Başlığı görüp de halkı askerlikten soğutmaya çalıştığımı filan düşünmeyin, benim oğlum da yok zaten. Bu sözler kardeşi Sevag Balıkçı, Batman’da zorunlu askerlik görevini yaparken arkadaşının silahından çıkan kurşunlarla ölen Lerna Balıkçı Özder’e ait…

Olayın 24 Nisan 2011’de, tam da Ermeni Soykırımı Anma Günü’nde gerçekleşmesi, kaza değil cinayet olduğu yönünde görüşlerin oluşmasına ve buna bağlı tepkilere yol açmış, uzun süre kamuoyunun gündeminden düşmemişti.

Kardeşini yok yere kaybeden abla Lerna Balıkçı Özder ile yapılan çarpıcı bir röportaj okudum…

Agos Gazetesi’nden Fatih Gökhan Diler, Yerevan’a giderek son dönemde Türkiye’den Ermenistan’a göç eden Ermenilerin hikâyelerini toplamış.

Lerna Balıkçı Özder de onlardan biri…

Eskiden abla-kardeş beraber bir kafe açmayı hayal ederlermiş. Sevag kendisine “Askere gidip geleyim beraber bir kafe açalım” demiş. Sonra askere gitmiş ama gelememiş…

Lerna için hayatında iki gün dönüm noktası olmuş.

Bunlardan biri kardeşi Sevag’ı kaybettiği 24 Nisan 2011.

İkincisi ise 30 Mayıs 2013, oğlu Odin’in doğum günü.

Aslında çocuk yapmaya hiç niyeti yokmuş.

Eşi ile birlikte dünyayı gezmeyi planlıyormuş.

Ama kardeşi Sevag’ı kaybedince, bütün aile dağılmış.

Yaşama sevinçlerini, hayata olan inançlarını kaybetmişler.

O dönemde eşi Şant, “Benim yaşamak için bir sebebim kalmadı” diyen babasına “Dede olacaksın” deyivermiş…

Böylece, Sevag’ın anne-babasını ayakta tutabilmek için çocuk yapmaya karar vermişler.

Oğulları Odin, 30 Mayıs 2013’te doğmuş.

Odin aile için bir rahatlama olmuş, ancak Lerna’da yeni bir korkuya yol açmış.

Odin büyüdükçe “Bu çocuğu askere gönderemem” diye düşünmeye başlamış.

O zamana kadar Ermenistan nedir, nerededir bilmezken, oğlu için bir kurtuluş olabileceğini düşünerek, bir ay içinde karar verip Ermenistan’a taşınmış.

Şimdi Yerevan’da eşi Şant ile birlikte La Vita isimli bir kefe-restoran işletiyor.

“La Vita, yani hayat, hayat bizi buraya getirdi” diyor.

Sevag’ın sevdiği yemekleri yapıyor.

Zeytinyağlılar, topik, börek ve sufle pişiriyor.

Yerevanlılar, İstanbul Ermeni mutfağını bilmiyorlar ama zamanla alışacaklarını düşünüyor.

Son dönemde Türkiye’yi terk edip başka bir ülkeye yerleşen çok insan görüyoruz çevremizde…

Durum böyle giderse, gitmeyi planlayan da çok kişi var…

Ortadoğu’daki savaş ve paylaşım kavgası, muhalefetin uyarılarına ve karşı çıkışlarına karşın göz göre göre geldi, günlük hayatımızın içine girdi.

İktidar, Ortadoğu’da dengeler değişirken orada olmayı, müdahale etmeyi seçti.

Tabi ne pahasına?

Her gün gelen şehit haberleri, kaçırılan askerler, insanlık düşmanı barbarlar tarafından yakıldığı iddia edilen Türk askerlerinin görüntüleri…

Askerdeki çocukların ailelerinin içinde bulunduğu endişe, sıkıntı korku, bitmiyor...

Evini barkını, çocukluğunun geçtiği sokakları bırakıp gitmek kolay olmasa gerek ama bu hengâme içinde çocuklarını güvenle büyütmek için başka bir ülkeye taşınanları kınayabilir miyiz?

Şehirlerde patlayan bombalar, hedefteki askerler polisler, olay yerinde olmaktan başka hiç bir suçu olmayan siviller...

Ölüm artık çok yakınımızda.

Büyük şehirlerde yaşayanların psikolojisi iyice bozuldu.

Alışveriş merkezleri boş.

Taksim, Beyoğlu, İstiklal Caddesi sinek avlıyor.

Yaklaşan yeni yıldan insanların hayatta kalmaktan başka beklentisi yok.

Yeni yıl kutlamaları bile tehdit altında.

Noel kutlamalarından başlayan gerginlik, ‘Müslüman yılbaşı kutlamaz’ kampanyaları ile sürüyor. Rengârenk süslenmiş, ışıklı meydanlarda kalabalıklarla birlikte yeni yıla girmek büyük ihtimalle hayal artık…

Bu koşullarda, ne kadar olabilirse o kadar iyi, güzel, mutlu, sağlıklı yeni bir yıl dilerim herkese!

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.