banner87
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Putin ile görüşmesinde kilit ve anahtar sözcük: Suriye…
Suriye konusunda anlaşma sağlanmazsa 'hiç bir konuda anlaşma olmamıştır' demektir.
Yani Esed yeniden Esad olmazsa  hiç bir sorun çözülmez ve çözülmeyecektir.
Çünkü Suriye Moskova'nın bölgesel ve uluslararası stratejik hesaplarında  yaşamsal öneme sahip,  Suriye'de savaşan ve AKP'nin desteklediği Kafkas ve Orta Asya kökenli binlerce terörist Rusya'yı endişelendiriyor ve Putin düşürülen Rus uçağını ve linç edilen pilotunu asla unutmaz.
Her ne kadar AKP 'Uçağı düşüren pilotlar FETÖ’cü' diyorsa da.
Her ne kadar AKP 'Suriye'de muhaliflerle birlikte özel operasyonlar düzenleyen ve 15 Temmuz'da öldürülen Tuğgeneral Semih Terzi için de FETÖ’cü' diyorsa da.
Sanki AKP iktidarının Suriye'de hiç bir suçu yok.
Hatırlayan Rus uçağının  düşürülmesini ilk duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan'dı.
Başbakan Davutoğlu 'Emri ben verdim' dedi.
Yandaş medya 'Rus İmparatorluğuna haddini bildirmişti'.
Süper zekâlı olanlar 'Rusya'yı Kâbe’yi yıkmaya çalışmakla' suçlayacak kadar uçtu.
Tiner kokusu fazla gelmişti.
Gelelim Semih Terzi meselesine.
Türkiye'nin Suriye'deki tüm eylemleri dönemin Başbakanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın bilgisi ve idaresi dâhilinde gerçekleşiyor.
2014'e kadar bu eylemlerin büyük bölümü Amerikan CIA, İngiliz MI6, Suudi, Katar, Ürdün, Alman ve benzeri ülkeleri istihbarat örgütleriyle  birlikte yürütülüyordu..
Geçen süre içinde Suriye'de savaşan terör örgütlerinin lider ve komutanları yüzlerce kez Türkiye'nin farklı şehirlerinde toplandı ve toplanıyor.
'Alevi Esad'tan kurtulmak için Ankara'nın yardımını almak için'.
Ya da Ankara'nın talimatlarını dinlemek için.
27 Mart 2014'te sızdırılan ses kaydı ise herşeyi çok daha net açıklıyordu.
Ses kaydına göre Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Müsteşar Sinirlioğlu, MİT Müsteşarı Fidan ve Genel Kurmay Başkan 2.Başkanı Yaşar Güler 'Suriye'ye gönderilen binlerce TIR'ı, orada savaşan terör örgütlerine Ankara'nın desteğini ve Suriye'ye yönelik askeri operasyon için uyduruk gerekçeleri' konuşuyorlardı.
Bu kayıt Ankara'nın Suriye'de nelere bulaştığını yeterince ve çok net olarak açıklıyor.
Bu 4 kişi arasında FETÖ’cü olmadığını varsayıyoruz.
Ama Bakanın ofisini  dinleyenler FETÖ’cü olduğuna göre ve FETÖ’cüler ' ABD, İsrail ve Almanya'nın ajanları' olduklarına göre devletin tüm sırları bu ülkelerin elinde demek.
Unutuldu ama çok tehlikeli bir konu.
Çünkü FETÖ’cüler 2011-2014 (belki sonrasında da) döneminde ben dâhil binlerce kişinin telefonunu dinlemiş.
11. Cumhurbaşkanı Gül, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Davutoğlu, Fidan, Genel Kurmay Başkanı Özel ve birçok bakan, asker, iş adamı, gazeteci, sivil toplum önderi ve diğerleri…
Özetle herşey iç içe gelişmiş ve herkes herşeyi biliyor.
AKP FETÖ’cüleri kollamış FETÖ’cüler de AKP'ye hizmet etmiş.
'Ortak düşmana' karşı!
FETÖ’cüler  arada bir başkalarına da hizmet etmiş.
Görev ve yükümlülük gereği.
Tıpkı AKP gibi.
Hani şu BOP hikâyesi.
Ilımlı İslam yolunda.
1999-2024 Gülen dönemi.
2004-2011 Erdoğan dönemi.
Yani 'Arap Baharı'.
Belki de 15 Temmuz darbesi bir 'Türk Baharı' için yapılmıştı.
'Bahar' dedikleri iç savaş.
Suriye, Irak, Libya ve son olarak Yemen.
Yemen BOP’ta Türkiye ile birlikte Eş-Başkan.
Şimdi iç savaş yaşıyor.
Suudilerin Mart 2015'te saldırmasıyla başladı.
Suudi medyası  15 Temmuz gecesi çok heyecanlıydı.
Darbenin başarılı olmasını ister gibiydi.
Adamlar kazık atmaya çok meraklı.
Siyasal İslamcıların ortak huyu.
Vahabi ekolün mezunları.
Müslüman Kardeşler kafalı.
Hepsi CIA patentli.
Bazıları ılımlı diğerleri radikal.
FETÖ, AKP, ÖSO, IŞİD, Nusra ve diğerleri.
Gramajı CIA belirler.
Kaçan kurtulur.


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.