Son Durak

Tayyip Erdoğan, 2002 seçimlerini %34 oyla kazanıp, TBMM üyeliklerinin %67’sini ele geçirmeden önce, “demokrasi, bizim için amaç değil, araçtır” demişti.

Hitler, 1933 seçimlerinde oyların %34’ünü alıp, Şansölyelik (Başbakanlık) görevini kendisine hiç güvenmeden teslim etmek zorunda kalan Cumhurbaşkanından almadan yıllar önce yazdığı “Kavgam” kitabında, iktidarı ele geçirince Almanya’da demokrasinin “de”sini bile bırakmayacağını açıkça yazmıştı.

Daha önce, 1922’de İtalya’da Kara Gömlekliler Roma’ya yürürken geçirilen bir yasa ile oyların %22’sini alan Mussolini’nin parlamento üyeliklerinin % 75’ini alabilmesinin önü “demokratik” bir biçimde açılmıştı bile…

1950, 1954 ve 1957 seçimlerini çoğunluk oylarıyla kazanmış olan Menderes, Meclis Grubu'na seslenirken, “siz isterseniz Hilafeti bile geri getirebilirsiniz” demekten çekinmiyor ve demokrasiden ne anladığını da “ben odunu namzet göstersem vekil seçtiririm” sözüyle ve yargı erkinin yerine geçecek bir “Tahkikat Komisyonu” kurarak belli ediyordu…

Kısacası, “demokrasi” eğer bir sayı oyunu olarak görülürse, sistem, her zaman diktatörler üretmeye adaydır…

Taksim Gezi Direnişi bu yazı kaleme alınırken devam ediyordu. Daha öncekilerden temel bir farkı var bu direnişin : Toplumun bütün kesimlerinden gelen ve bireylerin yaşam biçimlerine ve değerlerine açıkça müdahale eden, toplumu yeniden biçimlendirmeye kalkışan bir iktidara tepki var. Türkiye, artık bir Hukuk Devleti olmaktan çıkıp, bir Polis Devleti’ne dönüştürülüyor. Tepki buna…

Ve “yetmez ama evet”çilere, “İkinci Cumhuriyetçi”lere bir haberimiz var : İkinci Cumhuriyet, sayenizde kuruldu ama sona erdi ! Şimdi sizleri  ve emperyalizmi bile tedirgin eden “Üçüncü” aşamaya geçilmiş bulunuyor ! Bu “Üçüncü”, nasıl bir “cumhuriyet olacak belli değil…

Ama işe iyimser açıdan bakmak da mümkün… “Sen 100 bin kişi toplarsan, ben karşına bir milyon taraftarımla çıkarım” diyen Tayyip Erdoğan, demokrasi tramvayıyla geldiği son durakta. Tramvaydan inmek zorunda…

Şerefe!

Önceki ve Sonraki Yazılar