banner87

Bir kaç gün önce “Dışişleri Bakanlığı Emekli Mensupları” iletişim grubundan bir açık mektup aldım.
Grubun koordinatörü emekli büyükelçi Tugay Uluçevik’in gönderdiği TSK’nın Afrin’e yaptığı ‘Zeytin Dalı”operasyonuna destek veren mektuba 44 emekli diplomat imza vermiş.
Bu isimlerden bazılarını yazıyorum: Baki İlkin, Aydın İdil, Süha Umar, Pulat Tacar, Ümit Pamir, Nazmi Akıman, Murat Sungar, Nazım Belger, Korkmaz Haktanır, Tugay Uluçevik.
Büyükelçi Uluçevik ayrıca “Zeytin Dalı” operasyonuyla ilgili kendi kişisel bir değerlendirmesini de yaptı.
Diyor ki; “Bildiride de ifade ettiğimiz üzere Türk Silahlı Kuvvetleri bugün milli güvenliğimize Suriye hududumuz boyunca yönelmekte olan bir tehdidi ve muhtemel tehlikeleri ortadan kaldırmak için kahramanca bir vatan hizmeti ifa etmektedir.
Ordumuzun zaferi ve bizlerin çocukları olan askerlerimizin salimen yurda dönmeleri için dua etmek görevimizdir.
Duygularım bu şekilde olmakla birlikte Türkiye’nin dış münasebetlerdeki hâlihazır durumun gerçeklerini de görmezden gelemiyorum.
Zeytin Dalı harekâtını düşünürken Kardeşim Esad keşke katil Esed olmasaydı, keşke iki ülke arasında
o zamanlar ekilen zeytin fidanlarının dalları gelişip çoğalsaydı.
Keşke Türkiye ile Suriye 1998 Adana Mutabakatı’nın ve bu mutabakat hükümlerinin uygulanmasını ve geliştirilmesini öngören 21 Aralık 2010 tarihinde Ankara’da imzalanan Türkiye ve Suriye arasında terör ve terör örgütlerine karşı ortak işbirliği anlaşmasının lafzına ve ruhuna uygun hareket ediyor olsalardı diye düşünmekten kendimi alamıyorum.”
Büyükelçi Uluçevik Ankara’nın 2010’a kadar izlediği politikanın doğru, ancak sonrasında yanlış ve tehlikelerle dolu olduğu görüşünü dile getiriyor ve diyor ki:
“Halen Rusya Türkiye’yle ABD’nin arasını giderek zor tamir edilebilecek ölçüde açmanın manevraları içindedir.
Türkiye Rusya’nın şu sıralardaki güler yüzüne aldanıp tuzağa düşmemelidir.
Diğer taraftan Astana süreciyle işbirliği yaptığımız İran Afrin harekâtını tasvip etmemiştir.
Mısır hakeza. Hatta açıkça Türkiye’yi kınamıştır.
Mısır demek Arap Ligi demektir.
1985-89 döneminde, nezdinde büyükelçilik yaptığım Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) o zamanlar Türkiye’nin önde gelen dostları arasındaydı.
Şimdi BAE Türkiye’ye düşmanca sözlerin söylendiği bir ülke haline gelmiştir.
Bu vakte kadar Afrin harekâtımız hakkında uluslararası toplumda yapılmış olan açıklamalarda yer alan ‘Türkiye’nin güvenlik endişelerini anlayışla karşılıyoruz’ şeklindeki ifadeler bizi rehavete sevk etmemelidir.
Oysa bu cümleden sonra hemen yapılan itidal çağırıları, dile getirilen kaygı ifadeleri bundan sonra bize karşı kullanılacak sert dilin uvertürü mahiyetindedir.
Yapılan hatalardan dönmek zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir.
İç politikada puan kazandırdığı düşünülen yöntem ve tarzlarla dış politika takip edilmesi hiç bir ülkeye yarar getirmediğinin örnekleri tarihte vardır.
Günümüzde de görülmektedir.”
Büyükelçi Uluçevik’in bu önemli ve yapıcı uyarılarına kulak vermemek elde değil.
Arap Baharı’yla birlikte bizim Dışişleri’nde esmeye başlayan maceracı rüzgârlar, bir kaç hafta içinde Emevi Camii’nde namaz kılma hülyaları giderek kendini “muhteşem yalnızlık”a bıraktı.
Burada bile özgün olamadık ve acıdır “muhteşem yalnızlık” deyimini İngiltere’nin, 19. Yüzyılın ikinci yarısında, Kırım Savaşı’ndan sonra izlediği “splendid isolation” siyasetinden kopya çektik.
Bugün o dönem izlenen “muhteşem hatalarla dolu” dış siyasetin temize çekilmesi için Türk Silahlı Kuvvetleri çok haklı bir askeri operasyon yürütüyor.
Ancak Büyükelçi Tugay Uluçevik’in de dediği gibi kesinlikle rehavete kapılınmamalıdır.
Zamanında, deneyimli, dosyalarına çok iyi vakıf diplomatlarımızı, büyükelçilerimizi “monşerler” diye aşağılayıp başka akıl hocalarına kulak vermeseydik işler bu kadar çetrefilli hale gelir miydi?
Ben buna bir cevap bulamadım.
Siz ne dersiniz?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AKIF 2018-01-31 02:52:50

RUSYADA ZOR DURUMDA EKONOMISI OKADAR IYI DEGIL ADAMLAR TURKIYE ILE YAKALAMISLAR BIR FIRSAT ABD ORTADOGUYA CIKAR SOYGUN AMACLI UZATTIGI ELI KIRMAYA CALISIYORLAR RUSYA VE ABD HERNE OLURSA TURKIYE ILE HARBI HICBIR ZAMAN GÖZÖNÜNE ALAMAZLAR ASLA AMA KULLANMAK ISTIYECEKLERDIR BURDADA TURKIYE UYANIK OLMALI HERSEY KARSILIKLI OLMALI TURKIYENINDE BUNU SUAN YAPACAK GÜCÜ VARDIR

Avatar
Ali Üstün 2018-02-03 23:13:55

Merhabalar efendim.Birde şöyle bakalım.1831'de Abd ile ,1838'de ingiltere ile ile ticaret antlaşmalar,Diğer Avrupa emperyalistleriyle de 1850'lerden itibaren ekonomik ve sosyopolitik yakınlaşıldı .Bunu yapan Osmanlı'nın önce ahalisi taa Arjantin'lere dek göçmen oldu ,sonra da bu dışişlerimizin çok övdüklerince işgale uğrayıp, yıkıldı. Yerine kurulan Þürkiye Cumhuriyeti'de önderi öldükten sonra yine bunlara teslim oldu.Büğün bunların en zorda olanını ele alalım.İtalya.Kişi başına ulusal gelir vede yurtiçi bölüşümü hesaba katınca sıradan bir İtalyan ,sıradan bir Türkiye'linin 3-3.25 katı alım gücünde.Ne faydası olmuş 185-190 yıldır Anadolu insanlarına dışişlerimizin övdüklerinin ? Neden tutmamışler bu toprakların eLinen? İran emperyalistlerin haksız ambargosundayken Brics yada Şanghay Beşlisi ülkeleri gelip İran'i işgal mi etmişler? Hiçmi faydaları olmamış İran'a ? İster sivil,ister devlet mensubu ne çektikleri Küçük Amerika'cılardan çektik ,Emin olun.Saygılarımla.