Maruz kaldığımız resmi tarih ve resmi eğitim, sonu ‘Reis’ ile biten ne kadar Osmanlı dönemi denizcileri varsa hemen hepsini ‘kahraman’ olarak öğretmiştir bize. İşin doğrusu Oruç Reis’ten tutun Piri Reis’e kadar, sonradan Paşa olan Barbaros Hayrettin Reis’e kadar ne kadar Osmanlı denizcisi varsa aslında hepsi korsandı.

Korsanlık salt Osmanlı için değil, dönemin başka devletleri için de önemli bir paramiliter güçtü. Bize okullarda öğretilen kahraman Osmanlı denizcilerinin alayı Osmanlı donanmasında ‘resmen’ görevlendirilmeden önce bildiğiniz korsanlardı. Önüne gelen gemilere hatta limanlara saldırırlar, soyup soğana çevirirler ve hemen herkesi katlederlerdi. Cezayir onların toprağı olmuştu. Aslında kendi korsan devletlerini kurmuşlardı. Osmanlı yönetimi de korsanlığı kutsadığı için daha sonra resmen Paşa oldu çoğu ve hatta Akdeniz Türk gölü haline böyle geldi. İstanbul’dan bir donanma kalkıp Cezayir’i fethetmedi. Orada zaten korsan devlet vardı ve Osmanlı’ya katıldı.

Korsanlık kurumu, Batı devletleri için de aynıydı. İngiliz donanmasının başına musallat edilen İspanyol destekli korsanlar vardı. İspanyol donanmasının başına musallat edilen İngiliz beslemesi korsanlar vardı. Filmlerde anlatılan korsan hikayeleri palavradır. Durup dururken omuzunda papağan, tek ayağı olmayan “freelance” çalışan, hobi olsun diye korsanlık yapan, gelecekte “Karayip Korsanları” filmine malzeme olmayı düşünen mistik korsan kaptanlar asla olmadı. Bütün korsanlar ve donanmaları bir takım devletlerin resmi olmayan yollardan desteklediği, beslediği paramiliter güçlerden ibaretti. En önemli özellikleri hedeflerine baskın tarzında saldırmaları ve kısa sürede işi bitirmeleriydi. Tarihin yazdığı tüm korsanlar bildiğiniz hırsız ve katil sürüleriydi. Onların amacı beslendikleri devletler adına ganimet, yani sermaye toplamak ve karşılarına çıkan herkesi katletmekti. “Don Kişot”u yazmadan önce gariban Cervantes’i bile yıllarca tutsak etti bizim ecdat korsanlarımız. Neyse ki katletmediler de adamcağız dünya edebiyatının en büyük eserlerinden birini yazmaya yetecek bir ömre sahip oldu.

7 Haziran seçimleri öncesinde 13 yıllık iktidarı boyunca pek çok seri katliamların sorumlusu olan AKP iktidarı en sonunda aslında iktidar olmadığı bir dönemde bile bir katliamın altına daha imzasını atmayı başardı. Maalesef, Türkiye tarihinin en korkunç katliamlarından biri olan Suruç katliamı 32 güzel insanın bu ülkeyi ve dünyayı daha güzel ve umutlu bir ülke yapma çabalarını yok etti. 13 yıllık gerici ve çağdışı AKP iktidarı altında kokmuş bir bataklığa dönüşen ülkemizi, tamamen bir cehennem çukuruna döndürülen Ortadoğu’yu insana yakışır bir hale getirebilecek 32 genci acımasızca katlettiler.

Suruç katliamını gerçekleştiren beyinsiz artık komşumuz haline gelen korsan bir devletin askeriydi. Kusura bakmasın Tayyip Erdoğan ve TSK, ben DEAŞ filan demiyorum. Sanki bir doğalgaz şirketinden bahsedermiş gibi DEAŞ deyip duruyorlar. Ben IŞİD bile demiyorum, çünkü yazması zor, I mı önce İ mi önce... Bu alçak korsan devlet kendilerine ‘İslam Devleti’ diyor. Hatta DEAŞ diyenlere kırbaç cezaları var. Yani bir gün Genelkurmay Başkanı ve/veya Tayyip Erdoğan, İslam Devleti eline düşecek olsa kim bilir kaç tane kırbaç yiyecekler haberleri yok. Ben bu riski göze alamıyorum. Madem ‘İslam Devleti’ demişler korsan devletlerine. Ben de “korsanların beyanı esastır” diyorum.
‘İslam Devleti’ emperyalizmin bir ürünüdür. Kendini halife ve padişah zanneden bir meczubun planı bile değildir. Zaten İslam Devleti başındaki alçak kendini halife ilan etmiş. Rekabet kaçınılmazdı. O yüzden olsa gerek T.C., 32 güzel insanın katledilmesini umursamadan sadece bahane ederek ‘aniden’ IŞİD’e sataşmaya karar verdi. Ama 13 yıllık AKP iktidarının geleneksel ikiyüzlü hatta iki yüzsüz iç ve dış politikası gereği IŞİD alçakları yerine yine Kürtlere ve solculara saldırdı.

Hacı hacıyı Mekke’de, korsan korsanı tekkede tanırmış. AKP ile IŞİD’in arasındaki büyük aşkın nedeni budur. Ruh ikizidir bunlar. İkisi de emperyalizmin oyuncağı olan iki korsan parti devletidir bunlar.

7 Haziran seçimi sonrası artık iktidar dahi olmayan eski AKP hükümeti şu anda korsan bir hükümettir. Bütün bu koalisyon tiyatroları arasında bu korsan hükümetin başı da Beştepe’ye korsan bir saray inşa ettiren Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu korsan iktidarın halihazırda giriştiği bütün eylemler anayasaya aykırı olup zamanı geldiğinde cümle cemaat yargılanacaklardır.

Gerçi bütün dünya gibi biz de biliyoruz ama yine de soracağım. Milli irade milli güç geyikleri hadi neyseydi de milli korsanlığa düşecek kadar ne yaptın Reis?
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.