Antalya gibi illerde kerhen CHP’ye kaymıştır. Kayseri, Yozgat, Erzurum, Çankırı, Ankara, Çorum, Yozgat, Elazığ ve Sivas gibi illerde de AKP’ye zoraki yönelmiştir.

MHP seçmeni aktif seçmendir. Sadece oy vermez, ikna da eder. Meral Akşener hareketindeki tutmayacağı yanılgısının temelini, ‘yıllardır zaten ortada’ değerlendirmesi oluşturur.

Merkez Sağda siyasette büyük bir boşluk vardır. Devlet Bahçeli, 15 Temmuz’dan sonra değil, hemen genel seçimin akabinde AKP ve iktidar politikalarıyla bütünleşmeye başlamıştır. Buna Teşkilat Başkanı Şefkat Çetin ve Genel Sekreter İsmet Büyükataman’ın ülkücü deyiş ile teşkilat sorunlarını analizden uzak, yüzeysel istihbaratı ile ‘kucaklaştırıcı değil ötekileştirici’ il, ilçe hatta mahalleye inen hasmane ‘şüpheci’ siyasetidir.

Teşkilatların kurultay talebinin mahkeme kararıyla reddi, AKP ile ittifak görüntüsü ile başlayan kongre süreci il, ilçe hatta mahalle temsilcilerine yönelik ‘şüphe’ bakışı ile özellikle Şefkat Çetin ve arkadaşlarına tepkiyi artırdı. Meral Akşener’den sonra binlerce mağdur ülkücü yarattı. Bu da Akşener’in siyasette alıcısını artırdı. Biz daha önce, ‘ülkücülük gömleğini çıkaracak mısınız?’ diye sormuştuk. Koray Aydın’ın Akşener hareketine destek vermesi, gömleğin çıkarılmayacağını ve ana omurgasını MHP siyasetinin oluşturacağı anlaşıldı. Tabii ki bu siyasetin  üzerinde muhafazakârdemokrat merkez sağ oynama yapılacağını gösteriyor. Doğru bir yaklaşım. Çünkü merkezde değil, merkez sağda boşluk var.

Bu hareket sadece AKP’yi değil, CHP’yi de etkiler. Bu hareketin başarılı olup olmayacağı mevcut liderlerin ve dolayısıyla Türkiye’nin geleceğini etkileyecektir. Tabii seçimin ne zaman olup olmayacağı, hatta olup olmayacağı da ihtimali ayrı bir yazı konusu.

Yarın MHP içinde yaşananları anlatacağız. Şefkat Çetin, A.B isimli eski bir milletvekilinin oğlunu dövdürüp hastanelik etti mi? Devlet Bahçeli sosyal medya bağımlısı olan teşkilata, ‘bu çukurdan çıkın’ dedi, ama niye dinletemedi? Bunun sonunda Şefkat Çetin’i kim FETÖ diye suçladı? Şefkat Çetin’in oğlu gibi sevdiği iki ismi haksız yere niye eleştirdi. Bu iki olayın birbiri ile bağlantısı yok. Ama MHP içinde de sert bir mücadele Çetin’in ve İsmet Büyükataman’ın vedasıyla sonuçlanacak. Hem de siyasetten…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.