banner58

Biri kız, biri erkek iki çocuğum var.
İkizler.
10’uncu yaşlarını sürdürüyorlar ve bu sene 4+4+4’lük, dört dörtlük sistemin ilk dördünü tamamlayıp, ikinci dördüne geçtiler, 5. sınıfa gidiyorlar.
Sabah kahvaltıdayız.
Her sabah kahvaltımıza eşlik eden İsmail Küçükkaya’yı izliyoruz bir yandan.
Kızım sordu? (İsmi Sırma)
Anne, laaayık ne demek?
Kızım, onun ismi laaayık değil, laik. Düzgün telaffuz etmek lazım, ama haklısın genelde laik değil “laaayık” diyorlar.
Tamam işte, laik ne demek?
Çocuğum, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına laiklik diyoruz işte…
Deyiveriyorum bir çırpıda, ezberlemişim.
Sözlük gibi konuşuyorum çocukla.
Zaten benim laiklik tanımımın, Uygar’ın da (oğlum) Sırma’nın da aklında hiçbir yere karşılık gelmediği çok açık, anlamaz gözlerle bakıyorlar, ama
anlamadık da demiyorlar.
Çünkü onlar da benim gibi, okulda ezberlemişler.
Aslında laikliğin, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olduğunu önceden de duymuşlar, ama anlamamışlar.
Bir de annelerine soruyorlar:
“Belki o bu işin gerçeğini anlatıverir de olay kafamızda çözülür” diye.
Neyse, sonra ezbercilik durumunu fark edip, sabah tek tek ve nedenlerini de açıklayarak, babaları ile birlikte Atatürk İlke ve İnkılaplarını anlatıyoruz.
Sohbetin en çarpıcı cümlesi “Tabii yani, devletin dini olur mu?” yine Sırma’dan geliyor. Uygar da örnekler vererek kardeşinin cümlesini pekiştiriyor.
İçimiz rahatlıyor, kendimizle gizli bir gurur duyuyoruz “Çocuklara çok güzel anlattık” diye.
İşte, pek çok evde olduğu gibi çocuklarla birlikte, fark edebildiğimiz ölçüde ezberlerimizi bozmaya çalışıyoruz, bilgiyi içselleştirerek öğrenmelerini istiyoruz.
5. sınıfa ilk başladıklarında pek bir mutluydu bizim çocuklar “Oh, TEOG kaldırıldı, sınav derdi bitti” diye.
Kısa bir süreliğine de olsa sevinsinler dedik, ses etmedik.
Demedik ki; “çocuğum yeni bir sınav mutlaka gelir”
Bekledik kara bahtımıza hangi sınav çıkacak diye.
Beklenen haber MİS gibi geldi.
Yeni sınavımızın adı: Milli İzleme Sınavı.
Kod Adı: MİS

Türkiye’nin 81 ilinin 24 şehrini pilot uygulama için seçmişler.
Aydın da bu kör talihli şehirlerden birisi olarak belirlenmiş.
Ne olur, ne kalır bilinmez.
Pilot uygulamanın, pilot denekleri olarak bizim çocukların neyle karşılaşacağı şu an için öngörülemez.
Kaderciyiz, beklemedeyiz, herkes gibi MİS gibiyiz...
Herkesin ağzında; “hayırlısı olsun”, “naapalım, hayırlısı”, “Allah çocuklarımıza zihin açıklığı versin” duaları.
Çocuklarımızın geleceğini görememenin çaresizliği ve kaderciliği çıkmazındayız.
Çökmüş bir eğitim sisteminin içinden kurtarmaya çalıştığımız pırıl pırıl, doğuştan zihni açık çocuklarımız için endişeliyiz, şaşkınız.
Ne mi istiyoruz? ADALET istiyoruz.
Eğitim-öğretim çağındaki çocuklarımız için de ADALET İstiyoruz...

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Osman 2017-11-12 09:08:43

avrupada mecburi egitim sistemi 10 senedir,10 uncu sinfi bitirdin bitirdin yoksa yastan dolayi devam okuyamiyorsun,,ya bir meslek yapiyorsun yada iscisin,,,ulkemizde meslek okullari cok az,,herkes universite okuyacak diye birsey yok,,,okuyamayan meslek okullarina yAllah,,bir ulke Boyle kalkinir,,,

Avatar
Didem Dedeoğlu 2017-11-12 11:30:02

Kalemine sağlık. yine çok yerinde bir yazı olmuş . İçinde bulunduğumuz bu trajikomik durumu, çaresizliğimizi çok güzel özetlemişsin.

Avatar
Şerife Türk Derin 2017-11-12 11:43:52

Aynen öyle..Zaten çocuklar herşeyi bizden daha güzel görüyorlar ve irdeliyorlar bence...Gelecek sene neyle karşılacak bu çocuklar diye düşünmek istemiyoruz...Gerçek bir eğitim sistemi istiyoruz...