Solda 'gökkuşağı' tartışması

Yavuz Alogan bugünkü köşesinde, "Beyoğlu'nun renkleri soldu, biz gökkuşağı gibi yeniden kuracağız" diyen CHP'nin Beyoğlu adayı Alper Taş'ı eleştiren bir yazı kaleme aldı.

Solda 'gökkuşağı' tartışması

Yavuz Alogan bugünkü köşesinde, "Beyoğlu'nun renkleri soldu, biz gökkuşağı gibi yeniden kuracağız" diyen CHP'nin Beyoğlu adayı Alper Taş'ı eleştiren bir yazı kaleme aldı.

23 Şubat 2019 Cumartesi 18:19
Solda 'gökkuşağı' tartışması

Aydınlık gazetesi yazarı Yavuz Alogan, “Terbiyeli maymun teorisi” başlıklı yazısındai "Beyoğlu AKP’nin politikalarıyla birlikte bütün renkliliğini, zenginliğini aydınlığını kaybetti. Renkler soldu. Biz Beyoğlu’nu bir gökkuşağı gibi yeniden kurmak için yola çıktık." diyen CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Alper Taş’ı eleştirdi.

Alogan yazısında şu ifadeleri kullandı:

“CHP’nin Beyoğlu adayı Sayın Alper Taş ilk vaadini açıkladı: Beyoğlu’nu gökkuşağına çevireceğiz! İlk olarak LGBT’nin, yani lezbiyen, gay, biseksüel ve transseksüel bireylerin sorunlarını çözecekmiş. Onlar, Beyoğlu gökkuşağının önemli bir parçasını oluşturuyorlarmış (doğru söze ne denir!). ÖDP’nin sayın genel başkanı, Beyoğlu İlçe Belediyesi’nde bir LGBT Meclisi kuracak, ayrımcılığı kaldırmak için belediyenin ‘yetki sınırlarını da aşarak’ mücadele edecekmiş. Kendisine queer/neşeli bir muhabbet ve başarılar diliyoruz.

Günümüzde bazı kilit kavramlar var: ‘her türlü ayrımcılık’, ‘insan hakları aktivisti’, ‘eşit yurttaşlık’, ‘ötekileştirmek’, ‘halkların kardeşliği’, Lenin’den araklanarak emperyalizmin imbiğinde damıtılan ‘ulusların kendi kaderini tayin hakkı’ vs.

Bu kavramlar, var olmayan sorunları demokrasi adına öne çıkararak, gerçekte var olan sorunları gözden kaçırmayı sağlıyor.”

“MUZ VE KAMÇI YÖNTEMİNDEN FARKSIZDIR”

Yavuz Alogan yazısını şöyle sürdürdü:

“Gerçekte var olan her sorunun kontrpuanı (karşıt sesi) olarak gerçekte var olmayan bir sorunu öne çıkarmak mümkündür. Gösterge niteliğinde yüzlerce örnek verilebilir. Fakat üç tanesi belirleyicidir: işçi sınıfının ve yoksullaşan emekçi halkın örgütlenme sorununun karşısında eşcinsellerin, etnik ve dinî grupların örgütlenme sorunu; emperyalist paylaşım savaşı koşullarında ulus-devleti güçlendirme sorununun karşısında bölgelerin ve büyük kentlerin idarî olarak özerkleştirilmesi sorunu; Türk Ordusu’nu millî orduya dönüştürme sorununun karşısında onu parçalayarak şirketleşmiş paralı askerî birlikler hâlinde yeniden örgütleme sorunu.

Bu karşıt sorunlar karşısında alınan tavır, tam bağımsızlıkçı, antiemperyalist sosyalist gelenek ile emperyalist ülkelerin ‘demokrasi budalası’ olan ve onların dayattığı kavramlarla konuşan ve örgütlenen sahte solu birbirinden ayırmayı sağlayan yegâne göstergedir.

Bu ayırımda paranın çok önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Buradaki yöntem maymunları terbiye etmek için kullanılan muz ve kamçı yönteminden farksızdır. İstenilen yönde davranış değişikliği gösterdiğiniz zaman muzu, itaatsizlik ettiğiniz zaman kamçıyı yiyorsunuz. Mesela eşcinsellerin tam bağımsızlığını ve özgürlüğünü ya da etnik bir grubun devletten demokratik özerkliğini ya da kent anayasasını savunuyorsanız Alman vakıfları, Soros fonları, küresel kapitalizmin hazmedemeyerek kustuğu paraların küçük bir bölümü size akar; fakat tam bağımsızlığı, ulusal birliği, emekçilerin örgütlenmesini, devletin piyasaya müdahalesini, hatta devrimi savunuyorsanız Jakoben, hatta faşist olursunuz, size kamçıyı gösterirler.”

“ESKİ DURUMA DÖNMEK İÇİN BİLE HAYATIN HER ALANINDA DEVRİM YAPMAK GEREKİR”

Alogan, geçmişte tanık olduğu bir olayı da aktardığı yazısında şu satırları kaydetti:

“Doksanlı yıllarda çok ilginç bir olguya tanık oldum. Bazı siyasî partilerin, sendikaların ve kitle örgütlerinin yönetimi ile tabanı ideolojik olarak ayrıştı, fakat bu ayrışma söz konusu örgütlerin varlıklarını sürdürmelerine engel olmadı. Bakıyorsunuz, örgütün tabanı yurtsever- antiemperyalist-sosyalist, fakat tavanı işbirlikçi; alenen etnik bölünmeyi savunuyor, hatta bazı kavramları çarpıtarak (mesela ‘laiklik’ yerine ‘özgürlükçü laiklik’ gibi) çaktırmadan yobazlığı meşru görüyor, özgürlük mücadelesi verdiği için AB Parlamentosu’nda alkışlanıyor, milletvekili ya da ‘kanaat önderi’ oluyor. Taban giderek yabancılaşıp uzaklaşıyor, dağılıyor, apolitikleşiyor; fakat örgüt yamularak, şekilsizleşerek ve yozlaşarak da olsa çarpık varlığını sürdürüyor. Ben bu durumu ‘terbiyeli maymun teorisi’yle açıklıyorum. Örgütün tabanı yabancılaşıp dağılsa da, tavanı daldan dala atlayıp muzları yiyerek ‘gökkuşağı’nın bütün renklerini yansıtabiliyor.

Sistemin bütün örgütleri potansiyel kitlesinden koparak bir kuru kabuğa dönüşmüş, ‘gökkuşağı’ muhabbeti iyice bayatlamıştır. Bütün örgütlerin tabanından yükselerek bu kabuğu parçalayacak olan kitle hareketleri yoldadır. İlerleme şöyle dursun, eski duruma dönmek için bile hayatın her alanında devrim yapmak gerekir.”

Son Güncelleme: 23.02.2019 22:56
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bütün sorunlar bittimi? 2019-02-23 19:08:56

tabiatin yapisina insanlarin toplumdaki degerlerine ters düsenler ücün birini alirlar!!!
Kim bu alper tasi böyle abuk subuk konular ile yemliyorsa cok basarili!

Avatar
aydın 2019-02-23 21:58:17

bunlar önce bu mavalarla gençleri kendilerine çekiyor ,sonra hdp ile pkk ya yoluyor,yahu yuzyılın canisi öcalanı hergun anan hdp ile solun chp nin ne işi olur,hala pkk nın başı,hala pkk aasker katletmek için ugraşıyor,bu terörle demokrasi nasıl bagdaştırlıyor