Çağdaş doğaçlama ve Selda Ergün

Yeni tanışan iki insanın ilişkisinin gelişmesinde doğaçlamadan söz edebiliriz. Kimse bir diğerinin daha sonra ne söyleyeceğini ve nasıl söyleyeceğini bilemez. Alman oyun ve tiyatro pedagogu Nickel doğaçlamayı, “Yaşamımızda her şeyi kurgulamayız. Beklenmedik durumları kestiremediğimiz için böylesi durumlarda da nasıl davranacağımızı belirleyemeyiz. Belirsizlik, doğaçlamanın bir yönüyle de başlangıç anlarını oluşturur. Beklenmedik bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız ve nasıl yapmamız gerektiği konusunda, çoğunlukla pek uzun uzadıya düşünmeden,  doğrudan olayı yaşamaya başlar ve olayın bitiminde, sonunda nasıl yaşadığımızın değerlendirmesini yaparız.” tümceleriyle betimler. 
İnsanlar bunu doğaçlama olarak adlandırmadan yaşarlar ve gündelik yaşamlarındaki bu doğaçlama anlarında son derece doğal davranırlar. Doğaçlamada da doğallık ve içtenlik önemlidir. Pek çok tiyatro uzmanı ve yaratıcı drama eğitmeni doğaçlamanın farklı boyutlarını ele alan çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmaların çoğu yaşam ile doğaçlama, oyunculuk ve tiyatro arasındaki ilişkiye odaklanmış, kimi uzmanlar bu çalışmaları “Çağdaş Doğaçlama” olarak adlandırmıştır.   
Selda Ergün ile tanışmamız da bir panel ortamında doğaçlamaya ilişkin bir görüş alışverişiyle başlamıştı. Kendisi yaratıcı drama eğitmenlerine ya da adayları için doğaçlama atölyeleri yönetiyordu ve doğaçlama ile oyunculuk arasındaki ayrılmaz dokuya odaklanan vurgulamalar yapıyordu. Ona göre oyuncu ve doğaçlama ayrılmaz bir bütündür. Oyuncunun yetişirken ve mesleğini icra ederken doğaçlama ile iç içe olduğunu hep savunmuştur. Selda ile iletişimiz doğaçlamaya ilişkin yaptığımız bu konuşmalardan birinde “Doğaçlarken mi rol oynanır, rol oynarken mi doğaçlanır?” sorumla başlamıştı. Sorumun yanıtını “Çağdaş Doğaçlama” başlıklı kitabında hem de farklı bakış açılarıyla vermişti. Ancak öz yanıtın “Her ikisi de…” olduğu noktasında karar kılmıştık. O günden sonra hem tiyatro hem de yaratıcı drama ortamlarında iletişimiz doğrudan ve dolaylı olarak hep devam etmişti.   
Selda Ergün “Çağdaş Doğaçlama” (Mitos Boyut Yayınları, 2013) başlıklı kitabında tiyatrodaki çeşitli doğaçlama biçim ve yaklaşımlarını incelemiştir. Doğaçlama ile oyuncu arasındaki doğal ilişkiyi pek çok kuramcının doğaçlamaya ilişkin görüş ve örnekleri ile de açıklamış, tüm öncü çalışmaların (J. Grotowski, J. Chaikin, V. Spolin, E. Barba, P. Brook, K. Johnstone ve A. Boal) özgün örneklerini verdikten sonra oyuncunun doğaçlama yaparken tamamen özgür olması gerektiğini savunmuştur.  
Selda Ergün, amansız bir hastalığa yakalanmıştı ve mücadele ediyordu. Sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda doktorunun bu hastalığın mücadeleci insanlarda olduğunu vurgulayan sözlerine yer vermişti. En son telefon konuşmamızda da “mücadeleye devam” diyordu. Ancak Selda Ergün ne yazık ki geçtiğimiz günlerde sonsuzluğa uğurlandı. Bizler onu alanında uzman, disiplinler arası çalışmalara yatkın ve her daim doğaçlama atölyeleri yönetmeye hazır bir arkadaş, meslektaş, yaratıcı drama eğitmeni olarak anacağız.    
Tüm tiyatro dünyasının, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü’nün ve Çağdaş Drama Derneği’nin başı sağ olsun