banner87

Cumhuriyet Gazetesi’nin önünde beklerken duydum 'Ne zaman kazanacağız' sorusunu, 'direne direne kazanacağız' sloganı atılıyordu o sırada... Kalabalığın içinden duyduğum ses isyan ediyordu, ‘hep direniyoruz ama ne zaman kazanacağız?’
Kendine soruyordu aslında bu soruyu, kendine ve yanındakilere... İsyan eden sesin sahibini görmek için dönüp baktım, orta yaş üzeri bir grubun geçip gittiğini gördüm, muhtemelen işçi veya memur emeklisiydiler, belki de öğretmen.
Bu kendi kendine isyanın sebebi mücadeleden bıkkınlık değildi, bir çıkış arıyorlardı aslında. ‘Susma sustukça sıra sana gelecek’ sloganı da bizzat yıllarca atılmış olduğu kitle tarafından tepki görüyordu, ‘geldi bile’ diye bağırdı bir kadın. Yıllarca hükümete destek olan liberaller tarafından eleştirilmiş, ‘laikçi teyze’ diye yaftalanmıştı belki ama o da biliyordu artık yeni şeyler söylemek gerektiğini. Kadına cevap verdi kalabalık içinden bir genç, ‘sıra hep bizdeydi zaten, hiç gitmemişti ki’ diye. Bu ülkenin gençlere düşman olduğunu, gençliklerini hiç bir zaman yaşatmadığını en iyi onlar biliyordu.
Ne okuyacağımızı, yazacağımızı şaşırdığımız, hep ayni şeyleri yazmaktan ve hiç bir şeyin değişmediğini görmekten sıkıldığımız bu dönemde Aziz Nesin okumak belki de en iyisi... Ustanın o büyük zekasına ve sivri diline sığınmak, feyz almak, ders çıkarmak. Çünkü ‘bu ülke çok gelişti’ deseler de hep aynı ülke aslında. Bu ülkenin insanlarının hamurunu da en iyi bilenlerden biri Aziz Nesin'dir.
‘Zübük’ ve ‘Ah Biz Ödlek Aydınlar’ çok bilinen kitaplarıdır. Bugün okuduğum "Nah Kalkınırız" kitabı ise onlar kadar bilinmez. 1988 yılında yazmış usta. Türk insanının genlerinde olmasa da toplumun en küçük hücrelerine kadar yayılmış olan tembelliği, hileciliği, boş vermişliği, umursamazlığı, baştan savmacılığı, israfçılığı, kazıkçılığı, değerbilmezliği, tutarsızlığı, rüşvetçiliği, bilgisizliği eleştiriyor. ‘Bizde bu kafa varken nah kalkınırız’ diyor.
Bugün de aynı boş vermişlik, umursamazlık yok mu? Cumhuriyet Gazetesi’nin önüne destek olmaya giden hadi diyelim 2-3 bin kişi dışında, ülkede ne olup bittiğiyle ilgilenen, tepkisini gösteren ne kadar insan var? Yapılan adaletsizlikler karşısında giderek daha fazla insan kabuğuna çekilmiyor mu? Bir tür kabullenmişlikle ‘aman ne değişecek sanki’ demiyor mu? ‘Kazanan kazandı zaten, atı alan Üsküdar'ı geçti’ deyip, yurtdışına çıkma planları yapmıyor mu? Her gün tanıdığımız birilerinin şehri terk edip sakin bir Ege kasabasında inzivaya çekildiğini duymuyor muyuz? Peki ne olacak? Gittiler diyelim, çocuklarını da oradaki bir okula yazdırdılar, dördüncü sınıfa kadar okuttular sonra baktılar ortaokul orada da imam hatip olmuş. Özel okula gönderecek paran yoksa ne yapacaksın?
Veya çocuklarını okuttun diyelim, kızın hemşire çıktı çalışmaya başladı. İşe giderken, kızın kıyafetini beğenmediği, dine aykırı bulduğu gerekçesiyle saldıran – aslında kıza göz koyan – kendini bilmez bir yobaz, tekmeledi, darp etti diyelim… Güvendiğin polis de mahkeme de sapık tekmeciyi serbest bıraktı, ne yapacaksın? Adaleti kendin mi sağlayacaksın?
Kaçıp bu ülkeden gidecek misin? Kalıp mücadele edip hapse girmeyi göze alacak mısın?
Ülke giderek hiç tanımadığımız bir yere dönüşürken, oğlunu askere gönderip sağ kalma ihtimalini mi hesaplayacaksın?
‘Televizyonu kapattım, kafam çok rahat, kaygılarımdan kurtuldum’ mu diyeceksin?
Ne yapacaksın? Şimdi bunları düşünme zamanı...
Yoksa - büyük ustadan esinlenerek söyleyeyim- nah kazanırız!

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.