Perşembe sabahı güne Mustafa Koç’un kap krizi geçirdiği ve durumunun ağır olduğu haberiyle uyandık. Sadece ekonomi çevreleri için değil, herkes için şaşırtıcı bir haberdi. Koskoca Amerikan Hastanesi’nin sahibi bir insan evinde fenalaşıyor ve en yakın hastane olduğu için Beykoz Devlet Hastanesi’ne götürülüyor. Buradaki müdahale yeterli olmayınca özel ambulansla Nişantaşı’ndaki Amerikan Hastanesi’ne yetiştiriliyor. Ancak yaklaşık 4 saat süren yaşatma mücadelesi başarılı olamıyor ne yazık ki. Söylenen o ki evinden Beykoz Devlet Hastanesi’ne geldiğinde zaten solunumu durmuştu, bir anlamda ölmüştü. Yani özel uçağınız, helikopteriniz, hastaneniz var ama yine de ölümden kurtulamıyorsunuz, kader işte sözün bittiği yer… Peki Mustafa Koç’un arkasından konuşulanlar? Toplumun genel olarak bütün kesimlerinde üzüntü yaratan bu ölüm haberi, ilk başta yandaş gazeteler ve sosyal medyadaki bazı Aktroller tarafından neredeyse sevinçle karşılandı. Sonra baktılar ki Mustafa Koç öldüğü sabahın gecesinde meğer Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile birlikteymiş. Görüşme sırasında şakalaşmışlar hatta, Cumhurbaşkanı Mustafa Koç’un zayıfladığını görünce ‘Alkolü bıraktın mı?’ diye sormuş, tamamen bırakmasını önermiş. Bu açıklamayı görüp, Cumhurbaşkanı’nın cenazeye katılacağını da duyunca sustular elbet. Fakat bu sefer bazı sol çevrelerden eleştiriler geldi, ‘Koçlar komprador burjuvazinin temsilcisiydi, neyine üzülüyorsunuz?’ diye. Birincisi Mustafa Koç komprador filan değildi, çok zengin bir ailenin iyi eğitim görmüş çocuğuydu ama iş hayatında mücadeleciydi. Vehbi Koç’un torunu, Rahmi Koç’un oğlu olmak kolay değil. Holding şirketlerinde ilk işe başladığında dedesi babasına mektup yazmıştı, patronun oğlu diye şımartmasınlar, müdürlerine tembih et diye… Düşünün ki Türkiye’nin en zenginlerinden birisiniz, sabah 7’de kalkıp aç karnına spor hocası gözetiminde ter atıyorsunuz. Mustafa Koç’u eleştirenlerin bu kadar parası olsa, belki de akşama kadar yatmayı tercih eder çoğu… Gezi sürecinde Divan Oteli’nin kapılarını açan Koç Ailesi’ne büyük bir sempati oluşmuştu. Tofaş işçileri de yaptıkları açıklamada Mustafa Koç’un ölümünden duydukları üzüntüyü bildirdi; “Bizler Tofaş’ta hak mücadelesi veren ve bundan dolayı da Koç Holding
yönetimi tarafından baskılara ve haksızlıklara uğramış işçileriz. Fakat bizler emekçiyiz, insanız. İnsan hayatına değer veririz. Bunun için Mustafa Koç’un hayatını kaybetmesinden dolayı üzüntülerimizi bildirir, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.”

Sonsöz: Bir holdingi yönetmek, kurumsal bir işleyişi sağlamak kolay değil. Erkenden kalkıp işinin başında olacaksın, bu disiplini önce kendin göstereceksin ki işler de öyle yürüsün. Günde kaç toplantıya giriyordu kim bilir. Kurumsal hayatın zorunlulukları işte… Bakalım Koç Holding bu büyük kayıptan sonra yönetimi kime teslim edecek? Ali Koç mu, Ömer Koç mu? Mustafa Koç’un sevenlerine, ailesine ve yakınlarına baş sağlığı dilerim.

Herkes cep telefonu bağımlısı oldu

Türkiye'nin en büyük izinli veritabanına sahip online pazar araştırma şirketi DORinsight’ın yaptığı sosyal medya araştırması, mobil kullanımın ve sosyal ağların Türk kullanıcısı nezdindeki önemini ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre Facebook’un, yüzde 94 kullanım oranı ile Türk kullanıcılar arasında açık ara farkla en popüler sosyal ağ olduğu ortaya çıktı. Cep telefonundan internet kullanımı ise yüzde 2 ile bilgisayarları geçerek, yüzde 86 seviyesinde ölçümlendi. Tüm sosyoekonomik segmentleri kapsayan ve 8369 kişinin katıldığı internet üzerinden yapılan araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 72’si internete bağlanmak için ADSL bağlantısı kullanırken, yüzde 63’ü 3G kullanıyor. İnternete her gün girmeyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 2 olarak araştırma sonuçlarına yansıyor. ‘İnterneti ne sıklıkla kullanıyorsunuz?’ sorusuna katılımcıların yüzde 72’si her an diye cevap vermiş. ‘İnternete nerelerden giriyorsunuz?’ sorusuna yüzde 86 akıllı telefon demiş. ‘Cep telefonunuz olmadan kaç gün geçirebilirsiniz?’ sorusuna yüzde 47 hiç geçiremem, yüzde 25 ise ancak 1 gün geçiririm diye cevap vermiş. Ankete katılanların yüzde 26’sı yarım saatte bir, yüzde 42’si 1-3 saatte bir Facebook, Twitter, Instagram vb. sosyal medya hesaplarını kontrol ettiğini söylemiş.

Bank of America’ya göre, 2020 yılında birbirine bağlı cihaz sayısı 50 milyar adete ulaşacak, bir kişinin 6 cihazı olacakmış.

TAV’ın büyümesi Harvard’da ders oldu

Havalimanı yapımı ve işletmeciliğinde dünyanın en büyük grupları arasında yer alan TAV’ın iş modeli ve büyüme stratejisi Harvard Business School’da ders oldu. Çalışma, TAV’ın küresel pazarda önemli bir markaya dönüşme yolculuğunu anlatıyor, entegre hizmet sunmaya dayanan iş modeliyle rakiplerinden ayrıştığını vurguluyor. Yönetim bilimleri alanında dünyanın önde gelen okullarından Harvard Business School (HBS), İstanbul’dan çıkarak küresel bir marka haline gelen TAV üzerine vaka çalışması gerçekleştirdi. Harvard Business School öğretim üyesi Prof. Dr. Juan Alcacer ve HBS İstanbul Araştırma Merkezi Direktörü Dr. Esel Çekin tarafından kaleme alınan vaka çalışması, bir Türk şirketinin sıfırdan, yap-işlet-devret projesiyle çıktığı yolda, vizyonunu ve hedeflerini geniş tutup dünyanın en büyük havalimanı işletmesi platformlarından biri haline gelmesini konu alıyor. Çalışma çerçevesinde TAV Grubu CEO’su Sani Şener 18 Şubat’ta da ABD’nin Boston şehrinde Harvard Üniversitesi işletme yüksek lisans öğrencileriyle buluşacak.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.