Suruç katliamının ardından Güneydoğu’da başlayan çatışmalar içinden çıkılmaz bir hale geldi. Kimin neyi, niye yaptığının hala anlaşılamadığı bu savaşta, bugüne kadar yüzlerce kadın, çocuk, yaşlı yani sivil halkın yanı sıra kamu görevlileri de hayatını kaybetti, kaybetmeye devam ediyor. Bu çatışmaların yaratığı en kötü sonuç ise artık Türk-Kürt halkı arasında ciddi bir ayrım yaşanmaya başlanmış olması. “Savaş olmasın, kimse ölmesin” demek bile teröre yardım sayılıyor, insanlar linç ediliyor. İşte en son Amedspor futbolcusu Deniz Naki’ye gol sonrası zafer işareti yapıp, maçtan sonra “İnsanlar ölmesin” dediği için 12 maç, evet yanlış duymadınız 12 maç ceza aldı. Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, bu kararıyla dünya tarihine geçecek bir skandala imza attı ama onlara sorsanız “ülkemizin bekaası” derler…

Dün Başbakan Davutoğlu, Mardin’de bir dizi önlemden oluşan ‘Terörle Mücadele Master Planı’nı açıkladı. Ana hatlarıyla plan, yeni bir şey getirmediği gibi demokratik hakları kısıtlayan, itiraz eden herkesin ‘terörist’ yaftası yiyebileceği bir içeriğe sahip. Ancak planın en önemli noktası bir süredir bazı hükümet üyeleri ve AKP milletvekilleri tarafından dile getirilen “kentsel dönüşüm.”

Türkiye, bir süredir kentsel dönüşüm çıkmazıyla uğraşıyor. Memlekette inşaat yapılacak boş alan bırakmadıkları için sıra var olanları yıkıp yenilerini yapmaya geldi. Elbette sağlıksız, depreme dayanıklı olmayan binaların yıkılıp yenilenmeleri gerekiyor ancak hükümet, TOKİ aracılığıyla bir buldozer gibi ne varsa yıkıyor. Halkın görüşü ve onayı alınmadan, insanlar doğup büyüdükleri yerlerden uzaklaştırılıp yeni rant alanları oluşturuluyor. İşte karşımızda Suluke, Tarlabaşı örnekleri duruyor.

Birbirinin aynısı evler yapmakla meşhur TOKİ, “Sivas’ta mısın Zeytinburnu’nda mı” sorusunu ortadan kaldırıp kentlerin dokusuna, tarihine, mimarisine bakmadan kibrit kutusu gibi evleri yan yana diziyor. Şimdi aynı bela ile Güneydoğu halkı uğraşmak zorunda. Aylarca insanları ‘sokağa çıkma yasağı’ işkencesiyle evlerine hapsedip, birçok ilçeyi hatta ili yerle bir edip ardından “Buraları kentsel dönüşüme sokup, hasarları gidereceğiz” demek insanlarla dalga geçmekten başka bir şey değil. Hatta şehir merkezlerini değiştirmek, yerleşim yerlerini taşımak gibi seçenekler bile tartışılıyor. Oysa asıl mesele hükümetin hoşuna gitmeyen hatta oy alamadığı yerlerdeki nüfus yapısını, toplumsal yapıyı bozma isteği… Bugüne kadar on binlerce insan Cizre’den, Silvan’dan, Silopi’den hatta Diyarbakır’dan taşınıyor, evlerini, hayatlarını geride bırakıyor. ‘Canlarını korumak’ için bunu yapmaya zorlanıyorlar. Bölgeyi yakıp yıkarak boşaltan hükümet, şimdi de TOKİ kepçeleriyle bu bölgelere dalacak. Yeni evler yapıp yeni bir gelir sağlayacak. Bu yeni yapılan evlerde eski sahipleri mi oturacak yoksa ‘yandaşlara’ ya da Suriyeli göçmenlere mi verilecek henüz bilmiyoruz. Ancak bu ülkenin insanları ‘zorla göç ettirme’ geleneğini bildiğimizden bu soruya yanıt vermek pek de zor değil. Zaten aynısını İsrail, Gazze ve Batı Şeria için yapmadı mı? Önlerinde başarılı olmuş örnekler zaten var!



Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.