'Reyhanlı bombacısı Esad'la görüşmüş' palavrası!..

Yalan deyip geçmeyin. Yalan dünyanın en mühim şeyidir. O yüzden de yalan atabilmek ciddi bir yetenek ister. Yalanı pazarlanır hale getirmek, onu “İnanılır” kılmak beceri işidir. Örneğin bende bu “Yetenek” (!) sıfıra yakındır. Bırakın kötücül amaçlı “Kara yalanlar”ı iyi niyetli “Beyaz yalanlar”ı bile söylemekte sıkıntı yaşarım. Yüzümün kızarması, kem küm etmem bir yana duruma “Uyum sağlama” da da zorlanırım. O yüzden benden kesinlikle politikacı olmaz mesela!

Ayrıca bir yalanı iyi atabilmek, bir doğruyu iyi ifade edebilmekten zordur. Fakat nedense insanlar “Doğru”ya değil “Yalan”a inanmaya daha meyillidirler. O yüzden yalanların yayılım hızı her zaman doğrulardan ileridedir. Doğruya insanları zahmetle ikna etmeniz gerekir. Oysa yalanın böyle bir yükümlülüğü ve derdi yoktur!

Bu yüzden günümüzde “Yalan üretim merkezleri” tam kapasite çalışır. İstihbarat servisleri, psikolojik savaş birimleri, medyanın genel işleyişi, vb. hep bu sınıftadır. İmal edilmiş yalanları süsleyerek size sunarlar. Artık kim yerse!

Aynı nedenle onların yalan attığını anlamanız için az çok bunların işleyişi hakkında bilgi sahibi olmanız gerekir. Aksi takdirde o yalana kanmaya müsaitsiniz demektir. Örneğin ben size “Astro-Fizik profesörüyüm” desem sizin benim yalanımı ortaya çıkartmanız için bir miktar Astro-Fizik hakkında bilgi sahibi olmanız gerekir ki sorularınızla benim açıklarımı yakalayabilesiniz.

Bu konularda kural şudur; eğer bir olgunun temeli yalan ise, ana mantığında bir yalan sırıtıyorsa onu takip eden dizgede -araya minik doğrular serpiştirilmiş olsa bile- yalandır. Yani bir yalan üzerine bir doğru inşa edemezsiniz!

 
Neyse, farkındayım fazla uzattım; lakin son Reyhanlı tartışmalarında bir nokta dikkatimi çekti. “Reyhanlı bombacısı” olduğu ileri sürülen Yusuf B.’nin ifadeleri bu açıdan çok ilginç. Bu kişi “Bize emir veren ve eylemi planlayan Yusuf N., eylemden önce Şam’da, Ethem kod adlı generalle birlikte Beşar Esad’ın yanına gitti. Görüşmede, başlangıçta Ankara’da yapılması planlanan bombalama için her türlü desteğin sınırsız verileceği sözü verildi.” demiş.


Güleyim mi ağlayayım mı? Yahu, hadi diyelim ki bu işi hakikaten Esad ve El Muhaberat organize etti ve arkasında Suriye var. Peki, niçin Esad doğrudan bu işe dâhil olsun? Üstelik tüm dünyanın gözleri adamın üzerinde ve bir açığını kollar iken. Bu işler bu kadar basit mi? Üstelik bir de beyinsiz bir “Taşeron”la görüşeceksin? Bu işlerin “Perdelemeli” yapıldığını, arada “Aracı”lar, “Organizatör”ler, “Kontak”lar olduğunu bilmez misiniz?

Hangi devlet başkanı “Gel bakalım ben şurada bomba patlatacağım, bu işi kaça yaparsın birader?” diye pazarlık yapar? İstihbarat servisleri niçin var? “Kirli işler” nasıl kotarılır? Onlar işi yapar, devlet başkanı -o da gerekirse- çok sonra belki “bilgilendirilir.” Yahut istisnai durumlarda onay alınır ama gene bu işlerde doğrudan alttakilerle görüşülmez. Hangi devlet başkanı eylemciyle direkt, birebir, yüz yüze muhatap olur? Dünyanın hiçbir yerinde bu işler böyle yürümez.

Buna inananın da “Haber” diye verenin de ifade ya da “Rapor” diye zapta geçenin de aklından ve niyetinden şüphe ederim. Tabii şimdi bunları söyledim diye “Vay, Esad’ı mı savunuyorsun?” diyebilirler. Hayır! Sadece sizin yalanınıza inanmıyorum ve yemiyorum o kadar!

Son kural; Yalancının mumu yatsıya kadar yanar!..

Önceki ve Sonraki Yazılar