Dünya tarihinde iz bırakan yasadışı olaylar, yolsuzluklar, çıkar ilişkilerinin ortaya çıkmasında hep gazetecilerin imzasını görüyoruz. En önemli örneklerden biri Watergate skandalı. Bir diğeri uluslararası bir organizasyon haline gelen ve çok sayıda gazeteci tarafından kurulmuş olan Wikileaks. Sonuncusu ise 80 ülkeden 400 gazetecinin imzasını taşıyan Panama Papers…

Watergate, ABD’li politikacıların yasadışı ilişkilerini ortaya çıkarırken, diğer iki örnek de onlarca ülke ve binlerce isim var. Dünyadaki gizli para transferlerine ve vergi kaçağına yol açan Panama’daki off-shore hesapları ortaya çıkaran Panama Papers olayında, Uluslararası Araştırmacı Gazetecilik Konsorsiyumu’nun koordinasyonunda 80 ülkeden 400 gazetecinin imzası var. Bugüne kadar yayımlanan ilk belgelerde, 12 devlet ve hükümet başkanı ile önde gelen sporcu, sanatçı ve yöneticilerin isimleri yer aldı. Gazeteciler daha fazla ses getirecek belgelerin 1 Mayıs’ta ortaya çıkacağını söylüyor. Yani henüz her şeyi bilmiyoruz…

Kıyı bankacılığı, 1960’lardan sonra gelişti

Parayı saklamanın, vergi kaçırmanın en büyük aracı olan off-shore merkezleri dünyanın belirli bölgelerine dağılmış durumda. Özellikle 1960’lardan sonra gelişen off-shore yani kıyı bankacılığı merkezleri arasında Uzakdoğu’da Hong Kong, Singapur, Ortadoğu’da Bahreyn, Pasifik adaları içerisinde Cayman Adaları ve Bahamalar, Amerika’da ise Panama bulunuyor. Kıbrıs’ı da unutmamak lazım...

Peki, bu off-shore merkezlerinin sağladığı avantajlar neler?

Yatırımcılar yani para sahipleri, mevduatları karşılığında, merkez bankasına sıfır faizle karşılık yatırmaktan kurtuluyor, tasarruf mevduat sigorta fonuna prim ödemiyor, daha fazla faiz geliri elde ediyor, hesaplar yurtdışında gösterildiğinden kendi ülkelerindeki resmi denetimlerden uzak oluyor. Şirketler açısından da avantajı ise daha az yükümlülükleri olduğu için daha fazla kar edebilmeleri...

Ancak ülkelerin için büyük vergi kaybına yol açmasının yanı sıra yasadışı işlerin ortaya çıkmasını da engellemek gibi dezavantajlar yaratıyor.

Kral bile parasını saklıyor!

Panama Papers tarafından açıklanan belgelerde, 12 devlet adamının ismi geçiyor. Avrupa’dan sadece 2008 krizinde iflas eden İzlanda Başbakanı Sigmundur David Gunnlaugsson ve eşinin adına rastlıyoruz. Belgelere göre Gunnlaugsson, finansal kriz sırasında üç bankadaki milyonlarca dolarlık yatırımlarını off-shore şirketle gizlemiş. Her ne kadar başbakan bu iddiaları reddetse de bu hafta güven oylaması yapacak.

Diğer isimlere bakalım…

Her ne kadar resmi olarak adı geçmesi de yakın arkadaşlarının hesapları ortaya çıkan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suudi Arabistan Kralı, Ukrayna cumhurbaşkanları, Birleşik Arap Emirlikleri emirleri, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ailesi, Pakistan Başbakanı Pervez Müşerref, Suriye lideri Beşar Esad, Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi ve Mısır’ın eski lideri Hüsnü Mübarek’in aileleriyle yakın çevresi…

Bu listeye daha sonra Arjantin de eklendi, yeni isimlerin gelmesi de sürpriz olmayacak…

Gördüğünüz gibi ülkelerinden para gizlemeyi tercih eden siyasetçilerin çoğu deyim yerindeyse ‘3. dünya ülkeleri’nden… Hukukun egemen olmadığı, gizli çıkar ilişkilerinin kol gezdiği bu ülkelerde, siyasetçilerin kendi eliyle zenginler yaratıp komisyonlar aldığı, yine siyasetçilerin yakın akrabalarına yasa ve etik dışı yöntemlerle milyon, milyar dolarlık servetler yarattığını görüyoruz. İşte bu yasadışı ilişkileri gizlemenin en güvenilir yolu off-shore merkezleri kullanmak.

Elbette off-shore hesabı olan her kişiye, şirkete yasadışı bir iş yapıyor gözüyle bakmak doğru değil ancak önemli bir kısmının da masum olmadığı söylemek mümkün.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.