Varoluşumuzun mihenk taşlarından biri 30 Ağustos. Yokluğun-yoksulluğun adeta hücrelerine sirayet ettiği bir milletin yazdığı destan. Bu coğrafyada tarihi yeniden yazmak için yola düşen kahramanların mutlak zaferlerini ilan ettikleri kutlu gün.

Çoğunun siyasi fayda sağlamak amacıyla, dillerine pelesenk ettikleri bayrağın inmemesi ve ezanın susmaması için, bedenlerini düşmana siper eden 13-14 yaşlarındaki kınalı kuzuların öyküsü 30 Ağustos. Başkomutanına söz verdiği yarım saat içinde Çiğiltepe’yi biraz geç aldığı için son kurşunu kafasına sıkan Albay Reşat Bey’in, Satı Kadın’ın, Kara Fatma’nın, Halide Edip’in, bize ve çocuklarımıza armağan ettikleri kutsal bir vatanın adı 30 ağustos.

Bir coğrafyanın kaderini değiştiren bu savaşın, Ebedi Başkomutan’ına şimdi hakaretler, iftiralar... Hâlbuki “harap ve bitap düşmüş” bir milletin önüne düşerek, yedi düvele diz çöktüren bir dehayı herkesin anlaması ve içine sindirmesi, çıkış yolunun ilk adımıdır! Bu zaferin hangi şartlar altında kazanıldığını öğrenmek ve anlamak, bu vatanın bütün nimetlerinden faydalanan herkesin ödevi ve görevi olduğunu her defasında hatırlatmak ve unutmamak gerekir. Ona; Ordu yok dediler; “kurulur” dedi, Para yok dediler; “bulunur” dedi Düşman çok dediler; “yenilir” dedi.

Bugün kuruluş felsefesinin temel taşlarıyla oynamaya çalışanlar şunu iyi bilmeliler ki; temelden bir taş çıkarılırsa, herkes ama herkes bu binanın altında kalır. Son zamanlarda yaşadığımız ekonomik krizi büyük bir toplumsal uzlaşmayla, milli bir duruşla aşabileceğimizi ve hepimizin aynı gemide olduğunu bize hatırlatmaya çalışanlar ilk önce Bandırma Vapuru’na binmeyi içine sindirmeliler.

Bilinmelidir ki; ilk milli yolculuk Bandırma Vapuru’yla yapılmıştır. Toplumsal uzlaşmanın asgari müşterekleri, Ebedi Başkomutan Atatürk ve vatanın kuruluş felsefesidir. Bu konularda uzlaşma sağlayabilirsek her türlü zorluğun üstesinden gelebiliriz. Ülkenin kuruluş serüveni bunun örnekleriyle doludur. Yoksa vatanın her karış toprağında koyun koyuna yatan, Laz’ın, Kürt’ün, Çerkez’in, Türk’ün aziz hatıralarına ihanet etmiş oluruz.

Dün büyük zaferin 96’ncı yıldönümüydü... Ülkemizin kuruluş felsefesine sıkı sıkıya bağlı ve büyük önderin ilkelerinden taviz vermeden yürümemiz gerektiği gerçeğini bir kez daha vurgulamalıyız! Her şeyden önce bu vatandaşlık görevimizdir! Sıkıntılı ve çok kritik bir süreçten geçiyoruz. Çıkış yolumuz Cumhuriyet’e sarılmak, Atatürk ilkelerine sarılmaktır! Unutmayalım ki; Atatürk demek Türkiye, Türkiye demek Atatürk demektir. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.  Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önünde minnetle ve saygıyla eğiliyorum...

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kazim 2018-09-01 02:05:50

cumhuriyet emin ellerde merak etme sen baciiiiiiii ilke ve inkilaplar degisebilir ama türkün varligi ilelebet kalicidir ins türkler Allahin yeryüzündeki zalimlere ceza kesen askerleridir o günler yakindir

Avatar
Kemal 2018-08-31 12:39:36

Çok güzel bir yazı