ATV’de yayınlanan “Sen Anlat Karadeniz” ilk bölümüyle geçtiğimiz hafta medya gündemini ve sosyal medyayı bir süre meşgul etti. İzleyenlerin tepkilerine neden olan dizi, Türkiye’de kadına şiddet olayları artmaya devam ederken, kadına şiddet sahneleriyle herkeste şok etkisi yarattı. Başrolde yer alan Nefes karakterinin kocası tarafından parmaklarının kırıldığı görüntülere sosyal medyadan tepki yağdı. İkinci bölümdeki tecavüz sahnesi de tuz biber ekti tartışmalara. Dolayısıyla televizyonda şiddet konusu da bir kez daha gündeme geldi.
Türk dizilerine şiddeti Deli Yürek ve Kurtlar Vadisi ile ilk getiren adam olan Osman Sınav’ın bu taşın altından da çıkması şaşırtmadı elbette. 
Ancak mesele daha derin…
Suçu senaristlere veya yapımcılara atmak yüzeysellikten öteye gidememektir. Öpüşme sahnelerine sansür uygulayan hatta ceza kesen RTÜK, her gün onlarca insanın takır takır öldürüldüğü dizilere ses çıkarmazsa olacağı elbette budur.
Kitle iletişim araçlarının, özellikle de televizyonun, değerlerimizi, tutum ve davranışlarımızı şekillendirmede ne denli etkileyici bir güç olduğunu son yıllarda daha net bir biçimde gördük.
Malum, özellikle çocuklar ve ergenler, model alma ve sosyal öğrenme yolu ile televizyonda karşılaştıkları diyalogları, tutum ve davranışları taklit eder ve öğrenirler. Televizyon izleme süreleri arttıkça; doğruyla yanlışı, gerçekle kurguyu, uygunla uygunsuzu ayırt etmede zorlanmaya başlarlar. Televizyonda izledikleri program ve dizilerdeki kahramanlarla özdeşleşerek onlar gibi konuşmaya, onlar gibi davranmaya ve giyinmeye ve nihayetinde de onlar gibi “var olmaya” öykünürler.
Şiddeti ve saldırganlığı bir problem çözme yöntemi, bir var olma biçimi ve bir kendini ifade etme yolu olarak benimsemeye başlarlar ve zamanla şiddete, saldırganlığa, ölüme ve acıya karşı duyarsı-zlaşmaya ve hatta bağışıklık kazanmaya başlarlar. Bu kavramlar, bu görüntüler ve bu davranışlar gittikçe normalleşmeye ve kabul görmeye başlar. Kurbanla yani acı çekenle empati kurma yetilerini yavaş yavaş kaybetmeye başlarlar zamanla.
Gençlerin televizyonda gördüğü şiddet içeriği gündelik hale gelir.
Örneğin mafyatik tipler gençlerin rol modeli olmaya başlar ve “gerçek hayatta” bu özdeşleşme gereği onlar da şiddet yanlısı bireyler olarak aramızda dolaşmaya başlarlar. Her gün haberlerde kadına ve çocuğa şiddet, taciz, tecavüz haberleri izleriz sonra da!
Türk aile yapısının olumsuz etkileneceğini söyleyerek iki sevgilinin birbirini dudağından öpmesinde veya iki kafadarın bira içip muhabbet etmesinde sakınca bulan çok değerli yetkililerin işkenceli, adam öldürmeli, tecavüz etmeli sahneleri neden Türk aile yapısına aykırı bulmadığı bir türlü anlaşılamıyor.
RTÜK’e göre dizilerde öpüşmek sakıncalı ancak öldürmek serbest!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
atila karacaer 2018-02-04 14:52:13

Merhaba okumayan bir toplumun sadece görsel basın izliyoruz oradada eğitimden ve sevgiden yana değil şidetten yana filimler oynatılıyor AKLIN OLMADIĞI YERDE ŞİDET OLUR.onlara aptal lazım eğitici öğretici hiç bir şey yok sevgiyle kalın

Avatar
hakan 2018-02-04 06:05:25

dizilerde filmlerde öpüsmeye bende karsiyim onlar öpüsüyor bizde dikizliyoz ne Kadar ayip öpüsmeseler o dizi cekilmeyecekmi begenmiyoruzmu diyecegiz ipnelik olsun diye yonetmenler öpüstürüyorlar dinimizde siddet yasaklanmistir ulu orta cinsellik yapmakta yasak kadina siddet uygulayan erkekler erkekmi ipneler topuna gaz dokup yakacaksin bana bir kadin sormustu yillar once kadinmi daha cok namussuzdur erkekmi diye hic dusunmeden erkek dedim ipneligi erkekler yapiyor