AKP devletin tüm kurum ve olanaklarını seçim kampanyası için seferber ederken muhalefet partilerinin durumu oldukça zor.
Araştırma şirketlerinin ön plana çıkardığı CHP, MHP ve HDP'nin dışında kalan partilerin sesi çıkmıyor, duyulmuyor ya da duyurulmuyor.
HDP tüm kampanyasını lideri Demirtaş'ın gençliği ve sempatisi üzerinden yürütüyor.
Bu partiye oy verecek olanların önemli bir bölümü 'HDP barajı geçsin de AKP tek başına iktidar olmasın' mantığı ile davranıyor.
CHP'de ise tüm yük Kılıçlaroğlu'nun sırtında. Örgüt ve kadrolar henüz etkin değil.
Bana göre propaganda stratejisi ve söylemler de çok zengin değil.
MHP ise sessiz ama algı operasyonları ile oyunu artırıyor.
Üstelik muhalif medyanın durumuna rağmen.
Sağda ve solda.
Yeni Çağ, Bengi Türk, Halk TV, Sokak TV, Yol TV, Cumhuriyet, Birgün, Yurt, Sol, Evrensel, İMC...
Vatan Partisi'nin Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesi.
Saadet ve BBP'nin T5 ve Milli gazetesi.
Haydar Baş liderliğindeki Bağımsız Türkiye Partisi'nin Mesaj, Meltem ve üç TV ile bir gazetesi.
Tüm bu gazete ve televizyonlara hemen hemen hiç ilan ve reklam verilmiyor.
Örneğin yandaş medyanın Sabah, Star, Akşam, Güneş, Takvim, Akit ve diğer gazetelerine her gün özel ve kamu kurumlarından milyarlarca liralık ilan ve reklam verilirken özellikle sol ama genel olarak muhalif gazetelere milyonda biri bile verilmiyor.
Aynı şey televizyonlar için de geçerli.
Örneğin Halk TV'nin zaman zaman reyting rekorları kıran programları hiç reklam almazken, TRT ve yandaş medyanın sıfır reytingli programlarına milyarlarca liralık reklam veriliyor.
Aynı durum gerçek tirajı 3-5 bini geçmeyen gazeteler için de geçerli.
Sonra da birileri bize adil ve eşit koşullu seçimden söz edecek.
Garip ama gerçek.
Daha da gerçek olanı ise herkesin bu durumları kuzu kuzu kabullenmesi.
AKP kazanınca bari 'Nasıl kazandı' diye sızlanmayıp 'Biz neden böyleyiz' diye düşünün!



Demokratik ama adil değil!
7 Haziran'da seçim var. Seçime 20 parti katılıyor. AKP ve ona karşı olan 19 parti.
Böyle bakıldığında seçimin eşit koşullarda yapılmadığını düşünenler olabilir. Görüntüde evet ama gerçekte öyle değil.
AKP 13 yıldır iktidarda ve devletin tüm kurumlarını kontrol ediyor ve kendi amaçları doğrultusunda kullanıyor. Ordu, MİT, emniyet, valiler, yargı, YÖK, RTÜK, YSK, medya ve diğerleri.
Çocuk ve Arapça kanallar dahil TRT'nin tüm kanalları AKP'nin hizmetinde. Yandaş medya ayrı bir konu. Paranın ise sınırı yok.
İrili ve ufaklı işadamları ister sevgi ve çıkarcılıktan ister korkudan AKP'ye sınırsız destek veriyorlar. TL, avro ve dolar...
Suudi ve Katar'ın 'helal' riyal ve dinarı da olur. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrı bir faktör.
Her bahane ile meydanlarda konuşan Erdoğan, adını vermeden AKP'ye oy istiyor. Bununla yetinmeyen Erdoğan çok ağırdan HDP ve CHP'ye yükleniyor.
Böyle giderse anayasa gereği tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı Erdoğan yakında Başbakan Davutoğlu ile birlikte ortak miting bile yapabilir.
Oylar azalıyor korkusu.
YSK ise ilgisiz.
Eşit koşullarda dediğiniz seçim böyle olsa gerek.
19 parti çaresiz ve eşit olmayan koşullara rağmen seçime katılıyor.
Demokrasi uğruna!
Garip ama gerçek.

Uyanık Obama ve zavallı krallar
İran ile anlaşmasının ilk sinyallerinden sonra Obama, Körfez'in kral ve emirlerine 'Gelin konuşalım' dedi. Onlar da 'Geliriz ama biz eski metreslerini unutmamak koşulu ile' dediler.
Dediler ama Obama yeni sevgilisi Ruhani'nden vazgeçer gibi görünmedi. Buna çok sinirlenen kral ve emirlerin dördü nazlanarak Obama'nın ayağına gitmedi. Suudi Kral, Bahreyn, BAE ve Umman Kral, Emir ve Sultanları yardımcılarını gönderdi.
Oysa adamlar Obama'nın gönlünü almak ve İran aşkından vazgeçsin diye petrol fiyatlarını düşürmüş, başta Suriye, Irak, Libya ve Yemen olmak üzere bölgeyi perişan etmiş ve sürekli silah siparişi vermişti.
Ama işe yaramadı.
Yaraması da imkansız.
Her metresin bir kullanılma vaadesi vardır.
Bu kral, emir ve şeyhler son 70 yıldır ABD'nin kölesi. Öncesi İngiltere'nin.
Zaman zaman küser başka aşklar arar gibi olurlar ama işe yaramaz.
Her şey 'Büyük Patron'un kontrolünde.
Tıpkı önceki gün olduğu gibi.
Misafir ettiği kral, emir ve şeylere 'Yaşlanmış olabilirsiniz ama siz her zaman benim için ilk aşklarımsınız. Yeni aşkım Ruhani'den korkuyorsanız merak etmeyin ben sizi asla unutmayacağım' diyen Obama, unutmayacağını bakın nasıl anlatmış:
'Kendinizi İran'a karşı savunmak için sizlere en gelişmiş silahlarımı vereceğim. Demir Kubbe hava savunma sistemleri, füzeler, uçakları ve savaş gemileri...”
Obama gibi biri tarafından hala sevilmenin heyecanını yaşayan ve bu nedenle zevkten dört köşe olan kral, emir ve şeyhler bu sevincin sarhoşluğu ile önlerine konulan çekleri zevkle imzaladılar.
Çok büyük para değildi.
Yaklaşık 50 milyar dolar.
Aşk için değer!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.