“…SIZE işlerin kötü olduğunu anlatmama gerek yok değil mi?
Bu bir depresyon…
Herkes işsiz ya da işini kaybetmekten korkuyor.
Bankalar iflas ediyor, dükkân sahipleri tezgâhın altında silah bulunduruyor.
Çeteler sokaklarda çılgın gibi esiyor.
Ne yapmak gerektiğini bilen kimse yok ve bunun sonu da yok.
Havanın nefes almaya ve yiyeceklerimizin yenmeye uygun olmadığını biliyoruz.
Bazı haberciler bize bugün on beş cinayet ve altmış üç suç işlendiğini sanki olması gerekliymiş gibi anlatırken oturup televizyon izliyoruz, ne garip değil mi?
İşler kötü biliyoruz, kötüden de beter.
Her yerde her şey deliriyormuş gibi.
Artık dışarı çıkmıyoruz, evde oturuyoruz ve yaşadığımız dünya yavaşça küçülüyor.
Hepimiz, ‘lütfen bizi en azından oturma odamızda rahat bırakın’ diyoruz. (…)
Şimdi hepinizin ayağa kalkmasını istiyorum.
Hepiniz iskemlenizden kalkın lütfen.
Hemen şimdi kalkın ve pencereye gidip, açıp kafanızı dışarıya çıkartın ve şöyle bağırın:
‘Ben çok kızgınım ve artık buna katlanamayacağım.’
Hemen kalkın hadi…”
Bu sözler 1976 ABD yapımı Network (Şebeke) filminde Howard Beale karakterinin bir tiradından alıntıydı.
Yönetmenliğini Sidney Lumet’in yaptığı film, her yönüyle bir reyting ve televizyon eleştirisi taşımakta.
Günümüzde o başında saatler geçirilen kutudan akan lağımı anlamak için bundan güzel bir film olamazdı.
Yönetmen Sidney Lumet’in ilk filmi, kült bir film olan 1957 yapımı 12 Angry Men (12 Öfkeli Adam)’dir.
Birçok eleştirmen bu filmi klasik olarak niteler.
Lumet, 70’lere damgasını vuran muhalif yönetmenlerden biriydi ve Alan J. Pakula ve Sydney
Pollack gibi yönetmenlerle birlikte dönemin ruhunu yarattı.
Amerikan toplumuna bazen ayna tuttu, bazen halı gibi silkeledi.
1973 yapımı Serpico, dürüst bir polisin mafya-polis ilişkilerini bozmaya çalışmasını ve mafyadan nasiplenen polisleri anlatan Lumet’in önemli bir filmiydi.
Yine yönetmenin önemli filmlerinden biri olan 1975 yapımı Dog Day Afternoon (Köpeklerin Günü), bir soygun hikâyesini anlatıyor gibi görünse de esas olarak televizyon
dünyasının yoz işleyişini gösteriyordu seyirciye.
Serpico’da olduğu gibi yine başrolde Al Pacino’nun olduğu bu filmde Lumet, soygunculara canlı yayınla bağlanarak reyting elde etmeye çalışan televizyon kanallarına gizli eleştiride bulunuyordu.
Dog Day Afternoon’dan bir yıl sonra çektiği Network filmiyle Sidney Lumet, artık televizyon eleştirisini “anlayana” diyerek gizliden değil, doğrudan ve olabildiğince sert yapıyordu.
Network filmi Howard Beala isimli, orta yaşın üstünde bir haber sunucusunun hikâyesi çerçevesinde, medyayı otopsi masasına yatırıyor.
Film, medya dünyasındaki iktidar ilişkilerini ve serbest piyasa ekonomisinin medyadaki yansımalarını çarpıcı, sert ve cesur bir dille yansıtıyor.
Network’u izleyenler, bu filmden sonra daha aydınlanmış bir televizyon izleyicisi olacaklardır.
Çünkü perdelerin arkasında neler döndüğünün bir örneğini görecekler.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.