Bu makaleyi 3 günlüğüne geldiğim Almanya’dan yazıyorum.
Nerede o yağmurlu, karlı, buz gibi soğuk ve çocukluğumun karanlık ülkesi?
Sıcak kavurucu, insanlar sokaklarda, neredeyse o soğuk Alman mantalitesi erimeye başlamış.
Küresel ısınma böyle devam ederse Almanlar yaz tatillerini kendi ülkelerinde geçirirlerse şaşırmayalım.
Buralarda binlerce kilometre uzunluğunda sahil, deniz ve harika kıyı şeridi yok.
Olsaydı da bizim yaptığımız gibi betonlaştırarak yok ve talan etmezlerdi kıyıları, tarihi ve doğayı.
***
Küresel ısınmanın ve değişimin belki de en çok hissedildiği ülkelerden biri Almanya.
Ekonomisi ise buz gibi soğuk!
Bizim ekonomimiz gibi kaynamıyor. Hatta ısınmıyor bile.
Biz de olduğu gibi durgunluk ve enflasyon birlikte derinleşmiyor.
Dolayısıyla stagflasyon uçurumuma doğru hızla ilerlemiyor.
Ceplerindeki paralarından her gün değer çalınmıyor.
Eksi faiz, Almanya ve benzeri ülkelerde ekonomide neredeyse hâkim hale geliyor.
Teknoloji, marka ve patent hâkimiyeti onun dirayetli dış ve iç politikasını belirliyor.
İstikrar, güvenirlilik ve hesap verme mekanizmaları Almanya gibi gelişmiş demokratik ülkelerde sadece politikacıların dilinde demagoji malzemesi olmuyor.
Paralarını, güvenirliliklerini ve kırmızıçizgilerini günlük siyasete, hele siyasetçilere yem etmiyorlar.
Ona göre siyasilere sahipler.
Siyasiler, kasıtlı suçları bırakın, en basit ihmal veya kabahatlerinde bile hesap verirler ve koltuklarını terk etmek zorunda kalırlar.
Veya örneğin bir trafik kontrolünde içkili çıkan içişleri bakanı görevli memur vasıtasıyla “idioten test” e tabi tutulur.
İstikrarlı büyüme ve dış ticaret fazlası gelenekleşmiş.
Almanya, dünyanın en büyük ekonomilerinden olması bir yana Avrupa Birliği’nin kaptan köşkünde başköşede karar verici durumda.
Euro’nun baş patron sayılır.
Gerçi dümeni Fransa ile birlikte tutuyorlar, ama işte sonuçta daha kıdemli.
***
Hâlbuki Almanya, 79 yıl önce sebebi olduğu 2. Dünya Savaşı yenilgisi sonucu bölünmüş, yerle bir edilmiş bir ülke.
İnsanlık tarihinin en kanlı ve utanç verici savaşında 65 milyon kadar insan katledilmişti.
Milyonlarca yaralı, yerini yurdunu, işini, ekmeğini, ailesini kaybedenler inanılmaz boyutlardaydı.
Ama en büyük zararı yaklaşık 28 milyon kayıp ile Sovyetler Birliği, 10 milyonun üstünde Çinli, 6 milyon Yahudi, 6 milyon Alman, 7 - 8 milyon Polonyalı, Japon, Yugoslav ve milyonlarca “diğerleri” canlarıyla ödediler vahşi savaşın bedelini.
Ama birçok kenti bombalarla haritadan silinen Almanya çok hızlı bir şekilde çoğunu da aslına uygun haliyle, yani tarihi dokuyu koruyarak
yeniden inşa etmeyi becerdi…
Alman sanayi kuruluşları yıkımdan en azından makinalar bakımından çok az zararla kurtulmuştu.
Nitekim savaş sonrası bu yeniden inşa için büyük avantaj sağladı…
Pardon ya, sanırım makalenin başlığında
bir yanlışlık var (!)
Sizce yok mu?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.