CHP Genel Başkan Yardımcısı Sarıbal: Halk bütün rezilliklerini yıktı attı!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal AKP'nin itirazlarıyla devam eden yerel seçim sürecine dair önemli açıklamalarda bulundu. Sarıbal, "İki gündür başladılar, seçimlerde şaibe var, başından sonuna kadar bu organizasyondur, bu bir projedir. O zaman soruyu şöyle soruyoruz, bu güne kadar bu proje sizindi, siz bunları yaptınız, bu bozuldu diye, bu projenin farkındasınız ama tutmadı diye halk sizin projenizi bozdu o yüzden yerlere serildiniz, aslında tam söylenecek laf budur" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sarıbal: Halk bütün rezilliklerini yıktı attı!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal AKP'nin itirazlarıyla devam eden yerel seçim sürecine dair önemli açıklamalarda bulundu. Sarıbal, "İki gündür başladılar, seçimlerde şaibe var, başından sonuna kadar bu organizasyondur, bu bir projedir. O zaman soruyu şöyle soruyoruz, bu güne kadar bu proje sizindi, siz bunları yaptınız, bu bozuldu diye, bu projenin farkındasınız ama tutmadı diye halk sizin projenizi bozdu o yüzden yerlere serildiniz, aslında tam söylenecek laf budur" dedi.

09 Nisan 2019 Salı 13:33
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sarıbal: Halk bütün rezilliklerini yıktı attı!

Edda Sönmez

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, CHP’nin Seçim Koordinasyon Merkezi’nde Yurt’a özel açıklamalar yaptı. Sarıbal, “Ne yaparlarsa yapsınlar, yenildiler. Halkın verdiği yetkiyi gasp ediyorlar. Bunun adı faşizmdir, bunun adı diktatörlüktür. Kazandık, mazbatamızı itiyoruz, belediye başkanımıza görevini versinler ” ifadelerini kullandı.

'ISRARLA İKTİDAR İSTANBUL’U BIRAKMAK İSTEMİYOR'

> Süreci sormak istiyorum? Neler söyleyeceksiniz?

Sanırım 31 Mart gecesinden itibaren başlayan, halkın oylarıyla kazanılmış bir seçimi, masa başında devletleşmiş bir yapının ve Ceberrut iktidarın, ısrarla kazanan kişiye, kazanan partiye mazbatasını vermemesi üzerinden doğan bir süreç yaşıyoruz. Bunun tek adı var, iktidar. İstanbul'dan ciddi anlamda nemalanıyor. Çünkü İstanbul gittiğinde kendi iktidarının tartışılır hale geleceği çok açık. Aslında bunu kendi sorunu haline dönüştürmüş tek adam var karşımızda. Ortada bir AKP falan da yok, onu bilelim. Çünkü eğer AKP olsaydı bu kadar belediye başkanı görevden alındığında, niye bizim belediye başkan adayımızı görevden alıyorsun diye sorarlardı, sormadılar. Dolayısıyla bu AKP, bir adama teslim olmuş, onun kontrolü altında yürüyen, o ne derse yapan bir yapı. Israrla iktidar İstanbul'u bırakmak istemiyor.

> Peki Beka meselesi ne oldu?

Seçimde beka meselesi dediler, beka meselesini bugün gördük. 31 Mart'tan sonra o beka meselesine dair bir tek kelime söylediler mi, söylemediler. Oysa biz beka meselesini bir haftadır yaşıyoruz. Onların beka meselesi koltuk kaybetmekti, onu biliyoruz. Onlar koltuklarına sahip çıkmak için, koltuklarında oturup inmemek için halkı bir kez daha kandırmak istediler, ama bu defa halk kanmadı. O kadar ceberrut bir yapı oluşmuştu ki, sokaktaki insan a dese içeri alınıyor, hakkında soruşturma açılıyor, dünyada bir benzeri yoktur herhalde. Bu kadar halkıyla çatışan, halkıyla kavga eden, bu kadar halkını ayrıştıran, ötekileştiren, pazarcı terörist, çiftçi terörist, bir adam düşünün kendi halkıyla, kendi toplumuyla kavga eden ve itibarsızlaştıran.

> Bu kadar gücün kaynağı nedir?

Bu adamın en büyük gücü neydi, yerel yönetimlerdi. Yerel yönetimlerde en büyük güç neresiydi, İstanbul'du. 40-43 milyar bir bütçe, ayrıca 16 milyon insan deyim yerindeyse bizi ve çocuklarımızı ömür boyu o borca talip edecek o projeler, ama o projelerin altına bakıyorsunuz, hepsi resmen bizi modern köleliğe sürükleyen, ben borçluyum, babam borçlu, abım borçlu, benim çocuğum borçlu, yaşama fırsatım olursa torunum da o firmalara borç ödemek için yaşayacak, öbür taraftan da büyük bir rant. Her tarafı altın denilen İstanbul yağmalandı, talan edildi. Ama neresinden bakarsanız büyük bir servet var, büyük bir zenginlik var. Bu serveti, bu zenginliği kaybetmek istemiyorlar. Tarihi zenginlik, doğası zenginlik, dağı, bayırı, bağı, bahçesi ne varsa zenginlik.

> İstanbul’un rantı ne olacak?

Elbette iktidar ve tek adam İstanbul'u kaybettiğinde çok şey kaybedecek. İstanbul'da kaç kişi Büyükşehir'de çalışıyor biliyor muyuz, bilmiyoruz. Kaçı bankamatik memuru biliyor muyuz, bilmiyoruz. İhaleler kimlere hangi rakamlarla veriliyor biliyor muyuz, bilmiyoruz. Nerede hangi arsa imara açılacak ve bu arsalar kimin biliyor muyuz, bilmiyoruz. Aslında biliyoruz da, bilmiyoruz. Ben ve arkadaşları yani saray ve arkadaşları, saray ve çeperi. Çünkü saray, tek adam bir işe bu kadar müdahil olmuşsa kendi kaybının da olduğunu düşündüğünden. Kim belediye başkanı seçilirse seçilsin. Sen kendine göre Cumhurbaşkanlığı misyonu üzerinden gittiğin ama bize göre tek adam bir başkanlığını sürdürüyor. Böyle baktığımız zaman ortada büyük bir iltihap var ve yaralı. Biz o yarayı açacaktık, o yaradaki bütün pislikler dökülecekti. O Büyükşehir’in büyük kaynaklarından kimlere, hangi vakıflara, hangi cemaatlere, hangi şirketlere, hangi kaynaklara ne paralar gidiyor bunların tümü ortaya çıkacaktı. Kendimizi koyalım onun yerine, bir kralın yerine, bir padişahın yerine, kendisine bir taraf kral çıplak diyor, kendisi ne istersem yaparım diyor. Şimdi böyle bir krallığın egemen olduğu, böyle bir hegemonyanın olduğu, deyim yerindeyse faşizmin artık doruklara ulaştığı, din sömürüsünün, kimlik sömürüsünün, inanç sömürüsünün, en önemlisi de ülkenin tarumar edildiği liberal, rantçı, yağmacı,talancı, ve baskıcı bir zulüm ortaya koymuş tek adam faşizminin kaybedeceği elbette çok şey vardır.

> Süreci neden geriyorlar?

Hatırlayın Hitler dönemini, Alman ordusu savaşı kaybetmiş ne yazık ki perişan ama hala Hitler Alman radyolarında zafer şarkıları okutuyor. Şimdi dolayısıyla ortada çok büyük bir kayıptan bahsediyoruz. Büyük bir yenilgiden bahsediyoruz, ama bu yenilgiyi biz tek başımıza sağlamıyoruz. İstanbul halkı biz sizi istemiyoruz dedi. Ve sandıkta oyunu kullandı. Değişim istiyoruz dediler. Yenilik istiyoruz, başka bir figür istiyoruz, artık yeter dediler. Faşizm böyle bir şey, diktatörlük böyle bir şey. Kendilerine gelince sandık demokrasinin olmazsa olmazıdır, ama buraya gelince seçim bir araçtır. Şimdi seçimde işleri olmadı, diyor ki, milli irade yerine gelmedi. Hatırlayın 7 Haziran 2015 olmadı milli irade, olmadı. Yenilememiz lazım, ben çıkana kadar yenilememiz lazım. Ahmet Davutoğlu ile bir koalisyon kuracaktık, intihara mı kalkışıyorsun sen dedi. Bu büyük bir tehlikedir, bu kendisini ülkenin en iyi noktasında gören kişinin bir ülkeye, insanlığa yapabilecek en büyük kötülüktür.

'ORTADA BİR FETÖ MESELESİ VARSA KENDİLERİDİR'

> FETÖ  iması hakkında ne düşünüyorsunuz?

İki gündür başladılar, seçimlerde şaibe var, başından sonuna kadar bu organizasyondur, bu bir projedir. O zaman soruyu şöyle soruyoruz, bu güne kadar bu proje sizindi, siz bunları yaptınız, bu bozuldu diye, bu projenin farkındasınız ama tutmadı diye halk sizin projenizi bozdu o yüzden yerlere serildiniz, aslında tam söylenecek laf budur. Yani Fetö'yü ağza almalarının ne anlamı var, Fetö'nün ortağı da belli, Fetö ile diyalogları da belli. Ortada bir Fetö meselesi varsa kendileridir, şöyle bir çekilip gitseler biz ne Fetö bırakırız, ne de başka bir şey bırakırız. Bu ülkede güller açar, demokrasi gelir.

'DÜNYA BİZİMLE ALAY EDİYOR'

> Peki  Bursa'yı sormak istiyorum Bursa’da itirazlar oldu…

Kabul etmediler, 47-48000 gibi oy farkımız vardı. Biz açıktan itirazlarımızı yaptık ama ne yazık ki onların kazandığı yerlerde Yüksek Seçim Kurulu hiçbir itirazı kabul etmedi. Ancak kaybettikleri yerlerde itirazları kabul ediyordu. Dünya bizimle alay ediyor, gerçekten gülüyorlar. Örneğin Çınarcık 16 oyla kaybedilmiş, itiraz edildi, kabul edilmedi. İşte Çifteler, Eskişehir 8 oy itiraz ediyoruz, kabul edilmedi. Bizim dışımızda Muş'ta iki partinin mücadelesi kabul edilmedi. Onun gibi yüzlerce sayabiliriz. Bütün kurumları aldıklarını düşünüyorlar, kamuyu esir almışlar, son aşamayı düşünüyorlar. O yüzden hukuk camiasına müdahale ediyorlar, YSK'na müdahale ediyorlar. Tümünün sorumlusu kendileridir.

'HALK BÜTÜN REZİLLİKLERİNİ YIKTI ATTI'

> YSK mazbatayı kime verirse seçimin galibi o mudur?

Binali Yıldırım kendisi böyle diyor ama öbür taraftan da seçimin tümü şaibelidir, o yüzden 15-16 bin oyla koca İstanbul teslim mi edilir diyor. Bu şöyle, bir güç sarhoşluğu meselesi var, açıkçası ne söylediğini bildiğini düşünmüyorum. Ne yaparlarsa yapsınlar, yenildiler. Aslında siyasetin ve demokrasinin gereği de budur. Halkın verdiği yetki siz gasp ediyorsanız, ki gasptır bu. Bunun adı faşizmdir, bunun adı diktatörlüktür. Kazandık, mazbatamızı itiyoruz, belediye başkanımıza görevini versinler, hizmet yapılmalı. Bütün dünyaya reklam olmuş durumdayız. O yüzden kısaca söyleyeceğim şey şudur, eğer ortada bir komplo, başından sonuna kadar planlama varsa, bir kumpas varsa sorumlusu iktidardır. Kurumlar elindedir, sandık görevlileri elindedir, yetkinin tümü iktidar ve YSK'da dır. O yüzden kendi pislikleri dökülüyor ortaya, kendi rezillikleri dökülüyor, o rezilliklerden de kendileri şikayetçiler. İlk kez halk onun bütün rezilliklerini yıktı attı. O yüzden en büyük şey milli iradeyse halkın verdiği karardır, halk buna uyacak, biz de halkımıza sonuna kadar sahip çıkacağız, mücadelemize devam edeceğiz. Hak verilmez, alınır. Halk bize o hakkı verdi, biz halkın hakkını aldık, sahiplendik, üstümüze aldık, ondan bir şey istemiyoruz, halkın verdiği yetkiyi almak istiyoruz hepsi bu kadar. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.