Sabahattin Meşe
Sabahattin Meşe
Yazarın Makaleleri
Endişe çağı
Kendi gerçekliğinize ne ölçüde katlanıyorsunuz? Ya da bu soru içinizi kemirip duruyor mu? Hepimizin hayatında eski ve yeni önemliler vardır, çoğu zaman da yeni önemlileri eski önemlilerin yerine ikame ederiz. İşte o zaman da kendi gerçekliğimizi...
Kendi ateşine odun taşımak
Hepimiz zincire vurulmuş uygarlıkların kalıntılarının arasında yaşıyorken ayak izlerimizden korkarcasına yürüyoruz. Bazen Midas'ı ve Silenos'u da düşündüğümüzde bir yere gizlenip Silenos ile Kral Midas'ın karşılaşmalarını...
Ölüler Evi
Arthur Rimbaud 'Ben toprağın altına gideceğim, sense güneşte yürüyeceksin.” Der. Toprağın altı ölüm, üstü yaşamdır ve insan öleceğini bilen tek varlıktır. Onun için de her insanın bilinçdışı kendi ölüm kuyusudur. İnsan...
Babil
BABİL Kulesi mitini bilirsiniz. Rivayete göre başlangıçta dünyadaki bütün insanların arasında aynı dil ile iletişim sağlanırmış. Bu insanlar doğuya doğru göç ettikleri sırada bir ova bulup yerleşmişler, böylece ilk kentleşme de burada...
Düşüş
Acı çektiğimiz için kafesimizi terk etmeyiz. Çünkü dış dünya bize korkunç gelir. Onun için de kafesimizde oturur bekleriz ve terbiyecimiz gelir, bize işkence yapmaya devam eder. Aslında bu hepimizin yaşamında bir döngü gibidir. Bundan kurtulmanın...
Ötekini anlamak!
Türkiye'de birbirini anlamama durumları seçim süreçlerinde tamamen tavan yapıyor. Öyle duvarlar örüyoruz ki birbirimizi duymuyoruz. Kazara başımıza bir felaket gelse o öteki diye göz yumup geçiyoruz. Bu durum sadece bizim ülkemizde geçerli...
Korkuyu beklerken!
Hümanizm Aydınlanma hareketinin temel değerlerini oluşturdu. Bu değerler daha sonra devletlerin kurucu ilkeleri oldu, anayasalar ve kanunlar bu ilkelere göre yapıldı. Laiklik, ilkelerin değerlerin yasalarda, toplumsal yaşamda ve eğitim ilişkilerinde...
Dar kapı!
Yarın seçim yapacağız, Cumhuriyetimiz için çok önemli bir dönüm noktası. Çünkü seküler, laik yaşam ile aklını başkalarının vesayetine verme arasında dar bir kapıdan geçeceğiz. André Gide'in 'Dar Kapı” romanında anlattıklarını...
“Biraz daha ışık!”
19. yüzyıl aynı bedende şeytan ve kutsalın savaştığı bir çağdı. 20.yüzyıl kaygıyı bekleme çağı oldu. 21.yüzyıl ise sürekli tüketim çağı olma yolunda. Yani bir çeşit 'sınırda bozukluk” öyle sınırım ki son üç yüzyılı...