banner87

Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti… Empati ve adalet duygusunun adeta yok olduğu bir dönemdeyiz. O zaman bizde modaya uyarak olaya İslami açıdan bakalım. Günümüzün muktedirlerine söylüyorum.

Allah nefisten doğan günahları affeder, kibirden doğan günahları affetmez. 


Çünkü Hazreti Âdem’in günahı nefisten, İblis'in yani Şeytan’ın günahı da kibirdendir. Siyaset de kibiri kaldırmaz...
Gün gelir kibir ve "ben bilirim, ben haklıyım" tavrı insana hata yaptırır. Ve kibir bize gücümüzün sınırlarını çizer. Gerçek lider hesap vermekten asla kaçmaz. Lider hatasından  dönmemekten de korkmamalı. Siyaset en büyük satrançtır ve bu oyunda tek bir hata kaybettirir.


Sadece korkaklar geçmişin yasını tutar. Bu sözüm özellikle CHP kurmaylarına. Umut çiçeği zor zamanda ve umutların tamamen yitirildiği anda yetişir. Muhalefet umut vermelidir. Yalana sapmadan, abartıya kapılmadan. Umut çiçeğini büyütmek için karşılıklı güven ve sevgi gereklidir. İnsanı sevmeden olmaz.


Türkiye gerçekten çok önemli bir dönemeçten geçiyor. 40 yıldır PKK'nın arkasına sığınan uluslararası güçler Türk-Kürt ayrışmasını tabana yayamadılar çok şükür. Zor geçti ama 100 yıllık bu toplumsal ayrışma projesinde tek metre mesafe alamadılar. Çok canımız yandı, kalbimiz acıdı. Ağır bedeller ödedik ama bölemediler. Bu günlerde dinci terör de bölücü terör ile işbirliği yapmış görünüyor. Ama dinci terör de toplumda laik-muhafazakâr çatışmasını bölünmeye çeviremedi. İnşallah çeviremeyecek de.


Aslında AKP bu çatışma karşıtı ortamdan doğdu. Umulanı veremedi. 14 yıllık iktidarında da yıprandı. Kuruluş ruhundan uzaklaştığı eski kurucuların tavrından da ortada. Düşünün kaç kişi AKP kuruluşundaki heyecanla iktidarı destekliyor?


Bunları niye yazdım?


PKK ve IŞİD, DEAŞ adına ne derseniz deyin terör uluslararası destekle son çırpınışında. Teröre karşı eleştiri hakkımızı saklı tutarak  iktidarın sonuna kadar yanındayız. TSK ve Güvenlik güçlerimizin mücadelesinin de destekçisiyiz.


ABD, İngiltere, İsrail ve diğerleri... Onların ne düşündüğünün önemi var, ama ondan önemlisi bizim ne yapmamı gerektiği daha önemlidir. Türkiye dış dünyadan kopamaz. ABD ile Rusya ya da Rusya ile İngiltere arasında tercih yapmak zorunda değiliz ki. Biz ne yapıyoruz, ya da ne yapmalıyızı konuşmalıyız.


Reina baskını Müslüman, Musevi ve Hristiyan 39 cana mal oldu. Unutmayın NATO'nun olayı kınaması ve bayrağı yarıya indirmesi çok önemlidir. Ama aynı zamanda Türkiye'nin iç işlerine karışma en azından ahkâm kesme noktasında da önemli bir adımdır.


Adına ister sistem değişikliği, isterse rejim değişikliği deyin bu anayasa değişikliği ve örtülü başkanlık sistemi Türkiye'ye uymaz. Parlamenter sistemin sonu demektir. Üniter yapımızı bozacak bir uygulamadır. Başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli başta olmak üzere bu değişiklik önerisine yol ermek isteyenler bizce yanılıyor. Bu yanlıştan, maceradan dönmelidirler. Neden mi?

 

Merkez Parti çıkar mı?


Birincisi bu öneri hangi aşamada olursa olsun anayasa değişikliği çantada keklik değildir. TBMM'deki oylamada çantada keklik değildir. Kim ne derse desin? Karşı çıkanları anayasa değişikliğinin yanında, yanında olanları da karşısında görebiliriz. Oylamada değişiklik önerisi 330'u göremezse AKP zora girer. Bunu izah edemez. Bu da alternatif merkez parti arayışlarını hızlandırır.


İkincisi diyelim ki, referandum kararı TBMM'den geçti. Bana göre zor ama diyelim ki geçti.  Ya halk hayır derse MHP ve Bahçeli ne olacak? AKP de, Cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyecek? Kaldı ki, bu bize göre rejim değişikliğidir. Kişilerin çok anlamı yok. Bu AKP'yi de MHP'yi de darmadağın eder. Yeni bir parti çıkar. CHP de kendisini merkez parti konumuna taşıyabilir. Cumhuriyetçi Demokrat bir parti. Sosyal demokratların, cumhuriyetçilerin ve demokratların oluşturduğu cumhuriyetçi demokrat cephenin temsilcisi olabilir.


Üçüncüsü diyelim ki referanduma gidildi. Olağanüstü hal şartları altında, suikastlar, canlı bombalar altında bu referandum nasıl yapılacak? Ya da yapılabilecek mi? Bu atmosferde yapılan bir anayasa değişikliği ve başkanlık kime ne fayda getirecek?


Bu sorular karşımızda... Peki ne yapılmalı?


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na büyük görev düşüyor. Ve CHP Milletvekillerine. AKP ve MHP milletvekilleri ile teker teker görüşmeli. Zıtlaşmadan, kabadayılık yapmadan, kırmadan. Televizyonlara ve mikrofonlara konuşmadan. Seçmene selam etmeden.


Yapabilirler mi? Sizce?


Ben çok şey beklememekle beraber, umudumu muhafaza etmek istiyorum.
Ne demiştik, umut çiçeğini sevgi ile büyütmek görevi iktidar alternatifi olmaya çalışanlarındır.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.