banner87
İzninizle önce bugün içinde bulunduğum CHP ile
geçmişte gönül verdiğim CHP'yi karşılaştırmak istiyorum.
14-15 yaşlarındaydım. Rahmetli babam bir gün
elimden tutarak, “Haydi partiye gidiyoruz” dedi. Gittik.
Parti bizim için ‘ev’ oldu. Okul oldu. Her şeyimiz
oldu. Parti deyince CHP’den başka bir yer düşünemezdik.
Ve CHP’ye 1978 yılında üye oldum. Halen
de aktif üyesiyim. O zaman kimler yoktu ki? Aslında
isimlerin de çok önemi yok. O zaman daha yoğun bir
sevgi vardı. İnsanlar birbirine daha yakındı. Saygılıydı.
Tutkundu. İstanbul’da Ümraniye, Parseller, Bağcılar,
Avcılar, Eyüp dahil bugün AKP’li olan tüm semtler
‘CHP ve Ecevit’ diyordu. Bu örnek bile CHP’nin oy
tabanının nerede olduğuna bir delil değil mi? Eğer o
insanlar şimdi aynı semtlerde oturmuyor ise, nereye
gittiler?
Lütfen bunu Türkiye ölçeğinde düşünün.
Ya şimdi? Çok üzgünüm. CHP Gençlik Kolları’nda
kaç CHP milletvekili oğlu var. Ya da seçim
kampanyasında aktif görev alan kaç MYK üyesinin kızı,
oğlunu gördünüz.
Sahi hiç gördünüz mü?
Şahit oldunuz mu?
Söyler misiniz? Kendi çocuklarınızı taşıyamadığınız
partiye, il ve ilçe binalarına kimin çocuğunu, eşini taşıyacaksınız?
Son yıllarda CHP’de hep içe dönük bir mücadele.
Parti içi iktidar mücadelesi. Hatta kavgası.
Baksanıza bu kavga duygusu, çok sevecen ve yufka
bir yapıya sahip olan İdris Akyüz’ü bile sarmış.
“CHP'de kılıçlar çekiliyor” diye yazdı.
Ve de kurultay sürecine, ‘çeteler mücadelesi’ dedi.
En azından bu imada bulundu.
Bu benzetme kabul edilemez bir durum.
Kim kime kılıç çekiyor?
Harpte miyiz?
Ya çete ne demek?
Eğer çeteler savaşı varsa, CHP çete mi?
O zaman biz neyiz? Haşa. Yoksa demokratik bir
kurultay için kendisini ortaya koyan Kemal Kılıçdaroğlu
çete reisi de haberimiz yok.
O zaman sorarlar adama?
CHP ‘çete’ ise sen hangi çetedensin. Akyüz çetesi
mi? Tabii ki değilsin.
Allah mesut etsin. Geçtiğimiz hafta yeğenimizi,
oğlunu evlendirdin. Düğünde gelen misafirlerin tamamına
yakını CHP'nin ileri gelenleriydi. Çete diye tanımladığın
isimler de vardı. Gazetecileriydi. Mutluluğunu
paylaştılar.
Biz ise sözün nereye gittiğini ölçeceğiz. ekmeğini
yediğiniz. Masasında oturduğumuz, yiyip-içtiğimiz insanlara
haksızlık etmeyeceğiz. Zan altında bırakmayacağız.
Dikkatli olacağız. Bu görev sadece siyasetçilerin
değil, gazetecilerin de görevidir. Sadece konuştuklarımıza
değil, yazıp çizdiklerimize de dikkat edeceğiz.
Haddimizi bileceğiz...
Maksadını aşan laflar etmeyeceğiz...
Siyasette de, medyada da...
Bir ağabeyimin dediği gibi, “Perdesiz evde çıplak
gezmeyeceğiz”.
Unutmayın. CHP bir zümrenin partisi değildir. Olmayacak
da. Sadece etnik ve inanç bölücülüğü değil,
bölgeciliği de bölücülük sayar. CHP’ye ve genel başkanına
her türlü eleştiri yapılabilir. Ama bu tanımlar
CHP’ye yapılamaz... CHP yöneticilerine de yapışmaz.
Mesele nedir biliyor musunuz?
Dostun attığı çiçektir.
O kadar....
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.