banner82

En zengin başkan ben olacağım

Çatalca Belediye Başkanı Cem Kara bazı belediye başkanlarının kendi bütçesine dudak büktüğünü belirtti; “Şu anda en büyük coğrafya benim. Yakın gelecekte de İstanbul’un en varlıklı, en zengin belediye başkanı ben olacağım” dedi.

En zengin başkan ben olacağım

Çatalca Belediye Başkanı Cem Kara bazı belediye başkanlarının kendi bütçesine dudak büktüğünü belirtti; “Şu anda en büyük coğrafya benim. Yakın gelecekte de İstanbul’un en varlıklı, en zengin belediye başkanı ben olacağım” dedi.

24 Ağustos 2016 Çarşamba 14:05
En zengin başkan ben olacağım
YURT Gazetesi Röportaj- Ülkü Çoban
Başlarken…   Çok uzun süren bir yolculuğun ardından Çatalca Belediyesi’ndeydik. “İstanbul ne kadar büyükmüş meğer” diyerek girdim belediyenin kapısından. Kapıda ne bir güvenlik görevlisi, ne de bir tarama cihazı vardı; bir kadın görevli gülümseyerek “Başkanımız geliyor” dedi sadece.  Çatalca Belediye Başkanı Cem Kara hareketli, heyecanlı, istekli anlattı planlarını ve projelerini. Serzenişleri de var, beklentileri de… İşte Cem Kara ve işte İstanbul’un en büyük coğrafyası Çatalca… 
*Telefonla bir belediye başkanını aradığınızda önce özel kalemi ya da danışmanı çıkar karşınıza, direkt ulaşamazsınız. Sizde böyle bir durum olmadı. Telefonlarınıza hep kendiniz mi bakıyorsunuz? 

  Bende koruma yoktur, etrafta kamera da yoktur. Şu anda belediyeye kimin geldiğini bilmem, bilmek de istemem. Kim gelirse gelsin benimle görüşecektir. Bu bir iş adamı da olabilir, yardım istemeye gelen bir yoksul da… 
Kimin geldiğini görmemek için! 
*Belediyedeki kameraları neden söktünüz?

  Belediyeye kimin geldiğini ekranda görmeyeyim diye söktüm. 2009’da geldiğimde kameralar vardı. İnsansınız ister istemez duygusal yaklaşım içinde olabilirsiniz, çünkü herkes kapınıza gelebilir. Ben kim sıra bekliyorsa içeri aldırırım. 
*Güvenlik endişeniz yok mu? 

  Hayır, görüyorsunuz güvenlik de, koruma da yok. Arabamdaki filmleri de söktürdüm. Telefon numaram da her yerde, herkeste vardır. Vatandaşta da var, istediği zaman arayabilir. Gece 24 saat açıktır telefonum.
ANAP’ın oyları CHP’ye geçti 
*2009’dan sonraki tüm seçimlerde, sadece yerel seçimlerden bahsetmiyoruz CHP’yi Çatalca’da birinci parti haline getirdiniz. Bunu nasıl başardınız? 

   1999 seçimlerinde Çatalca’da CHP yüzde 29 civarında oy almış. Dışarıdan bakanlar sosyal demokrat bir sol yapı olduğunu düşünüyorlar ama öyle değil. Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi, sonra o yapı Anavatan Partisi’ne yönelmiş.  Şu anda bizim partimizin Türkiye’de sıkıştığı bant gibi, Çatalca’da CHP yüzde 20 ila 30 arasına sıkışmış.  2009 yılında ise bizim aday olmamızla birlikte Anavatan’ın artık umut olmaması pek çok oyun bize yani CHP’ye geçmesine vesile oldu. 
 *O oyların AKP’ye gitme olasılığı daha fazla değil miydi?

   O oylar AKP’ye de gidebilirdi ama çoğu bize geldi. Biz bir anda 30 bantlarında oy almaya çalışırken yüzde 44,5 oy oranına ulaştık, AKP’yi de yüzde 32’lerde tuttuk. 
*Neden CHP tercih edildi peki? Yıllarca kimya öğretmeni olarak bu coğrafyada görev yapmanızın etkisi var mı bu durum üzerinde? 

  İyi bir eğitimci olduğum konusunda hiçbir zaman tavizim söz konusu değil. Ben her zaman işimi, öğrencilerimi, doğru bilgiyi ve insan yetiştirmeyi önemsedim. Ben ne eşime, ne çocuklarıma, ne öğrencilerime, ne velilere yalan söyledim. Aktif siyasetin içinde oy almak için yanıltıcı ya da yanlış bilgi vermedim.  Bu temel felsefemdir.  Vatandaşa da doğru ve dürüst bilgi vermeli. Bunu bir ahlaki kural gibi görüyorum. 
*11,5 milyon borçla almışsınız belediyeyi, borçları kapatabildiniz mi?

   Evet belediyenin o zamanki toplam geliri de 88,5 milyon civarındaydı. Belediye başkanı seçimi kaybetmeyeyim kaygısıyla bazı yatırımlar yapmış.  Bugün borcumuz 4 milyon 700 bin civarında. 
*Çatalca’nın yüzölçümü çok büyük, bütçeyle ilgili de bir serzenişiniz vardı.  “Nüfusa göre bir bütçe veriliyor ama alan büyük” diyordunuz, var mı bütçeyle ilgili bir değişim?

   Şöyle söyleyeyim yanımızda Esenyurt var, şu anda nüfusu 702 bin. 2016 yılının bütçesi 571 milyon lira. Çatalca’nın nüfusu 70 bin, Esenyurt’tan 30 kat daha geniş bir alan, son yıllarda her şey dâhil 40 milyon gelir elde edebiliyoruz. İller Bankası’nın gönderdiği oran personel maaşı bile değil. Bugün İller Bankası 2-2,5 milyon katkı yapsa, diğer parayı da yatırıma dönüştürebilirim


60 km uzakta mahallem var!
*Bütçeden sonraki en büyük sorununuz ne? 

  Demokrasiden, yerel yönetimden, tabana demokrasinin yayılmasından bahsediliyor ama 2014’ten sonra köylerin mahalleye dönüştürülmesi çok büyük bir sorumluluk getirdi. Benim 60 km uzakta mahallem var. Ne kadar gidebilirim ben oraya? Bunlar doğru değil. Onun için 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu’nun bu yasası tekrar gözden geçirilmeli. Anadolu’daki arkadaşların kaynak yaratıp da nasıl hizmet edebileceklerini anlamıyorum. Hizmet edebildiklerini de sanmıyorum.
Merkezi hükümet yetkilerimi aldı
*Cumhurbaşkanı’nın Kanal İstanbul Projesi, 3. Köprü güzergâhında yer alacak yollar, 3. Havaalanı projesi var… Bunlar Çatalca’yı nasıl etkileyecek? 

  2009’da İstanbul çevre düzeni planı yapıldığında yani 450 bilim insanının Kadir Topbaş’ın öncülüğünde yaptığı çalışmalardan sonra çıkan planda 3. Köprü yok, havaalanı var ama Silivri- Fenerköy civarında, Kanal Projesi de yok. Daha sonra bu planlar revize edildi.  Bütün yaşam alanlarını bir gün gelecek tahrip etmek zorunda kalacaklar. Nüfus arttıkça kent Arnavutköy, Çatalca ve Silivri tarafına büyüyecek. Siz mecburen yol ve diğer hizmetleri de getireceksiniz. O zaman ister istemez su kaynaklarını, orman alanlarını heba edeceksiniz. Şu an İstanbul’a yapılan bu ama yatırımların hiçbirisi benim sınırlarımda değil. Çatalca sınırlarında bir tahribat yok. 
*Çatalca hiç mi etkilenmeyecek? 

  Kuzey ormanlarını keserek geliyorsunuz, oradaki su kaynaklarını kurutuyorsunuz. Bunların hiçbirini desteklemiyorum. Şu anda ben kendimi orman ve mutlak tarım alanlarından ve yüzde 90 İSKİ havzası olmaktan dolayı koruyorum ama daha ne kadar koruyacağım? Ayrıca çok bir marifetim yok, zaten yetkileri Büyükşehir, Merkezi Hükümet ve Çevre Bakanlığı elimden almış durumda. 
Taş ocağı açtırmama mücadelesi
*Nasıl yani? Sizin yapmak istemediklerinizi, onaylamadıklarınızı üst merciler onaylıyor mu?

Ben burada ne söylersem söyleyeyim. Taş ocağı açtırmayacağım diye mücadele ediyorum. Gidiliyor Çevre Bakanlığı’ndan, valilikten izin alınıyor. Şu bölgede imara gerek yoktur, yapılmasın, açılmasın diyorum; gidiliyor İl Tarım Müdürlüğü, “Burası tarım alanından çıkartılmalıdır, kamu yararı vardır “diyor. 
İstanbul çok kötü yönetiliyor
*Taş ocaklarını gördüm gelirken, onlara neden karşısınız? 

  Doğanın tahrip edilmesine karşıyız. Ben bir tane taş ocağı açılsın istemiyorum. Yeraltı sularımız var, İstanbul’a su veren en önemli merkez biziz. Bu sular 500-600 yıldır var ama yoğun dinamit atılması, doğanın tahrip edilmesi sebebiyle artık başka alanlara kaçmaya başladılar. Uzman değilim ama uzmanların raporlarını da okuyorum. Türkiye ve İstanbul şehircilik anlamında çok net söylüyorum, çok kötü yönetiliyor. 
*Kadir Topbaş çok takdir görüyor ama!     Şunu iyi ayırt etmek lazım. Vatandaş “Bana hizmet yapma” demez. Vatandaş hizmet yapıldığı zaman bundan mutlu olur.  Hizmet yaparken geleceği de, 50 sene sonrayı da görmek lazım. Burada bir nüans var. Ben de burada yanlışları yaparsam, orman alanlarını su kaynaklarını açıp kent yaparsam belki vatandaşın işine gelir. Ama bu ne kadar doğru? Buraları da tüketirsen sonra nereye gideceğiz? 
*Bütçe konusu sizi çok üzüyor belli ki, diğer belediye başkanlarının sizden daha şanslı olduğunu düşünüyor musunuz? Var mı onlara bir mesajınız? 

   Buradan bütün belediye başkanlarıma mesaj gönderiyorum: Şu anda en büyük coğrafya benim, yakın gelecekte de İstanbul’un en varlıklı, en zengin belediye başkanı ben olacağım. Bunu şunun için söylüyorum zaman zaman “Bizim bütçemiz 300-500 milyon lira” diyorlar, ben 40 milyon lira deyince dudak büküyorlar. Her şey para değildir yüzde 65 orman alanı, yüzde 29 verimli tarım alanı nerde var? Adam ekseniz adam yetiştireceksiniz, bunlar hep bizde. O yüzden büyükşehir yüzünü bu bölgeye dönmeli, tarım ve hayvancılık projeleri üretmeli.


ADAY OLMASAM CHP kazanamazdı
*Öğretmenliğe devam ederken, siyasete girme kararını neden aldınız?

   Siyaset benim fikrim değildi, 2009 yılına geldiğimiz zaman Türkiye’de kötü bir gidişat olduğunu, eğitimin son derece kötü yönetildiğini gördüm ve mutsuz oldum. Artık meslekte 24. yılım dolmuştu ve dedim ki: Eğer ben seçime girmezsem CHP burada seçimi kazanamayacak, büyük olasılıkla da AKP’nin adayı seçimi alacak. Aday olabilmek için gittim istifa ettim. 
*İstifa ettiniz ama CHP’den aday olabileceğiniz kesin miydi? Adaylar yok muydu başka?     O sırada CHP’nin aday sayısı çoktu. 3-4 arkadaşımız, adaylıklarını önceden açıklamışlardı. Benim de partide etkinliğim devlet memuru olarak görev yaptığım için pek yoktu. Bireysel bir karardır bu ama öğrencilerin talepleriyle ben istifamı verdim. O zaman genel başkanımız Deniz Baykal’dı. Öğrencilerim sosyal medyayı kullanarak Ankara’yı bombardımana tutmuşlar. Ankara “Bir hocadan bahsediyorlar Çatalca’da, bu hoca kim?” demiş ve beni davet ettiler. Genel Sekreterimiz Önder Sav ile görüştüm. Onun öncesinde Mehmet Ali Özpolat genel başkan yardımcısıydı o da katkı sunmuştu bana. 
Adaylığımı gazeteden öğrendim 
*Önder Sav ile görüşmeniz nasıl geçti, ne konuşuldu o görüşmede?
   Benimle görüştü, “Hoca sen misin?”  dedi ve “Çatalca’da ne var ne yok?” diye sordu. “Eğer parti beni aday gösterirse, bu seçimi kazanırım ve sonra da Çatalca, cumhuriyetin kalesi olarak 6 oklu bayrağı dalgalandırır. Kimsenin yüzünü yere eğmem söz konusu olmaz. Hırsızlık olmaz, rüşvet olmaz” dedim. Gülümsedi. Odada tek başınaydı. Bu görüşmeden sonra daha başka bir şey yok, bir gün gazetede aday olduğumu okudum.
Bu iş, vicdanla cüzdan arasına sıkışmış bir iştir 
*Belediye başkanlığı, halk nezdinde zenginleştirici bir unsur olarak görülüyor. Siz yine eğitimcilik döneminde olduğu gibi maaşınızla yaşayan bir belediye başkanı mısınız? 
  Bu iş vicdanla cüzdan arasına sıkışmış bir iştir, çok net söylüyorum. Hiçbir belediye başkanına farklı bir gözle bakmam. Eğer bunlar varsa çok daha sıkı denetlenmelidir. Bakın size bir şey söyleyeceğim, Türkiye’de Sayıştay denetimi için “Ey Sayıştay gel beni denetle” diye resmi yazı yazan acaba kaç belediye başkanı vardır? Ben davet ettim. Onlar da 3-5 gün içinde cevap yazdılar “Biz senin davetinle gelmeyiz, biz bir program dâhilinde geliriz” diye. 
*Neden denetlenmeye bu kadar gönüllüsünüz? 
  Çünkü denetlenmeli; ben her şeyi denetleyemem. Temel felsefeyi söylerim ama ihaleleri bilmem, talimatı veririm bürokrat arkadaşlarımız kanunu yönetmeliği çerçevesi içinde yaparlar. Ama paraya el sürerlerse, hırsızlık yaparlarsa söylemişimdir “Elinizi kırarım” diye. Bazı şeyler benden de kaçabilir. Ben her gün personel denetimine kalkarsam ilçeyle ilgili hayallerimi hedeflerimi büyütemem.
Önerilen Haberler
Son Güncelleme: 24.08.2016 14:05
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.