Bu satırların kaleme alındığı saatte, henüz Cumhurbaşkanı Erdoğan-Başbakan Ahmet Davutoğlu görüşmesi başlamamıştı.

Ankara’daki soru şu idi, “Erdoğan istifasını isteyecek mi? Davutoğlu kabul edecek mi?” Soru tek, cevap muhtelif idi.

Ancak kesin olan cevap Erdoğan’ın eski danışmanı, bakanı ve başbakanı Davutoğlu ile ipleri tamamen kopardığıydı.

‘Pandora’nın Kutusu’ sonuna kadar açılmış, ihtilaf bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır.

Hem de ne ihtilaf, derin mi derin.

Yaygın kanaat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kesinlikle Ahmet Davutoğlu’nu gözden çıkardığıdır.

Tartışılan hesaplaşmanın ‘hangi sahada ve hangi silahlarla’ olacağıdır.

Düellonun nerede olacağıdır.

Peki, Erdoğan niye çok kızdı? Kızgınlığından, Davutoğlu ve çevresi için ‘gizli cemaatçi’ dedi mi? Ve “Ancak dere geçerken, at değiştirilmez” dedi mi? Kulislere yansıyan, Erdoğan’ın AB üyeliği için ele alınan 72 maddenin ‘şirket el koymalarına ve FETÖ üyesi suçlamasıyla yargılanmasının’ önünü kesecek unsurlar içermesi.

Dün Saray’a giden bazı AKP yöneticilerinin, ‘ihtilaf Davutoğlu’nun etrafındaki bazı danışmanları tarafından  büyütülüyor’ değerlendirmesine, Erdoğan’ın katılmadığı yönünde.

Her şey  Davutoğlu’nun Rus uçağı için “Düşürülmesi emrini ben verdim” demeciyle başladı.

Ve arkası geldi.

Davutoğlu’nun gizli parlamenter sistemci oluşu…

Aniden AB görüşmelerini hızlandı.

Haziran ayı sonunda beş maddenin görüşmeye açılması Erdoğan’ı rahatsız etti.

PKK ile sokak çatışması sürerken, açılımdan bahsetmesi de.

Obama ile görüşme talebi, bu talebinin kabul edilmesi de cabası.

Erdoğan ‘ders verme’ ile ‘cezalandırma’ arasında bir noktada.

Davutoğlu ise her noktada direnecek. Erdoğan’ın her dediğinin tersini yapmaya başladı bile.

Karşımızda yeni bir Sezer-Ecevit ihtilafı var.

Cumhurbaşkanları başbakanları azledebiliyor mu? Hayır.

Bazı kabine üyelerinin istifası ya da azli olabilir mi? Olabilir.

Davutoğlu vuruşarak ayrılacak. Çünkü bu ilişki artık dikiş tutmaz.

Araya mesafe ve güvensizlik girdi.

Parlamenter sistem, Başbakan Davutoğlu’nu koruyor, iç mücadele halinde Davutoğlu’ndan yana. AKP’nin TBMM Grubu kendi hükümetine ‘güvensizlik oyu’ verir mi? Neden olmasın ki?

Davutoğlu, dokunulmazlıkları gündeme getirerek, 17/25 Aralık’ın muhatap olduğu dört bakanı Yüce Divan’a çıkarmaya çalışıyor.

Bu da Erdoğan’ı kızdırıyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bu sebeple TBMM Grubu’nu, “Dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet oyu verin” diye ikna etmeye çalışıyor.

Erdoğan mı, Davutoğlu mu? Ama dedim ya; mühür kimdeyse Davutoğlu, pardon Süleyman odur!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.