Yılmaz Özdil’in hafta içi yayımlanan “Bir gazetecinin hatıra defteri” başlıklı yazısı, orta yaş ve üzeri insanımıza unuttuğu bir dönemi hatırlatırken gençlere de bilmediği bir dönem hakkında bilgi verdi.
Özdil, 90 küsur yaşında eceliyle ölen bir insanın hatırasına duyulan saygı ve yas geleneğinden ölüme duyarsızlaşılan günümüze nasıl geldiğimizin kısa tarihini yazdı. Usta gazeteci, 12 Eylül ve sonrasındaki Özal dönemiyle gelen liberalizmin toplumu ne denli yozlaştırdığını anlattı, medyanın da bu yozlaşmaya uyum sağlamakla kalmayıp yozlaşmanın araçlarından biri haline geldiğini kendi üslubuyla yazdı.
Ruanda Soykırımı'nı konu alan 2004 yapımı Hotel Rwanda filmindeki bir konuşmayı hatırlatıyor yazı. Filmdeki gazetecinin sözleri belki de gerçek olduğu için- can acıtıcıydı. Soykırıma dair görüntüleri batı medyasına servis eden gazeteciyle konuşan Paul, batı kamuoyunun dikkatini çekeceklerini ve soykırıma müdahale edileceğini sanıyordu. Ancak gazetecinin çok da umudu yoktu: “İnsanlar” diyordu gazeteci, “bu görüntüleri gördüklerinde ‘Ah Tanrım, ne korkunç’ diyecekler ve yemeklerini yemeye devam edecekler.”
Aynı şey uzun zamandır Türkiye için de geçerli. Şiddeti, tacizleri, ölümleri, yolsuzluğu, yoksulluğu öyle kanıksadık ki tepki bile vermiyoruz artık. En iyi ihtimalle televizyonun başında veya gazete elimizdeyken söyleniyoruz biraz. Ama o kadar… Sıradanlaştı her şey…
Dizilerde, filmlerde, haberlerde hatta gündüz kuşağında bile günlük hayatın sıradan parçaları haline geldi ölüm, şiddet ve diğer kötü şeyler. Olmaz ya, haydi oldu diyelim, günün birinde kötü haberlerle karşılaşmazsak “eksik bir şey mi var?” diyeceğiz belki de, bir tuhaflık sezeceğiz.
Şiddetin dramatik öğenin bir parçası olduğu dizilerin en çok izlenen diziler olması tesadüf mü? Bu diziler vatandaş izliyor diye mi çekiliyor yoksa diziler vatandaşın önüne böyle servis edildiği için mi mecburen izleniyor? İki ucu b.klu soru! Bir yazımda “Reyting için daha ne kadar ileri gidilebilir?” diye sormuş ve “Bunun bir sınırı yok” diye cevaplamıştım kendimi. Şöyle sürdürmüştüm:
Çünkü seyircinin ilgisi daha doğru ifadeyle “reyting” ancak böyle anormalliklerle sağlanabiliyor. Seyirci böyle şeylere alıştıkça (tıpkı ilaç kullanımında olduğu gibi) olayın etki uyandırması için dozun giderek artması gerekiyor. Daha tuhaf, daha flaş, daha marjinal, daha şiddetli, daha saçma daha daha daha… Freni olmayan bir kamyon!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ismail Sabaz 2018-02-28 17:40:11

...vê o kamyon uçurumdan dūsecek.

Avatar
Salih 2018-02-25 19:16:29

Cok guzel bir yazi.ama kisa olmus.