15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden iki buçuk ay geçti… Darbe girişiminin bastırılmasının ardından ‘darbecilerle mücadele ‘edilecek iddiasıyla OHAL ilan edildi. İktidar temsilcileri OHAL’i ‘devletin vatandaşa değil, kendisine karşı ilan ettiğini’ açıklamıştı. Ancak OHAL dayanak yapılarak çıkarılan ve konu bakımından darbe girişimi ile sınırlı Olması gereken KHK’lerle atılan hukuksuz adımların, özellikle kamuda kitlesel tasfiyeleri beraberinde getirmesi asıl amacın darbecilerle mücadele olmadığını gösterdi. CHP başta olmak üzere mutabakat söylemlerini de rafa kaldırdı iktidar mensupları.

Ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan.

Başbakan Binali Yıldırım'ın samimi gayretleri yetecek mi, bilemiyorum. Fiili durum şudur. Kimse kusura bakmasın. İktidar, kısa süre içinde hedefini genişleterek, tehlikeli adımlar atmaya, üstelik bunu darbecilerle mücadele bahanesiyle yapmaya başladı. Her başları sıkıştığında toplumun desteğini almak için başvurdukları ‘terör söylemi’ni tüm topluma yayıyorlar. Öyle ki, iktidar ve kamu yöneticilerinin kendilerini adeta mahkemelerin yerine koyarak ‘şüphe üzerine’ hüküm vermeye çalışıyorlar. Sonuçta ihraç edilen ve açığa alınanlarla birlikte doğrudan ya da dolaylı işinden olan, hatta mağdur olan insan sayısı neredeyse bir milyon. 

Ülkede yaşanan olaylara ‘at gözlüğü’ ile bakmaya alıştırılmış olan toplumun bir kesimi hükümetin yaptığı her şeyi koşulsuz desteklemesinden kaynaklı olarak kendini, en azından şimdilik, güvende hissederken, şu ya da bu şekilde muhalif olan, hükümetin hukuksuz uygulamalarını eleştiren, itiraz eden herkes hedef alınmaya başlandı. İktidarı oluşturan güçler anlaşılan, pek çok noktada içine düştüğü çıkmazlara, kamuda gerçekleştirdiği kitlesel ihraçlar, açığa almalar ve belediyelere kayyum ataması  gibi, adaletsiz  adımlar atarak, dayatmacı bir yaklaşımla elinin yetişmediği, gücünün yetmediği tek bir alan bırakmak istemiyor. 

Yıpratılan kavramlar

AKP, iktidarından  bu yana kendisi için tehdit olarak gördüğü, en basit eleştirilerinde bile rahatsız olduğu kişi, gazeteci, yazar, akademisyenlerin yanı sıra sendika, dernekler de nasibini alıyor. Bu suçlamalar arasında hak edenler yok mu, var elbette. Ama Erdoğan'ın değimi ile at izi it  izi meselesi. Bunu kim tespit edecek; iktidar! Ediyor mu sizce? Etmiyor. O zaman da bu tür tanımlar yıpranıyor. Bundan da başta FETÖ ve PKK olmak üzere illegal yapılar fayda görüyor. Yararlanıyor. İftira ve yalan propagandasıyla yoğrulmuş, doğrudan muhalif kesimlerin tümünü ‘terörist' diye damgalamak adil mi, değil!

Bu asılsız suçlamalar FETÖ ve diğer illegal yapıları koruma mekanizması haline geldi. Muhalif hareketlere, 'bunlar teröristlere destek çıkıyor' mesajını yayarak, yıldırmaya ve sindirmeye çalışıyorlar. Son dönemde ekonomi başta olmak üzere, özellikle eğitim alanında yaşanan olumsuz gelişmeler, halkın günlük yaşamını doğrudan etkileyen, yaşanan olumsuzlukları daha da arttıran bir duruma  dönüşmeye başladı. İktidar güçlü görünmek adına ‘Herkesi bir gün terörist olabilir’ anlayışıyla hareket ettikçe arka arkaya yanlış adımlar atarken, bugün kimine göre korkunun kimine göre öz güvenin göstergesi olarak atılan bu adımların yakın gelecekte ayaklarına dolanması kaçınılmazdır. 
Ülkede sadece son birkaç ay içinde yaşanan olağanüstü gelişmeler gerekçe gösterilerek atılan adımların ekonomik sosyal, toplumsal yönden yıkıcı etkileri belirgin hale gelmeye başladı. Toplumda biriken öfkenin örgütlü bir tepkiye dönüşmemesi için en temel demokratik talepler doğrultusunda yapılan sendikal eylemler bile ‘terör’ kapsamında değerlendirilerek toplumun mücadeleci kesimlerini hizaya getirmek için tehditle karışık gözdağı veriliyor. 
Ülkemizin  içinden geçmekte olduğu ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullar, toplumda en temel insani değerlerde yaşanan çürümenin daha da arttığını gösteriyor. Böylesine olumsuz bir atmosferde insanları korkutarak, kafasını karıştırarak onları yalnızlaştırarak, birbirine karşı güvensizlik  ve karamsarlık içine düşerek kendi kabuğuna çekilmesini engellemek hiç de kolay değil. 

Ülkemizde, iç ve dış politikada attığı adımların yaratacağı yıkıcı sonuçları düşünmeden hareket eden bir iktidar   ekonomik koşullar ve toplumsal çelişkiler konumundan hızla uçuruma doğru sürükleniyor. İktidar ve destekçilerinin yaşamın gerçeklerine gözlerini yumarak hareket etmesi, masa başında yazılan haberler, hatta iftiralar, tehditler ve hamasi nutuklarla nereye kadar gidebileceğini zaman gösterecek. Hele hele Fransa'dan 'aşırma icat olan' Fesi ile 'tarih süzgecinden geçmiş bilgiden yoksun' Mısırlıoğluvari safsatalara kanarak Lozan'ı tartışmaya açmak hiç doğru değil.
Unutmayın Lozan tartışılırsa Sevr hortlar.
Bu gündem değiştirme konusu olamaz.
Cızzz… Keşke 'fes'li yerine Aytunç Abinizi örnek alsaydınız efendim. Mekânı cennet olsun...

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.