Erdoğan Obama ve ABD’yi  algı yönetiminin bir parçası sayıyor.
ABD Başkanı Barack Obama ya da Başkan Yardımcısı John Biden ile yaptığı konuşmaları deşifre ediyor.
Ama ya hemen yalanlanıyor ya da düzeltiliyor…
ABD ile Erdoğan arasındaki bu yaman çelişki devam ederse Mart ayında yapılması planlanan Erdoğan-Obama görüşmesi (ki Erdoğan tarafından çok isteniyor) sarkabilir hatta hiç olmayabilir.
ABD bir noktaya kadar yerel şartlar gereği ABD karşıtlığına sıcak bakıyor.
Ancak, Büyükelçi’nin çağrılması ile başlayan süreç ve ikili görüşmelerin algı yönetimi için sızdırılması ABD tarafından mutlaka not edilmiştir.
ABD ile Türkiye arasında, daha doğrusu ABD ile Erdoğan arasında ‘1 Mart Tezkeresi’ ile başlayan güvensizlik süreci artık alenileşmiştir.
ABD, Rusya’yı da Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki süreç gibi yalnız bırakacaktır.
Türkiye’nin elbette haklı olduğu noktalar var.
2.5 milyon Suriyeli başımıza bırakıldı.
Ruslar hangi sıfatla orayı bombalıyorsa biz de o gerekçe ile bombalıyoruz.
Sınır komşumuz Halep ve Bayır Bucak’ta Türkler var.
Bir dönem her konuşmada ‘ümmetçi ‘ olmaktan dem vuran Erdoğan, ‘Türk’ kelimesini ağzına almazdı.
Şimdi en koyu biçimde Türkçülük yapıyor.
Haklı, ama geç kaldı…
Hürriyet’in Washington muhabiri Tolga Tanış dünkü yazısından önemli izlenimler eşliğinde ilginç değerlendirmeler yaptı. Tanış, gerçekler adını verdiği yazısında; “Ankara ve Washington arasında daha önce de derin farklılıklar olmuştu. 2010’daki İran krizi gibi… Ama benim gördüğüm şu; Washington, Ankara’nın Suriyeli Kürtler konusundaki pozisyonunun desteklemediği gibi Türkiye’nin öfkesini de umursamıyor. Washington’ın Türkiye geri çevirmesi, Ankara’daki bir şehir efsanesinin de sona ermesi anlamına geliyordu. ‘ABD’nin bize duyduğu ihtiyaç, bizim onlara duyduğumuz ihtiyaçtan daha fazla’… Eski ABD Büyükelçisi Robert Pearson’ın dediği gibi; eğer 2015 iki ülkenin birbirinden daha da uzaklaştıkları bir yıl olduysa, 2016 ABD’nin Ortadoğu’daki politikalarını Türkiye’ye daha az güvenerek şekillendireceği bir yıl olabilir…”
Doğru bir tespit; Türkiye ne yazık ki artık muhatapları ve müttefikleri için güvenilmez noktada.
Çift başlı ve yanlış dış politika nedeniyle haklı olduğumuz yerde haksız konuma düştük.
Tek başına İsrail desteği, ABD ile ilişkileri düzeltmeye yetecek mi? Göreceğiz…
Tüm dünya artık aleni tartışıyor…
Türkiye ve Suriye üzerinden Rusya-Amerika çatışması çıkar mı?
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, birkaç gün önce “Türkiye-Rusya arasında her an savaş çıkabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan NATO'yu savaşa mı çekmek istiyor?" diye sormuştu.
Suriye topraklarında 2 bine yakın Türk askeri olduğu söyleniyor, biliniyor.
Gerçekten de Türkiye- Suriye üzerinden 3. Dünya Savaşı’na dönüşebilecek bir çatışma başlar mı?
Zira bir ‘barut fıçısı’ haline gelen Suriye, bütün felaket senaryolarına ardına kadar açık...
Artık ne topyekûn içindeyiz savaşın ne de büsbütün dışında.
Bu noktada Türkiye’ye bir TBMM hükûmeti mi lazım yoksa bir savaş hükûmeti mi?
Üzerinde durulması ve tartışılması gereken budur artık?
Böyle bir zaman diliminde kapalı kapılar ardında konuşulanlar da mutlaka kayıt altına alınmalı.
Türkiye bir kabile toplumu değildir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, her ne kadar zedelenmeler olsa da hâlâ demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Türk devlet geleneğinde de tarihe mutlaka kayıt düşmek vardır.
Osmanlı'da, zamanın olaylarını tespit edip yazmakla görevli olan bir nevi devlet tarihçisi olan ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde resmi bir kurum halini alan vakanüvislerin, tarihi olayları kayda geçirmekteki özeni unutulmuşa benzer.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet adına yaptığı görüşmelerin tutanaklarını (tahrif etmeden, olduğu gibi) devlete teslim etmelidir.
Bu tarihi bir sorumluluktur, görevdir ve mutlaka sağlanmalıdır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağdaş vakanüvislerinden biri olan İbrahim Kalın bütün görüşmeleri not ediyor, zabıt altına alıyor.
Keza aynı biçimde Yalçın Akdoğan da yaptığı görüşmeleri defterine yazıyor.
Erdoğan gibi Akdoğan da defterlerindeki bütün tutanakları devlete teslim etmelidir.
Devlet adına, devlet için yapılan görüşmelerin tutanakları mutlaka devlet arşivlerine konulmalıdır.
Devlet sırrı, çizgili okul defterlerinde saklanmaz!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.