Kendi arzusu ve isteği ile Türkiye’ye gelen Alman Şansölyesi Angela Merkel’in bugünkü ziyaretini iyi okumak gerek demiştik… Zira bu ziyaret, 1 Kasım seçimleri sonrasında çok önemli sonuçlar doğuracak. Cebine 3 milyar Euro’yu koyup Türkiye’ye gelen Merkel, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in tabiriyle “Makul ve memnun edici” bu parayı Türkiye’ye verecek. Peki, bu paranın karşılığı nedir? Merkel diyor ki; “Alın size 3 milyar Euro… Helali hoş olsun ama…”
İşte bu “ama” önemli… Çünkü bu “ama”nın sonunda şöyle bir şart var: “Bu parayı öyle keyfinize göre çar çur etmek yok. Bu paranın hepsini ‘bekleme salonu’na alacağınız göçmenler için harcayacaksınız…” Parayı vereceği için düdüğü çalmak isteyen Merkel; Suriye sınırını, artık Avrupa’nın en büyük kentlerini bile istila etmeye başlayan göçmen ve mülteciler için bir ‘bekleme salonu’ daha doğrusu bir ‘depo’ alanı olarak kullanmak istiyor.

Türkiye, Suriye sınırına o aşılmaz duvarlı neden yaptı? Sadece IŞİD ya da diğer örgütlerinin terörüne karşı mı? Değil tabi ki… ABD, İsrail, Rusya hatta Türkiye diyenlere karşı hadi bu da bizim tezimiz olsun: IŞİD Avrupa’nın icadıdır.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dediğine dikkat; “AKP iktidarı IŞİD’in yeni eylemler yapmasından korkuyor...” Avrupa ise daha çok korkuyor. Çünkü IŞİD’in Avrupa’ya şöyle dediği iddia edilmişti: “Üzerimize gelirseniz, bir Paris’iniz, bir Londra’nız olmaz…” IŞİD acaba Türkiye’ye de bir Ankara’nız, bir İstanbul’unuz olmaz” mı diyor. Cumhuriyet’in kalbi Ankara’ya yapılan saldırıya; yüreğimize saldığı acının yanı sıra bu yönüyle de bakmalı. Acaba IŞİD Almanya’ya “Sizin de bir Berlin’iniz olmaz” dediği için mi Merkel apar topar Türkiye’ye geliyor?

 Bu günahın sahibi AKP

Almanya, Avrupa’daki bütün İslami hareketlerin merkezidir. Fransa’da da Müslümanlar var. Bunlar sömürgelerden gelenler ve son dönemde fakirliklerini gerekçe göstererek yürüttükleri ''toplumsal başkaldırı' yüzünden ciddi tartışma konusu olmaya başladılar. Avrupa’nın kalbi Almanya’da daha çok ''dindar'' var. Ama bir o kadar da 'dinci’ mevcut. Almanya’da dinciler etkindir ve bunların hepsi de göçmendir. Şimdi ise Suriye mültecileri ciddi bir sorun olarak Almanya’nın karşısında. Göçmenlerin çoğunluğunu oluşturan Türkler arasındaki işsizlik oranı tek başına yüzde 30’lar düzeyinde. Tablo ortada; üçüncü kuşak “gurbetçi, göçmen” Türk Müslümanları istemeyen Almanya ve Merkel, mülteci statüsünde gelmek isteyen Suriyelileri neden istesin ki? 3 milyon Suriyeli’yi neden başına bela olarak alsın ki?

Türkiye’de 270 bin okul çağına gelen göçmen çocuk var. Türkiye bunlara sahip çıkarak bakmalı ve sorumluluklarını üstlenmeli… Diyeceksiniz ki kendi çocuklarına bu şansı yaratamıyor. Suriyeli’ye nasıl baksın? Türkiye artık bu uluslararası yükümlülüğün altına girmiştir ve gereğini de yapmalı. Yurt Gazetesi olarak yaptığımız çağrı gibi acilen Göçmen Bakanlığı’nı kurmalı. Bunu bir engelleme mekanizması olarak görmemeli. Çünkü mülteci; o ülkeye kabul edilen ve vatandaşlık hakları kullanan insanlardır. Suriyeliler artık Türk vatandaşı statüsünde olacaklarına ve bizim çocuklarımızdan daha da geride olduklarına göre Türkiye bunlara sahip çıkarak ve potansiyel suçlu olmaktan kurtarmalı. Bunu kendine sorun etmemeli. Almanya bu göçmen ve mülteci konusunda önemli tecrübeyi sahip bir ülke... Bundan faydalanmak gerek.
Kemal Kılıçdaroğlu yeni Suriye politikasına bunu koymalı. Bu günahın sahibi olan AKP, dolayısıyla Geçici Başbakan Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bu meseleyi mutlaka çözmeli.
Bugün yine Dağlıca’da 3 şehit var. Türkiye eski siyaset anlayışı ve eskiyen siyaset ile yürüyemez artık. Eski siyaset statükoyu yani Ahmet Davutoğlu’nu ve Tayyip Erdoğan’ı temsil ediyor. Türkiye eskiyen siyaseti bir kenara bırakmalı. Muhalefet statükoyla uğraşmaktan vazgeçip yeni siyaset anlayışını oluşturarak kendini global siyasete endekslemeli.

Perinçek’i kutlamak lazım

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi “soykırım”ı inkârın cezalandırılmasının ifade özgürlüğü ihlali olduğunu teyit etti. Doğu Perinçek’in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları hakkındaki açıklamaları nedeniyle İsviçre’de ceza alması konusunda verilen ihlal kararıyla ilgili bu ülkenin itiraz başvurusunu reddeden AİHM Büyük Dairesi’nin kararı, Avrupa’daki ifade özgürlüğü açısından içtihat oluşturacak. Bu kararın çıkmasını sağlayan Doğu Perinçek ile arkadaşlarını tebrik etmek lazım. Perinçek’i seversiniz, sevmezsiniz… Kendisiyle fikirlerimiz pek örtüşmez ama hakkını teslim etmek gerek. Önemli bir karara imza attılar.
1.Dünya Savaşı’na yol açan ve Rusların Osmanlı'ya karşı Sırp Milliyetçiliğini kışkırtmasıyla başlayıp sonrasında Ermeni Milliyetçiliği, Lawrence’ın Arap Milliyetçiliği ile sürerek, Baas ile bugünlere gelen ve Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden biri olan soykırım iddiası, bu karar ile bizce son bulmuştur. Zira AİHM Büyük Dairesi’nin aldığı karar ile bir soykırım olmadığı, yaşananların “mukatele”  yani “aynı devlet içinde sebepsiz, sebebi bilinmeyen karşılıklı toplumsal kıyım” olduğu tescil edildi. Doğu Perinçek, Ermeni meselesi ile Avrupa’da konuşanların ceza almasını engellemedi sadece.  Soykırım denilen olayın, Hitler’in Yahudilere yaptığı gibi tam bir soykırım değil, bir “mukatele” olduğunu tescil ettirdi. Bu çok önemli bir karar.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.