Önce 7 Haziran, ardından 1 Kasım seçimleri Türkiye’yi asıl meselelerinden bir uzaklaştırdı, pir uzaklaştırdı. Seçime endekslenip herşeyi bir kenara bırakan iktidar; en uzun sınıra sahip olduğumuz Suriye yeniden kurulan denkleme dâhil olmak için uçak düşürmeyi bile göze aldı.

Dikkat ederseniz; Türkiye'deki siyasi liderler uzun zamandır, toplumun tansiyonunun makul düzeylere indirip orada tutacak bir şeyler yapmıyor. Hepimizin kutsalı olan TBMM’nin tüzel kişiliği tartışılır hale gelmiş ama Cumhurbaşkanı Erdoğan ve meclisteki dört siyasi partinin liderlerine bir bakın hele.

Hepsinde bir bağırıp çağırma, bir saldırı psikolojisi, karşısındaki hep düşman gibi görme ve buna bağlı bir ahkâm kesme sürüp gidiyor.

Oysaki Türkiye her yönüyle yangın yerine dönmüş. 7 Haziran sonrası buzdolabına kaldırılan çözüm sürecinin yarattığı çatışma ortamı ülkeyi Ankara’dan Diyarbakır’a kadar uzanan bir menzilde kan gölüne çevirmiş, dağda kırsalda yaşanan kanlı terör şehirlerin göbeğine inip gündüz vakti yaşanan silahlı çatışmalar dönmüş. Kimin umurumda?

Bir kayıkçı kavgasıdır sürüp gidiyor. Oysa hem iktidar hem de muhalefet rakip yaratarak siyaset yapmaz. Kendi iç kavganızı meclis kürsülerinden topluma yansıtırsanız, hem sizin hem de çatısı altında siyaset yaptığınız TBMM’nin itibarını zedelersiniz. Meclisin tüzel kişiliğine yönelen iç ve dış tehditlere “buyurun gelin” demiş olurusunuz.

Türkiye’deki siyaset bunalımın asıl sebebi, krizin kendisi değil, krizi yönetemeyen, tansiyonu düşürmeyi öğrenemeyen siyasi aktörlerin sergiledikleri tavırlardır. Toplumda yaşanan desen değişikliklerini göremeyen, farklılaşmayı okuyamayan siyasi aktörler, milli meselelerde bile toplumsal ahengin bozulmasına yol açıyorlar.

Her Salı günü olduğu gibi dün de TBMM’de partilerin meclis grup toplantıları vardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise 16’ncı geleneksel buluşması da aynı güne denk geldi. Buyurun okuyun dediklerini…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Erdoğan'ın başkanlık talebi tedavisi olmayacak kadar kronikleşmiştir. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Tahir Elçi'nin evine taziyeye gidip 'barikatları kuran arkadaşlar' diyecek kadar teröre arka çıkmıştır. Bu ifadesi kurşun gibi adresini bulmuştur.

Başbakan Ahmet Davutoğlu: Başarısızlığın hesabını vermek, parti içi demokrasiyi işletmek yerine kendisine muhalefet edenleri başka yapıların sözcüsü olarak damgalayarak koltuğuna tutunmaktadır. Parti içinde diktatörlüğünü ilan etmiştir Bahçeli.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Dikta yönetimleri iki alana müdahale eder. Yandaş, havuz medyası oluştururlar. Halka doğru bilgi değil, güçlerin istediği bilgiyi verirler. Objektif yayın yapan bağımsız medyayı ise baskı altına alırlar. Her birimizin sabah gidip baskı altında olan medyadan birer gazete satın almamız lazım. Cevap vereceksen diktatöre bunun cevabı budur.

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ: Silahsız, şiddetsiz bir çözüme ramak kalmışken masanın devrilmesi, çok daha geriye savurdu Türkiye'yi. O günden bu yana siyasi iktidar halen çözüm ve barış sürecini neden bitirdiği ve nasıl başlatacağına dair inandırıcı açıklama yapmıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hatay'da sınırlarımızı ihlal eden yabancı bir savaş uçağını düşürüyoruz. Birileri çıkıyor tüm kinini, düşmanlığını, husumetini ülkemize, şahsımıza yöneltiyor. Hadi ötekileri anladık da bizimkilere ne oluyor? Bunlar nasıl bizimki? Bunun adı kendi milletine ve ülkesine körü körüne düşmanlık etmek.

Görüyorsunuz işte; hiçbiri Türkiye’nin içine düştüğü derin krizi çözmeye, yönetmeye yönelik bir çaba, bir söz söyleme derdinde değil.

İktidar, muhalefeti bilerek bu yola çekebilir. Ya muhalefet?

AKP’nin TBMM’yi etkisiz hale getirmesini ısrarla görmeyerek; salı günleri grup konuşmaları yapmayı ve soru önergesi vermeyi siyaset yapmak sanıyorlar!

Maksat muhalefet olsun…
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.