CHP Olağan Kurultay Sürecini başlattı ve bu süreç planlandığı gibi sürerse muhtemelen şubat 2018’de Olağan Kurultay ile sonuçlanacak. Yani CHP kendi içine dönecek, yeni siyasi çözüm önerileri üretmekten uzak delege savaşlarıyla daha çok uğraşarak çok kıymetli zamanın ve enerjinin boşa harcanmasına yol açacak. Halbuki Cumhuriyet hiç bir zaman bu kadar çok CHP’nin insiyatif kullanmasına ihtiyaç duymamıştı. 15 Temmuz Fetö’cü darbe girişimini “kontrollü darbe” ve 20 Temmuz OHAL ilanını “asıl darbe” şeklinde değerlendiren CHP, bu çok önemli tespitlerinin gereğini yapmak yerine kendi içinde tartış- malara boğulmak hatasına düşerse çok anlamsız davranmış olmaz mı?

Türkiye’nin olağanüstü ve aslında “bir sivil darbe” sürecinde olduğunu iddia eden bir ana muhalefet partisinin her şeyi bir yana atıp bu sürece demokratik yöntemlerle müdahale etmesi gerekmez mi? “OHAL kullanılarak yapılmaya çalışılan rejim değişikliği”, normal, olağan çalışmalar yürüten bir ana muhalefet partisinin çabalarıyla engellenebilir mi? OHAL’e karşılık olarak CHP’nin kendi içinde OHAL koşulları yaratarak tüm enerjisini 2019’a hazırlaması, yoğunlaştırması ve kullanması gerekmez mi?

CHP ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu “rejim deği- şikliği olacağını ve tek adam diktatörlüğü” kurulaca- ğını söylüyor ve bunda emin ise her şeyi bırakıp Parlamenter Demokratik Cumhuriyet’i korumak tek ve en önemli görev olmaz mı?

2019’da veya muhtemelen öne çekilecek bir tarihte 16 Nisan referandumunda resmen başlayan rejim değişikliği kesinleşirse ve “mühürlenirse”, CHP veya başka herhangi bir muhalefet partisinde kimin delege, il – ilçe başkanı, belediye başkanı veya hatta Genel Başkan olacağının bir önemi kalır mı? Kısacası, CHP kendi içine dönmemeli ve parti içinde OHAL uygulayarak tüm gücünü 16 Nisan referandumunda inşa etmeye başladığı “HAYIR” demokrasi cephesini büyültmeye vermelidir!

Parti delegeliği savaşlarına yol açacak olağan kurultay sürecinden vazgeçerek seçimli Olağanüstü Kurultay’a gitmeli ve ADALET yürüyüşüyle lider haline gelmiş Kılıçdaroğlu’na referandum ve adalet yürüyüşü sürecinde gösterdiği başarılı performansı büyültme şansı verilmelidir. Bir defaya mahsus tüm yetkiler Genel Başkana verilmeli, gerekirse önseçim v.b demokratik yöntemler parti içi OHAL ile askıya alınmalıdır. Bu satırları okuyan ve beni tanıyan CHP’liler şaşıracaklardır eminim. Zira önseçim, parti içi demokrasi talebi gibi temel düşüncelerimin tam zıttını söylemiş oluyorum bu satırlar ile.

Ancak İzmir İl Disiplin Kurulu Başkanı iken parti içi demokrasi mücadelesi sebebiyle CHP’den 10 yıl önce atılmış ve ancak mahkeme kararıyla partime dönebilmiş bir kişi nasıl bunları yazar homurtularını duyuyor gibiyim.

Cevabım: OHAL koşullarında CHP ancak OHAL yöntemleriyle önce partide, sonra HAYIR cephesi içinde birlikteliği sağlayabilir.

Bunu yapmaz ise tek adam rejimi tamamlanırsa, hiç bir delegelik, parti görevi, belediye baş- kanlığı, milletvekilliği ve hatta genel başkanlık koltuğu önemli olmayacaktır.

Yani zorunluluktan

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Seyfettin Karaayvaz 2017-07-26 17:22:46

CHP hem kendi içine hem de kendi dışına bakmak zorunda. Eğer kendi içine bakıp aksaklıkları gidermezse dışarıdan gelecek saldırılarla baş etmesi kolay değildir. Eski bir söz hırsız içeriden birisi ise kapı tirkaz tutmaz. Bünye hastalıklara karşı dirençli tutulmak zorundadır.

Avatar
Aycan Bodur 2017-07-26 23:28:33

O başkanla çok zor!

Avatar
Aycan Bodur 2017-07-26 23:29:32

O başkanla çok zor!

Avatar
Mustafa Çilingir ,Çanakkkale 2017-07-28 14:35:13

yazınıızdan alıntı ile ''Parti delegeliği savaşlarına yol açacak olağan kurultay sürecinden vazgeçerek seçimli Olağanüstü Kurultaya gitmeli ..''parti içi delege savaşlarının yaratığı/yaratacağı kargaşaya katılıyorum. Ancak seçimli olağan üstü kurultay da seçimi kiminle yapacağız,yani kim oy kullanacak. ''temsili demokrasi '' son çare değil ama bir çözüm şeklidir.