Flaş Haber
Kapat

Şeyma Subaşı ilk kez konuştu: Hayalimdeki evlilik bu değildi

Acun Ilıcalı'dan 2018'in son aylarında boşanan Şeyma Subaşı, Hürriyet'ten Ayşe Arman'a açıklamalarda bulundu.

Şeyma Subaşı ilk kez konuştu: Hayalimdeki evlilik bu değildi

Acun Ilıcalı'dan 2018'in son aylarında boşanan Şeyma Subaşı, Hürriyet'ten Ayşe Arman'a açıklamalarda bulundu.

27 Ocak 2019 Pazar 11:07
Şeyma Subaşı ilk kez konuştu: Hayalimdeki evlilik bu değildi

Acun Ilıcalı'dan 2018'in son aylarında boşanan Şeyma Subaşı, Hürriyet'ten Ayşe Arman'a konuştu. Boşanma sürecine dair konuşan Subaşı "benim için aşk kızım, Allah ve pembe bulutlar" dedi. "Benim hayalimdeki evlilik bu değildi. Aşk uğruna ölünecek bir şey değil" diye de ekledi.

-Hızına yetişmek mümkün değil Şeyma! En son konuştuğumuzda Acun sana çok aşıktı! Öyle demiştin. Sonra küt diye boşandınız… Neler oldu? Bu noktaya nasıl gelindi?

-Hayat dediğin şey, tam da bu! Dünü biliyorsun, yaşadığın anı biliyorsun ama yarını kestiremiyorsun. O yüzden ben hep kaderci oldum: “Bir anda her şey değişebilir. Ayağım takılır düşerim ya da başıma bir şey başıma gelebilir!” Önemli olan tek şey, çocuğumun, ailemin, sevdiklerimin ve benim sağlığım. Gerisi, olacağına varıyor “Acun bana çok aşık!” lafı, o konuştuğumuz zaman dilimi için geçerliydi…

- Boşanma esnasında ismin başka erkeklerle anıldı…

- Hepsi yalan! Hepsi arkadaşlarımdı. Hakkımda o kadar çok iftira atıldı ki, hangi birine cevap vereyim...

- Ben Acun’la ilgili detaylı konuşamayacağını aranızda bir protokol olduğunu, bunun da bir yaptırımı olduğunu biliyorum. Sadece senin açını soracağım… Siz, ayrı noktalara mı büyüdünüz?

- 18 yaşında birlikte olmaya başladığımız için, onunla büyümüş oldum. Ve ister istemez onun hayatını yaşadım… Hep onun sevdiği şeyleri yapıp, aslında onları ben de seviyorum ve mutlu oluyorum sandım. Evet, bana inanılmaz güzel şeyler kattı. Ayaklarının üzerinde durabilen bu güçlü bir kadınsam sebebi Acun’dur! Ona çok şey borçluyum. Yaşadığım onca kötü şeye rağmen, hiçbir koşulda yıkılmamamı sağlayan Acun Ilıcalı’dır. Hala büyük hayranlık hissediyorum ve her zaman ona teşekkür ediyorum.

- Senin ona aşkın mı bitti, bu mu yani…

- Benim için aşkın ne olduğunu söyleyeyim… Kızım, Allah, pembe bulutlar…

- Nasıl yani?

- Ben mesela gökyüzünden pembe bulutlar gördüğüm zaman mutluluktan kendimden geçerim. Arkadaşlarım benimle dalga geçer, Acun da geçerdi. Çığlık atarım filan. “Aşığım bu pembe bulutlara!” derim. Ben güneşe de aşığım, müziğe de aşığım… Arkadaşlarıma da aşığım! Büyük aşığım hem de… Annem, babam, sevdiğim insanlar, güzel şeyler… Benim için aşk bu… Beni heyecanlandıran, bağrıma bastığım şeyler. Acun da öyleydi. Aşk beni manevi olarak zenginleştiren şeyler. Ama uğruna ölünecek bir şey değil! Ölmek nedir ya! Neden ölelim pardon? “O olmazsa, yaşayamam, kendimi öldürürüm!” Salak mısın niye öldüreceksin…

- Tam olarak ne demek istiyorsun?

- O zaten Acun daha çok işi ve kendi odaklı biri. Ben de Şeyma Subaşı odaklı biri oldum. Belki çok fazla bencil biri haline dönüştüm. Acun ve ekibi böyle değerlendirmiş olabilir. Halbuki bence bencillik değil. Ben kendi mutluluğuma odaklı büyürsem, ben mutlu olursam, başkasını da mutlu ederim diye düşündüğüm için kafama göre yaşamaya devam ettim açıkçası. Ama öyle bir an geldi, ikimiz de ayrı şeylerden zevk aldığımızı gördük. O kendi yolundan, ben kendi yolumdan gidince de, tamamen ayrı hayatlar yaşıyor olduk. İkimiz de ayrı şeylerden zevk alıyor olduk. Kendi ortak noktamızı bulamıyor olduk. Ve sonunda ikimiz de dedik ki, “Biz galiba boşanmalıyız artık! Aramızdaki saygının ve sevginin bitmesine gerek yok. Acun, herkesin hayran olduğu biri zaten. İşiyle, gücüyle, arkadaşlarına olan sevgisiyle, yardımlarıyla her şeyiyle herkesin baş tacı. Öyle olmaya da devam edecek…

- Uğruna bir sürü savaş verdiğin, yıllarca beraber olduğun adamdan ayrıldın neticede… Reha Muhtar gibi soruyorum: "Boşluk var mı boşluk…"

- Boşluk mu? Güzel soruymuş! “Hayatın değişti mi, ne kadar değişti?” diye soruyorsan… Değişmez mi? Yalan yok, arkamdaki o büyük bir koruma kalkanı kalktı…

- Pek de kalkmış ve boşluğa düşmüş gibi durmuyorsun ama… Hemen kendine bir Fransız sevgili yapmışsın…

- İtalyan! Ama “İtalyan sevgili yaptım!” demek istemiyorum açıkçası. 2-3 ay önce tanıştığım biri arkadaşımdı zaten. Birkaç kere aynı ortamlarda bulunmuştuk. Boşandıktan sonra bir tık daha yakınlaştık. Ama hala birbirimize, “sevgiliyiz” “kız arkadaşım, erkek arkadaşım” gibi şeyler demiyoruz. Ama evet, ilgi gördüğüm, benin de ilgilendiğim biri. Nasıl anlatabilirim? Beni meşgul ediyor. Beni merak ediyor, benimle ilgileniyor...

- Çok başarılı bir iş adamı Acun. Ve haliyle işiyle çok meşgul… Bir önceki ilişkinde yalnız mı hissediyordun kendini?

- Hayalimdeki evlilik bu değildi diyelim. Her şey o kadar hızlı oldu, hızlı gelişti ki, ben çok bir şeyi anlayamadan, hep, kitabın bir diğer bölümü geçmiş oldum. Son on senem böyle geçti. O yüzden evliliğimin, özlemini duyduğum, aradığım şeylerin boşluğunu dolduramadığımı gördüm. Haa, şu anda o boşluklar doluyor mu diyorsan, onun cevabını da şu an veremem. Çünkü daha çok yeni. Ama hayatımda çok fazla bir şey de değişmedi. Acun zaten hep çok çalışkan, hep işinde gücünde biriydi. Ben de bu duruma fazla zorlanmadım. Yani halimden mutsuz değilim.

- Halbuki insanlar senin yerlerde sürünmeni mi bekliyorlar?

- Muhtemelen. Hakkımda o kadar çok konuşuyorlar ki, yetişemiyorum. Umurumda da değil. Aldığım nafaka dert oldu onlara, neler neler demediler ki… “Bundan sonra yurtdışına gidebilecek mi? Özel uçak artık emrine amade olmayacak, bakalım ne yapacak? Ekonomi mi uçacak? Bakalım eskisi kadar kıyafet alabilecek mi? Gör bak alamayacak!” Ben materyalist bir dünyada büyüyen biri değilim. Ben ruhu, sevgiyle, paylaşmakla dolduran biriyim. Gördüğüm yeni şeyleri kendime katarak kendini hep geliştirmek için uğraşan biriyim. Düşmez kalkmaz bir Allah denir ya, bana böyle iftira atanlar, hakkımda ileri geri konuşanlar bilsin ki, ben öyle kolay kolay düşmem…

- Artık Acun yok…

-Önemi yok. Bana kişisel olarak gıcıklar. Bu kadar gezmeme tozmama gıcıklar! İmkanlarıma gıcıklar. Paylaştığım postlara gıcıklar. Ne bileyim… Her şeye gıcıklar. Onların ne düşündüğü beni ilgilendirmiyor, ben kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum. Gezmeye de devam edeceğim…

- Halbuki sen gezdiğin şeyleri koymayabilirsin daha politik davranabilirsin…

- Belki de öyle yapmam lazımdı. Bu da benim kendimde özeleştiri yaptığım şey, bu kadar açık olmamam gerekiyordu. Ama gezdiğim yerleri azalttım. Ya da şöyle diyeyim, her şeyi paylaşmıyorum. Yavaş yavaş daha da azaltacağım. Yakında tam olarak bitiririm bence. Böyle diyeyim de mutlu olsunlar

- “Ne yaşıyorsam paylaştım. Bu da battı insanlara mı!” mı diyorsun…

- Evet. Meğer insanlar benim kadar ortada yaşamıyormuş. Yaşadıkları hayatı gizliyormuş. Ben, “Bunlar aleyhime döner!” demedim. Tüm şeffaflığıyla hayatımı insanların gözünün önüne serdim. E çok göze battı. Sonra insanlar beni sevsin diye de uğraşmadım. Mağdur edebiyatımı yapmadım. Öyle yapanlar kazanıyor ve daha çok seviliyor. Gelinen noktada durum şu: Ben nefret ediliyorum. Nefretin adı Şeyma olmuş! Anlamadıkları şu: Ben, neysem oyum. Ve ne yaşıyorsam onu paylaştım. Yalanım, oyunum, riyam yoktu. Partiye gittiysem onu koydum. Kızımı koydum. Yemeğimi koydum. Genç bir insanım ben. Benden ne beklediklerini de anlamıyorum. Ama galiba bu kadar açık olmamak gerekiyormuş hayatta! Olursan, insanlara şunu deme hakkı veriyorsun: “Çalışmadan etmeden işte koca parasıyla bu kadar geziyor, hiçbir şey üretmiyor!” E iyi de sadece ben miyim kocasının parasıyla yaşayan? Sadece anne olan başka kadınlar yok mu? Kaldı ki ben, markaların çalışmak istediği biriyim, kendi çapımda kitleleri etkiliyorum. Bir mücevher firmasının yüzüyüm. Kendi çapımda çalışıyorum, para kazanıyorum. Bir cafe işletiyorum. Çok da iyi gidiyor. Ne istiyor insanlar benden?

- Sen hiç huzursuzluk duymuyor musun peki?

- Diyorum işte, özeleştiri yapıyorum diye. “Şeyma, keşke şunu paylaşmasaydın!” dediğim şeyler var açıkçası. Her insan hata yapar, ben de yaptım. Ama çok büyük pişmanlığım da yok. Çünkü kimsenin canını acıtmaya çalışmadım. Kimseye bir kötülüğüm, bir yanlışım olmadı. Bu kadar ağır eleştiriyi hak ediyor musun diyorsan, bence etmiyorum.

- Bu kötü yorumlara hani aldırmıyordun…

- Aldırmıyorum. Genel olarak okumuyorum da. Ama bazen denk geliyorum, kötülük fışkırıyor, inanılmaz iğrenç yorumlar. Bana yapılan saldırıların onda biri karışında insanlar yıkılırdı, bana yine de vız geliyor, tırıs gidiyor. Kitap yazacağım bununla alakalı. Dışarıda görsem, bana selam vermeyecek, benimle konuşamayacak tipler hakkımda yorum yazıyorlar. Tanımıyorum ki ben sizi. Yormayın kendinizi. Sizi ciddiye de almıyorum, alacak olsam kendimi öldürmem filan lazım!

- Sürekli “metres, metres” dediler sana…

- E artık istedikleri oldu. Ayrıldık. Bence artık kopmaları lazım benden!

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gereksiz haber 2019-01-27 19:49:15

Kim bunlar ya!

Avatar
gele me 2019-01-27 14:03:45

Banane senin evliliginden ayrilmandan veya yasantindan yazik deyilmi bu kadar medyaya bu kadar önemli isler varken bu kadar sayfa iskal edilirmi tabi kimse seni hatirlamaya baslamayinca popoliterligini kayip ediyorsun böyle reportajlarla kendini hatirlatiyorsun deyilmi türkiyenin cok büyük ekonomi sorunlari var insan haklari hukuksuzluk varken bizi niye böyle sacma seylerle mesgul ediyorsunuz

Avatar
Dem dem 2019-01-27 17:19:29

Hayatini birilerinin sirtindan yasarsan, luks satavat icindeyim gerisini bosver dersen, karakter egitim ve kariyer yapmazsan seymacigim; birgun elinden bu imkanlar gider ropartajlarda bile ne diyecegini bilmezsin! Kendini savunamazsin, ne yapacagini bilmez ortada kalirsin. Neden gerekli fikri altyapi yok!

Avatar
ATEİST 2019-01-28 02:23:19

Zavallı çahil kadın . Öyle gezip ,dans etmek soytarılık yapmak giyinip kuşanıp hava yapmak bir nevi sonradan görme .Dolayısı ile ağır ol hanımefendi ol yurt dışında olmaktan memnunsan okula git ingilizce öğren meslek okulları bile var yurt dışında çocuğunuda al git Abd hem çocuğunun eğitimi ile hemdr kendi eğitiminle upraş .Diyelim gez dur senelerce ihtiyarlıyana kadar gez ,büttün dünyayı gez nereye kadar ..? Hazıra dağ dayanmaz lokantan senin bir gün gelecek sosyal yaşam tarzının masraflarına cevap veremiyecek .Hem çocuğunu düşün çocuğunun ruh sağlıpını düşün biraz ağır ol ağır taşı kimse kaldırıp atamaz .Bak sana yapılan yorumlardaki hakaretlere kızıyorsun .!! Niye kızıyorsun ..? Hiçde güzel ve örnek şeyler yapmıyorsun bak 29 yalında bir annesin çocuğuna annelik yap çocuğunun eğitimi ile uğraş acun beyin değer boşandığı eşlerinin hiç bir skandalını duydunmu gördğnmü ..? Tama sana gezme tozma demimiyoruz ama seninkide çook fazla 3 gün Türkiyede değer günler haftalar başka ülkelerde .Benim bildiğim gördüğüm okullar kapanır aileler çocuklarını alı yazlık evlerine giderlerler durumları iyi olan lar olamıyanlarda eş dost larının akrabalarının yanına gider kısa bir tatil yaparlar çocukları ve kendileri içün yazın bir deyişklik lik olsun diye .Sen ne yapıyorsun felik felik o ülkeden bu ülkeye bu ne ya gösterişinde hava yapmanında bir sınırı var .Yazık o çocuğa yazık çok yazık eğitiminden geri kalacak okuyamıyacak o da seni örnek alacak o da bir Şema subalı olacak eğitşmsiz büyüyecek mesleği olmayacak senin gibi dillere destan olacak .Bak kızım evladı dost acı söyler düşman tatlı konuşur aslında seni inçitmek istemezdim ama kendinden bahsetirmek yaşam tarzındaki her şeyi aşırı yapıyorsun .Sonra evladın için ileride VİCDAN AZABI DUYARSIN .!!