banner87
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gitti gidecek, randevu alacak alamayacak, görüşecek görüşemeyecek derken Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katılmak için ABD'nin başkenti Washington'a gitti. Çok çok arzuladığı gibi Beyaz Saray’da Obama ile beklenenden fazla süren bir görüşme yaptı, birlikte kameralara poz verdi ve nihayetinde sadece bu poz nedeniyle bile olsa muradına ermiş olarak Türkiye’ye döndü.

Ama daha uçağı havalanmamışken, bir gün öncesi mutlu tokalaşma pozları verdiği ABD Başkanı Barack Obama, “Ekselansları” Recep Tayyip Erdoğan’a tabiri caizse uzatmalarda bir son dakika golü atıverdi.

Obama, Nükleer Güvenlik Zirvesi'nin kapanışında Fransız AFP'nin Beyaz Saray muhabiri Andrew Beatty'nin “Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı otoriter biri olarak görüyor musunuz?" sorusuna, "Türkiye'deki bazı eğilimlerden rahatsız olduğum bir sır değil. Ben basın özgürlüğüne, din özgürlüğüne, hukuk ve demokrasiye güçlü bir şekilde inanıyorum" cevabını verdi.

Erdoğan'ın demokratik bir süreçle seçildiğini hatırlatan Obama, "Basına yönelik sergilemekte oldukları yaklaşımın Türkiye'yi çok rahatsız edici bir yola sokabileceğini düşünüyorum” dedi.

Birkaç ay sonra görevi biteceği için “Topal Ördek” konumunda olan Obama, ülkesi ve devleti adına konuşmaktan çok kişisel düşüncelerini ifade ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan'a demokrasi dersi verdi.

Sözün özü bir nevi dost kıyağı yaparak, “İşte bak dünyanın en güçlü lideri olan ben de geldiğim gibi gidiyorum. Bir gün sen de gideceksin unutma” babında hatırlatma yaptı. Erdoğan’a “bilgiyi baskı altına alan ve demokratik tartışmaya son veren bir stratejinin mirasçısı olmaması gerektiğini” hatırlatarak “Demokrasi Treni’nden inme” dedi.

Erdoğan, dönüş yolunda uçağına aldığı gazeteciler “Ekselansları, ne diyor bu Obama” diye sorunca "Gıyabımda o tür bir açıklama yapıldığını duyunca üzüldüm. Bana o türden bir şey söylenmiş değil" diyerek Obama’ya teessüflerini iletti.

Muhtemelen görev süresinin bitimine kadar bir daha Obama ile görüşme imkânı ve fırsatı kalmayan Erdoğan’ın bu son dakika gölüne bir hayli kızdığı belli. Bence kızmamalı, aksine teşekkür etmeli!

Brookings Enstitüsü önünde sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen göstericinin gazına gelip, “Türkler Washington’a geldi, her şey biraz delirdi!” başlığı atan Amerikan gazetelerine bol soslu malzeme olarak hem Erdoğan’ı hem de Türkiye’yi cümle âleme rezil eden korumalarına ve danışmanlarına kızmalı.

Ekselanslarının korumaları ve danışmanları, beş günlük Amerika gezisinde sokaklarda, hukuk-kanun tanımaz bir şekilde protestoculara ve gazetecilere saldırarak alay konusu haline geldiler. Amerikan gazeteleri “Erdoğan’ın korumaları Türkiye’deki ifade ve basın özgürlüğünün somut durumunu Amerika’nın başkentinden tüm dünyaya gösterdiler” diye yazdı. Sayelerinde dünyaya bir defa daha mahcup olduk!

ABD’nin entelektüel kesimindeki yaygın kanıyı belirleyerek algılarını yönlendiren, prestij ve etkinlik olarak Amerikan basınında tepede yer alan New Yorker dergisinde bir yazı kalem alan Dexter Filkins de “Erdoğan’ın diktatörlük yolunda ilerlediğini” yazdı.

Herkes ABD’nin Türkiye’ye ilişkin değişen siyasi ikliminin farkında… Bunun farkında olmayanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korumaları ve danışmanları sadece… Türkiye’nin liderine yönelik değişen bakış açısını ve algıyı kavrayamayan bu ekip, birkaç yıl öncesine kadar yere göğe sığdırılamayan Türkiye ve Erdoğan’a dair haberlerin çerçevesinin değişmesinde başrolü oynuyorlar.

Erdoğan’ın son ABD gezisinde ortaya çıkan net bir fotoğraf var artık. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onlarca danışmana ve akıl verene rağmen çok ciddi bir iletişim ve uluslararası lobi sorunu, daha doğrusu krizi var.

Birkaç yıl öncesine kadar bu işleri “cemaatin altın çocukları” ile birlikte yapıyorlardı. Bu kadro şimdi aleyhlerine çalışıyor. Erdoğan ise şişinmekten ve saldırmaktan başka maharetleri olmayan düşük kalibreli elemanlara kaldı. Mustafa Varank ve İbrahim Kalın’ın belirlediği strateji çerçevesinde, korumalar demokrasinin başkentinde sokakta adam dövüyor. Washington’da görevden ayrılmış düşük profilli yetkilileri bile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan ile toplantıya binbir güçlükle getirtebilen danışmanlar ordusu da bu tür eylemlere “durun” demesi gerekirken, Soma’dakine benzer tavır sergiliyor, korumalarla birlikte Washington sokaklarında doğaçlama aryalar söylüyor, en galiz küfürleri sarf ediyor.

Ceremesini ise Türkiye Devleti, Türkiye Ekonomisi ve Türkiye Halkı çekiyor…

AKP iktidara geldiğinde Türkiye, dünyanın 17’nci büyük ekonomisi idi. Seçim meydanlarında ilk 10’a gireceğiz diyen Erdoğan, “hülooooğğğ” sesleri eşliğinde alkışlanıyordu. Ama resmi büyüme rakamları açıklanınca takke düştü kel göründü. Türkiye artık dünyanın 19’uncu büyük ekonomisi… Çok değil daha 3 yıl önce yani 2013’te dünyanın 17’nci büyük ekonomisi olan Türkiye, 2014’te Hollanda’nın gerisinde kalarak 18’inciliğe düştü. Şimdi Hollanda 870 milyar dolarla 17’ncilikte. Suudi Arabistan 746 milyar dolarla 18’inciliğe yükseldi. Türkiye ise 720 milyar dolar ile 19’unculuğa geriledi. 1976’da Süleyman Demirel zamanında da Türkiye 17’nci büyük ekonomiydi. 1979’da Bülent Ecevit döneminde 16’ncı sıraya yükselmişti.

Erdoğan’ın verdiği gazla meydanlarda “hülooooğğğ” diye sevgi saçanlar boşuna sevinmiş. AKP sayesinde olduğumuz yerde patinaj yapmayı bile arar olduk. İlk 10’a gireceğiz derken, ilk 20’nin bile dışına düşeceğiz bu gidişle…

Hülooooğğğ..!


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.