Elini kaldırma, koşmaya devam!..
Uzun yıllardır futbol liglerimizde görmeye alıştığımız sportmenlik dışı hareketler, geçtiğimiz hafta bazı oyuncuların marifetiyle tekrar gündeme gelince bugünkü yazımın konusunu buna ayırma gereğini duydum...
Aslında IFAB (International Football Association Board-Uluslararası Futbol Birliği Kurulu) futbol oyun kurallarını düzenlerken, tartışırken, değiştirirken en çok zorlandığı alan da tam bu sportmenlik dışı hareketlerin, hakemi aldatmaya dönük eylemlerdir.
1999'a kadar sadece ceza alanı içinde hakemi aldatma amaçlı pozisyonlar değerlendirilirken, yapılan bir değişiklikle oyun alanının her yerinde bu eylem takibe-değerlendirmeye alındı. Burada amaç, hakemlerin saygınlığını korumak ve takımların haksız kazanç elde etmelerini önlemektir.
Peki niye buna gerek görüldü?
Takımına penaltı kazandırmak için kendini yere atan futbolcu eğer hakemi kandırmayı başarmışsa, eline ne geçiyor?
Penaltı ve belki de rakibe kırmızı kart...
Penaltının kaçma olasılığı var mı?
Evet, ama karşındaki oyuncu sarı kart görmüşse 11 kişi oyuna devam...
Benzeri aldatmacanın sahanın herhangi bir yerinde olduğunu düşünün.
Meesela geçen hafta Galatasaray-Trabzonspor maçındaki Riera-Colman pozisyonunu...
Rakibi bir adam eksiltmeye yönelik bu eylem maçın başlarında da olabilirdi, örneğin 10.dakikada. O zaman soruyorum, 80 dakika 10 kişi oynamak mı büyük handikaptır, en kötü penaltı golünü yiyip, maça 11 oyuncu ve umutla devam etmek mi?
Tartışılır değilmi?
Doğal olarak aldatmacalar bununla sınırlı değil. Art niyetli veya alışkanlık edinmiş futbolcular olduğu sürece...
Örnek: ofsayt pozisyonlarında elini kaldırmak suretiyle yan hakemi kandırma girişimleri, taç atışını lehine çevirmek için aynı yönteme başvurmalar, en küçük, nizami bir temasta hakemi etkileme ve seyirciyi provoke etme amaçlı feryatlı taklalar ve niceleri...
IFAB bunlara önlem almak için çırpınıyor, futbolun doğallığını bozmamaya gayret ederek kurallar üzerinde kafa yoruyor, hakemlere eğitim veriyor.
Hak veriyorum, çok zor bir alan, işin içinde sahtecilik olunca ne önlem alırsanız alın, kesin önleyemezsiniz, ama asgariye indirebilirsiniz.
Mesela benim bir önerim var IFAB'ye.
Hokey ve sutopu maçlarında uygulanan kısa süreli oyundan ihraç kuralı.
Yani sarı ile kırmızı kartın arasına bir turuncu kart sokulması.
Bildiğim kadarıyla ünlü İtalyan emekli hakem Pierlugi Collina 2009 International Board toplantısında bunu gündeme getirdi.
Uzun tartışma ve görüşlerden sonra kuruldaki tutucu İngiliz üyelerin muhalefetiyle bu öneri kabul görmedi..
Aslında ben de futbolun doğallığının bozulmaması adına İngilizler gibi düşünüyorum. Sırf bu yüzden 5. ve 6. hakem uygulamasına karşıyım... Ama futbol dünyada İngiltere gibi fairplay çerçevesinde oynanmıyor. Takımların haksız kazanç elde etmelerinin önüne geçilmesi konusunda kurallar mutlaka geliştirilmelidir.
İnanıyorum ki, dünya var oldukça makyevelist felsefe, yani amaca yönelik her yol mübahtır anlayışı devam edecektir. Ancak pes edilmemeli, bu tarz hayat görüşünün önünü tıkamaya çaba gösterilmelidir. Kaldı ki futbol sonuçta seyir hoşluğu olan bir eğlencedir, ama aynı zamanda da sportif ruhun çocuklara, gençlere aşılanması için bulunmaz bir araçtır..
Bir taraftan yeni caydırıcı kurallar konulması gerekirken, diğer taraftan futbol eğiticilerine de çok büyük görevler düşüyor. Özellikle alt yaş grubu antrenörleri, çalıştırdığı oyuncularına teknik taktik fundamental egsersizler yaptırırken, rakibe saygı olgusunu mutlaka aşılamalıdır. Ahlaklı ve sportmen gençler olarak yetişmek, bunun üzerine futbol tekniğini inşa etmek en doğru yoldur.
1970'li yılların sonlarında kurulan Beşiktaş Özkaynak Düzeni'nde on yaşında çocukları önce iyi insan, sonra iyi bir öğrenci ve sonunda da iyi bir futbolcu olmaları doğrultusunda eğittiğimizi düşünüyorum da...
Üst yapıda da, mesela Ersun Yenal 30 yaşına gelmiş Egemen'e Karabük maçında yenilen ilk golde yardımcı hakemi uyarmak veya yanıltmak amacıyla, elini kaldırıp deparını kestiği yarım saniye içinde 5 metre geriye düştüğünü, aksi takdirde o topu çizgiden çevirme şansının yüksek olduğunu anlatmalı..
Umarım futbol kural koyucuları bu konuda gerçekçi kararlar alırlar ve teknik adamlar da ağacı yaşken eğitirler...