Sistemin son kurgusu; Lady Gaga
Stefani Joanne Angelina Germanotta’yı daha doğrusu sahne adıyla “Lady Gaga”yı dinler misiniz bilmiyorum. Ben dinlemiyorum. Müzik zevkime de hiç uymuyor doğrusu. Konumuz da Lady Gaga’nın müziği değil, kendisi. Orta sınıftan çıkan ve aslında öne çıkan hiçbir özelliği olmayan bir kızcağızken, nasıl oluyo da dünyaca ünlü bir fenomene dönüşebiliyor. Dahası neden böyle bir şeye gerek duyulur?
Gaga gerçekten yaratıcı bir ikon mu? Ne de olsa tüm şarki sözlerini kendi yazdığı iddia ediliyor. Ya da muhteşem sesi olan bir pop starı mı? Ya da güzelliği ve seksiliği ile dillere destan bir afet mi? Ya da eşcinsel haklarını savunan bir aktivist mi? Yoksa bir feminist mi? Yoksa insan hakları için çalışan bir hümanist mi? Bir insanın aynı anda ne kadar çok şey olabileceğini mi görmek istiyorlar?
Gaga, 2011 yılında 53. Grammy Ödülleri’nde 3 ödüle aday gösterildi ve üçünü de aldı. İki yıl gibi kısa bir sürede, Lady Gaga'nın dünya genelinde 24 milyondan fazla albüm satışı ve 65 milyondan fazla tekli satış sağlandı. Haziran 2010'da yayımlanan Forbes dergisine göre dünyadaki en güçlü ve etkili 100 ünlü arasındaydı. Kendi başına yapmadı tüm bunları elbette. Gaga bir projeydi ve arkasında müzik endüstrisinin işletmesi gibi çalışan koca bir ordu vardı.
Lady Gaga'nın, etten yapılmış giysi ile sahneye çıkması olay olmuştu. Niçin böyle yaptığı üzerine bizim medyamızda pek konuşulmasa da dünya medyasında konuşulmuştu. Bu konuda, Kira Cochrane, The Guardian'de Eylül 2010 tarihli yazısında durumu tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Cochrane, et giysinin ne anlama geldiğini soruyor; “ Müzik endüstrisinde kadınların konumuna ilişkin bir yorum mu? Ya da ölümlü dünyaya bir gönderme mi? Ya da bedenin sınırlarını, beklenen limitlerin ötesine geçmesini mi yansıtıyor? Değişkenlik üzerine bir yorum mu? Ya da dünyanın dikkatini daha fazla çekmek için mi?” diye olasılıklarını sıralıyor. Kimbilir deyip geçiyorum.
Lady Gaga, aynı program sonrası Ellen DeGeneres’le yaptığı söyleşide, neden “et”giydiğine ilişkin görüşlerini “Eğer inandığımız şeyleri savunmazsak, haklarımız için mücadele etmezsek, çok geçmeden kemiklerimiz üzerindeki et kadar hakkımız kalacak” biçiminde ifade ediyor. Neredeyse gözlerimden iki damla yaş süzülecekti, bu “duyarlılık” karşısında. Tamamen yapay bir biçimde üretilmiş bir nesneden planlanmış sözlere insanın pek inanası gelmiyor.
Camille Paglia, konuya ilişkin Sunday Times'ta yayınlanan bir yazısında şöyle diyor; "Sırım gibi bir kukla ya da plastik bir android. Böylesine hesaplanmış ve yapay, klinik ve garip bir biçimde antiseptik, saf bir erotizmden soyulmuş bir figür nasıl oldu da kendi kuşağının ikonu oldu?" Zaten amaçlanan da bu değil mi? Günümüz seksi ve güzellik anlayışının dışına çıkmak. Sonuçta, herkesin güzel ve seksi olmasını beklemek saçmalık. Her ne kadar sistem bunu savunsa da başarılı olunamadığı ortada. Oyun da tam bunun üzreine kurulmuş. Lady Gaga’nın kendisi popülerliğin yıldızı olurken, toplumdan itilmiş, dışlanmış kaybedecek pek bir şeyi kalmamışlara sesleniyor. Bunun içinde eşcinseller ağırlıklı olarak yer alıyor.
Tüm bu sıradışı yapaylık içinde kimi zaman kadının nasıl olması gerektiğini hatırlatıveriyor Gaga. Son “feminist” Gaga, “ yemek yapmak, hizmet etmek, aileyle ilgilenmek gibi bazı geleneklere” inandığını açıklayabiliyor. Her an değişken ve beklenmedik olanı yapmak için kurulmuş bir saat gibi. Sistemin son oyuncakları gibi, bizi “eğlendirmek” daha doğrusu düşünmeye zamanımız kalmasın diye oyalamak için programlandırılmışlar.
Lady Gaga, her giydiği, her söylediği, her yaptığıyla mesaj verme kaygısında olmasına karşın sanki hiç de öyle değilmiş kendiliğinden oluvermiş gibi yapması belki de insanların dikkatini çeken. Bedenine yaptırdığı dövmeler de bunu kanıtlıyor. Özellikle de, sol kolunda Rainer Maria Rilke bir sözü yer alıyor;
« Gecenin derinliğinde, yazman yasaklanırsa öleceğini itiraf et. Sonra da köklerini, yani yanıtı salan kalbinin derinliklerine bak ve kendine sor, yazmalı mıyım? »
Geleceğimiz de tıpkı “Lady Gaga” gibi kurgulanmaya çalışılıyor. Dönemin akıl tutulması tam da bu işe yarıyor.
twitter.com/ranaulas