Ne Cumhuriyetmiş ama...

94 yıllık Cumhuriyet gazetesi. Türkiye
Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla özdeşleşmiş...
Yıllar içinde hep birilerinin iştahlarını kabartmış.
Özellikle de Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine
ve ilkelerine düşman bir takım beyinler gazeteyi
ele geçirmeye çalışmış.
Kısa süreli de olsa başarı kazanmışlar.
Ancak sadece ele geçirmede.
Cumhuriyet’i rayından çıkarma çabası içine
girenlerin topu sonunda hüsrana uğramış.
1970’lerde olan çalkantı, 1992’deki geliş
gidişler ve son olarak da 2014-2018 arası gazeteyi
batma noktasına getiren, bütün mal varlığının
altından girip üstünden çıkan zihniyet.
Eee, ne oldu?
Ağır işlese de sonuçta Türkiye’de yargı karar
verdi.
Ağır usulsüzlüklerle gazeteyi ele geçiren
ekip, 8 Eylül Cuma günü yapılan genel kurul
toplantısıyla çekip gitmek zorunda kaldı.
Ama iş bununla kalmayacaktı.
Bu ekibin gazeteye doldurduğu Türkiye
Cumhuriyeti kuruluş felsefesine düşman yazarçizer
takımı da tek tek istifalarını verme yarışına
girdiler.
Birden sosyal medyada ortalık ayağa kalktı.
“Vay, Cumhuriyet’te saray darbesi oldu.
Cumhuriyet’i ele geçiren faşist ekip gazeteci kıyımı
yapıyor.” Ya, öyle mi?
Yeni yönetimin faşist olduğunu kim söylüyor?
Gazeteyi batma noktasına getiren, PKK,
Fethullah yandaşlığı yapan ekibi alkışlayan güruh.
Bu da bitmiyor.
AB’nin Türkiye raportörü olacak Kati Piri
isimli hanım üzerine ne vazifeyse “Cumhuriyet
Gazetesi’nin yönetimine ultra nasyonalist bir
ekip geldi” diyebiliyor.
Kati Piri Hanım herhalde AB bünyesinde
giderek artan ultra nasyonalist akımlardan bihaber.
Önce kendine gelip AB bünyesindeki aşırı
akımları eleştirsin.
Ayrıca AB üyesi olmayan bir ülkedeki basın
hareketlerinden Kati Piri’ye ne?
Bu hanıma son bir sorum da şu:
Cumhuriyet yönetimine gelen ekibin ultra
nasyonalist olduğunu acaba kimden duydu?
Yoksa iki yıl önce ülkeden topuklayıp hemen
Alman pasaportu alarak bir kaç ay içinde
Almanya’da medya düzenini kurmayı başaran
Can’cık ekibinden mi?
Bu Kati Piri Hanım ya da onun AB bürokrasisindeki
arkadaşları Taraf Gazetesi’nin Ergenekon
iftiralarını yaydığı dönemde Cumhuriyet
Gazetesi İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk ve Ankara
Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındıklarında
neden dillerini yutmuşlar, tek kelam etmemişlerdi?
Can’cık ekibinin yine Almanya’daki kardeş
organında da Cumhuriyet Gazetesi ile uzaktan
yakından ilgisi olmayan, olmadığı gibi üzerine
vazife olmayan bir konuda ahkâm kesmeye
kalkışan sözüm ona gazeteci bir hanım, gazetedeki
yeni yönetimle birlikte Cumhuriyet’in sonunun
geldiğini, ama bu sonla birlikte yeni bir
gazetecilik ruhunun doğacağını buyurmuş.
Herhalde müneccim bacağı yemiş ya da
kristal küresine bakıp geleceği görmüş.
Şimdi, gelelim işin esasına.
Hazretler, Türkiye Cumhuriyeti ilkeleri ve
kuruluş felsefesiyle kavgalı.
Olabilir.
O zaman giderler kendilerine destek olacak
odaklardan yardım alarak Taraf gibi bir yayın
organı kurarlar.
Neden Cumhuriyet’i ele geçirmekte bu kadar
ısrarlılar?
Anlamak mümkün değil.
Bir yandan Cumhuriyet’e nefret kusarken
bir yandan onu ele geçirmeye çalışmak...
Bu nasıl bir psikolojidir?
Bence tipik bir ruhsal sorunla boğuştukları
için acilen psikolojik destek almalarında yarar
var.
Aksi halde geçmişte de gördüğümüz gibi
kendi kendilerini tüketecekler.