Normal şartlarda evet Lucescu başarırdı. Ama milli takım kadro seçiminde kendisinin etkisi olmadığını öğrendik. Örneğin menajer Ahmet Bulut’un tüm topçularının kadroya çağrılması -ki bunlar arasında kaleci Cenk Gönen de var- “lan her yerde mi torpil var?!” isyanına götürüyor bizleri… Bugün Türkiye kazansa bile uzun vadede başarı olmayacağı apaçık. 

 V.Babacan, Şener, M.Topal, Ömer, Caner, Emre, Nuri, Arda, Hakan, Cengiz, Cenk muhtemel ilk on birinin bize vaad ettiği gollü bir maç. 1,65 oran sizi tatmin ederse karşılıklı gol bahsini muhakkak değerlendirin. Tek maç oynayabilme imkânı varken maç seyrinize heyecan katarsınız; gol yenilince çok üzülmezsiniz…

***

İngiltere’de beklenilen transferler gerçekleşmedi. Liverpool ne Lemar’ı ne stoper Van Dijk’i alamadı. Zaten Coutinho’yu da Barcelona’ya vermediler, 150 milyonu aşan teklife rağmen. Ve bence hata ettiler. Gitmek istiyor çünkü. Aynı hatayı Arsenal de yaptı. Alexis Sanchez’i vermediler. Daha doğrusu Wenger Beyefendi takas yapmak istedi ama istediği oyuncuları Guardiola City’si vermezdi, vermedi. Satmadığınız bu topçuların muhtemeldir ki size bir faydası olmayacak. Maddi kayıp da büyük olacak, inanılır gibi değil…

 Ven Dijk ve Lemar alınabilirse Liverpool şampiyon olabilir demiştim oysaki bir tek Chamberlain alınmış oldu; yine de şampiyon olabilirler mi? Coutinho dışında birçok futbolcu Klopp takımında oynamak istiyor, neden? Misal, Chamberlain’i Chelsea de istedi ve haftalık 220 bin sterlinlik kontrat önerdi. Ama çocuk 120 bin sterline Klopp takımı Liverpool’da oynamak istedi. Neden?

 Dünya futbolu, “modern futbol” başlığı altında krize doğru gidiyor. Alan daraltma, koşu mesafeleri, rakipten topu kapma süresi gibi olgularda gelişmek istiyor takımlar. Bu da defansif oyunu doğuruyor, pozisyon sayısı azalıyor, olan pozisyonu da atlet futbolcular kaçırıyor. Üçlü defansa geçti denen hocaların bir çoğu aslında beşli, iki önliberoyu da sayarsan yedili defans yapıyorlar.

İşbu olgular ve defansif durumlar arasında göze hoş gelen futbol oynamak, oynatmak zor iş. İşte tüm dünyanın saygı duyacağı şekilde bunu başarabilen hoca: KLOPP. Onun oynattığı futbol detaylar itibariyle Dortmund ve Liverpool’da farklı ama temel bazı prensipler var. Yay presin ardı birçok zeki hoca da genelde üçgendir, üçgen kurulur. Klopp bu pres döngüsü yerleşimlerinin devamında dairesel döngüler de öğretiyor oyuncularına. Liverpool’da oyuncu kadrosu sistemine uyumlu değil halen; ama Dortmund’da zirve döneminde stoperlerin bile akan oyun içinde kaleci ile karşı karşıya kalabilmeleri Klopp zekasının ürünüydü. Toplu defans toplu hücum her hocanın ağzında sakız; uygulayanı var yapamayanı var bir de hiç cesaret edemeyeni var, di mi Aykut?
 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.